Tatil dönüşü…

Serhat İncirli

Duruldu mu Türkiye’deki “Kılıçdaroğlu” meselesi?

Bayram Tatili için Avrupa’daydım da, takip edemedim!

Şaka şaka!

-*-*-

Avrupa’daydım derken, Kıbrıs Cumhuriyeti canım…

Bir gün Protaras, bir gün Larnaka!

-*-*-

Haaa Kıbrıslı Türk ahalinin yarıdan fazlası da sanırım oralardaydı…

-*-*-

Larnaka’da Kataklismos kutlamalarına rastladık!

Kalabalııııık?

Aman Tanrım!

-*-*-

Havaalanı dibimizde, beş dakikada bir uçak iniyor!

İran Savaşı ilk başta etkilenmiş ama sanırım “son dakika rezervasyonları” ile aşmışlar gibi!

-*-*-

Ama yerli halk da çok kalabalık!

Yani şu anda mesela Girne’ye git, ayıptır söylemesi Kıbrıslı Türk görene Çin’den panda hediye edecekler neredeyse!

-*-*-

Neden panda mı?

Onların neslini korumaya çalışıyorlar, bizimki tükenmek üzere!

Tükenmemek için direnenler de hep Güney’de!

-*-*-

Haaaa gelelim bizim Kılıçdaroğlu – CHP meselesine!

-*-*-

Hatırlayalım lütfen; Selahattin Demirtaş hapsedilirken – şu anda Kılıçdaroğlu oturtmasından muzdaripler olarak “el kaldırdınız” değil mi?

-*-*-

Abdullah Zeydan, Ahmet Türk, Gülistan Sönük, Mehmet Karayılan, Hoşyar Sarıyıldız ve Nuriye Arslan görevden alınırken sustunuz…

Veya konuşur gibi yaptınız!

-*-*-

Akabinde, sıra “Kürt”lerden size geldi tabii ki!

“Biz bu Ermeni’yi dövdürtmeyecektik”ten söz ediyorum!

-*-*-

Ve Ekrem İmamoğlu, Ahmet Özer, Resul Emrah Şahan, Rıza Akpolat, Mehmet Murat Çalık, Hasan Akgün, Hakan Bahçetepe, Utku Caner Çaykara, Oya Tekin ve Kadir Aydar’ı “verdiniz!”

-*-*-

O gün Türkiye sokakta olmalıydı!

Olmadınız!

Kabullendiniz!

Şu anda da 85 milyonun 84’ü kabullenmiş gibi görünüyor!

-*-*-

Haaaa KKTC mi?

KKTC’de, kendi verdikleri oylarla partiye genel başkan seçtikleri adamı, iki dilbandi gılıklı panço fellahi 31 dakika Lefkoşa’da gezdirdi; gözlerinin içine baka baka ailesinin de içinde olduğu aracın üzerine başka araç sürdüler, hiçbir şey olmamış gibi devam!

-*-*-

Değil kendisini seçenler; bizzat kendisi bile ses çıkaramadı hatta döndü, kendisini görevden alan iki kuruşluk dilbandilere biata devam etti!

Mide kaldırdı yani!

-*-*-

Evet, şu anda hepimiz CHP’liyiz de…

Neye yarayacak!

-*-*-

O külliyeye de girmeyecektik…

Ki o da ayrı bir “biat” kültürüdür!

Üzgünüm!

-*-*-

Neyse!

Çok düşündüm; uykularımı dahi kaçırdım üzüntüden; hatta Tottenham’ın küme düşmemesine bile sevinemedim doğru dürüst ama “müstahakkımızdır” diyorum; başka da bir şey demiyorum!

-*-*-

Bu arada belirteyim, Larnaka kalabalık, park sorunu ciddi sıkıntı, eski kasaba merkezinde yol tamiratları bezdirdi ama heyecanlı, canlı ve çok zengin!

-*-*-

Güney’deki bu zenginliği kendilerine göre “Türk tehditlerinden” korumanın yolunu da bir şekilde bulmuşlar!

Koruma – fizikiden çok –  maneviyata dayalı!

Avrupa’dan Hindistan’a, Çin’e dostluklar kurmuşlar!

-*-*-

Savaşmak, bundan sonra yapacakları en ciddi hata! (Öteki yazıyı da okuyun)…

-*-*-

Ama bizim tarafta, nedense, Türkiye’nin Ada’daki varlığını ve gücünü “barış gücü” kabul edenler, Rum tarafının “kendini koruma güdüsünü”, “bunlar akıllanmadı, hadlerini bildireceğiz”lere taşıyor!

-*-*-

Üç beş tane Türkiyeli gazeteci yazıyor da yazıyor!

ELAM da güçlendi efendim işte federal çözümün imkansızlığının kanıtı!

-*-*-

ELAM’ın güçlenme sebebi Kıbrıslı Türkler değil!

Faşistleri savunmak gibi olmasın ama bu ırkçı kafatasçılar, bizdeki benzerlerinin yanında masum sosyal demokrat bile sayılabilir!

-*-*-

Neyse!

Uzun hatta belki de hayatımdaki en uzun tatil bitti!

-*-*-

Pazartesi 1 Haziran, biz yine sabah Sim TV’de, her gün de Yenidüzen gazetesindeki sayfamızda karşınızda olmaya devam edeceğiz…

-*-*-

Özledik!


Mutsuzluk!

İki – üç günü Güney’de geçirdik…

Güney’de siyaset yok mu?

Var!

Futbol da var ve ezeli rakiplerin maçlarında, tüm Dünya’da olduğu gibi kavgalar da çıkıyor!

Peki Güney’de faşist yok mu?

Var!

Ve sayılarını da net olarak biliyor herkes!

Evet bu sayı artmış durumda ama yine de mesela bizdeki bilinmeyen sayıdan fazla olmadıklarından eminim!

-*-*-

Ama Güney’de ne var biliyor musunuz?

Herkes çok iyi biliyor ki, oturduğu evin, ektiği bahçenin sahibidir ve o eve – o bahçeye severek – mutlu bir şekilde sahip çıkıyor…

Yaşadığı köy kendi köyü…

Dibine kadar sahip çıkıyor…

-*-*-

Yemeğine, alışkanlıklarına, kültürüne, geleneğine sahip çıkıyor…

Hele de müziğine…

Her televizyon kanalında, Kıbrıs müzikleri ile ilgili programlar var, saatler sürüyor ve onlarca sanatçı çıkıp kendi şarkılarını söylüyor…

Elbette Yunan Müziği de var!

Haaaa, elbette Yunanistan Bayrağı da var!

-*-*-

Kıbrıslı olmak, Kıbrıslı Elen olmak veya Kıbrıs’ta yaşayan Elen olmak gibi bir kavgaları yok!

Kimse de onlara “Kıbrıs Eleni” gibi uyduruktan osuruktan kaydıraraktan isim de takmıyor!

-*-*-

Elen veya Kıbrıslı; turist ya da ne bileyim Rus veya Yahudi; insanlar hep mutlu!

-*-*-

Eminim çok dedikodu da vardır…

Ama yiyorlar, içiyorlar, eğleniyorlar…

-*-*-

Ve gerçekten en azından “bizim toplumla” ya da “Kıbrıs Türkleri” ile kıyasladığınız zaman, bir daha söylemiş olayım, çok mutlular!

-*-*-

Acıdır ama gerçektir biz mutsuzuz!

-*-*-

Ve mutsuzluğumuza onları da ortak etmek istiyoruz!

Yani “madem ki biz battık siz de batın” diyen tipik “Türk” mentalitesi!

-*-*-

Sürekli olarak Rum tarafının veya Kıbrıs Cumhuriyeti’nin silahlandığı haberlerini yapan bazı merkezler var!

-*-*-

Bu haberler belli ki aynı merkezde hazırlanıyor ve servis ediliyor!

Çok komik!

-*-*-

Dünya’nın en büyük iki üç ordusundan birine ve eğer Türkiye’deki gazeteler doğru yazıyorsa, çok etkili füzelere, ihalara, sihalara sahip bir ülke, sizin ülkenizin yarısında endam eyliyor olmuş olsaydı; siz hiç silah almaz ve 24 saat gonnara mı toplardınız?

-*-*-

Bizimkilerin veya şöyle söyleyeyim, KKTC’de yaşayan hatta KKTC’yi kontrol eden – ELAM’dan bin fersah daha faşist – zihniyet ve bu zihniyetin elemanları, Güney’deki insanların mutluluğunu hazmedemiyor!

-*-*-

1974 sonrası Güney yani Kıbrıs Cumhuriyeti çağlar atladı; AB üyesi oldu, çok zengin bir ülke haline geldi, inanılmaz bir devlet sağlamlığı var…

-*-*-

Aynı dönemde KKTC ne yaptı?

Nüfusunu “bilinmeyen” bir rakama taşıdı ama bunun yasadışı olduğunu bilerek yaptı!

Garanti hakkına uyarak geldi; aynı hakkın gereklerini yerine getirmedi; çöktü, kaldı ve içine etti!

-*-*-

Kıskanıyoruz!

Acıdır imreniyoruz!

Pasaportunu almak için yırtım yırtım yırtınıyoruz mesela!

-*-*-

Ve savaşıp, “hani biz bittik, onları da bitirelim” diye, üç, bilemediniz beş “çökük”le propaganda yapıyoruz!

-*-*-

“Mutsuzuz” işte!

-*-*-

Kemal Kılıçdaroğlu ile aynı “milletin evladı” olmak gibi bir “arzum” ya da “gururum” hiç olmadı, olmayacak!

-*-*-

Adı Mustafa olan Kemal ile tamam da; O’nun kurduğu CHP’nin AKP kararı ile başına oturan “Kemal” ile olmayacak; mutsuzluğumuz – kıskançlığımız da cabası!


Larnaka…