Önce bir durum saptaması yapalım…
1.
Medyaya yönelik planlı ve kirli bir “saldırı” altındayız.
Susturmak istiyorlar!
Neyi?
Her kim ki yalanı, talanı, rüşveti, hileyi ortaya çıkarmaya çalışıyorsa…
Kim konuşuyorsa…
Dijital linç bu…
Dijital infaz…
Sosyal medya sansürü...
Sosyal medya platformlarının “şikâyet et” butonlarını kullanan organize yapılar var.
Kimse de bunları tespit edemiyor (!)
Tahakkümcü, hoyrat ve giderek sertleşen bir kuşatma hâli…
2.
Bir süredir kimi özel hesaplar sosyal medyayı düzeysizce kullanıyor; “gazetecilik” yaptığı iddiasıyla “rezillik” sergiliyor, hem bu köklü mesleğe hem de toplumsal barışa kötülük yapıyor.
Ne etik var, ne sınır, ne sorumluluk…
Bunu içselleştirdik maalesef...
Hatta kimilerine ilginç geldi, yaygara arttıkça, takipçi sayısının yükselmesi...
3.
Kıbrıs’ın çözümsüzlük koşullarında, kendi irademizle yöneteceğimiz özgün ve güçlü bir yayın mecrasına ya da platformuna sahip değiliz. O nedenle iletişim anlamında hep başkalarının insafındayız, hep ip üstünde…
Kontrol hep başka ellerde…
Üstelik de özgürlükler konusunda sicili tartışmalı, şeffaflıktan uzak ellerde…
Medya ya da iletişim için facebook gibi platformlara muhtaç kalmak da bir utanç...
***
Dikkat ettiniz mi; çirkef yatağının bilinen kahramanları, çoğunlukla kendilerini Türkiye iktidarlarına “yakınlık” üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyor.
Demokrasiden ve iradeden uzaklaştıkça kirleniyor, küstahlaşıyor, yüzsüzleşiyorlar.
***
Maalesef gerçek bir “devlet”e sahip olmayınca güçlü kurumsal yapılardan da söz edemiyoruz.
Uluslararası toplumla ya da kuruluşlarla doğrudan ilişki de kuramıyoruz böylelikle…
Kıbrıs’ta “ortak” çözümler üretmeye kalksak bu kez karşılıklı “statü” ya da “egemenlik” tartışmaları devreye giriyor.
Yüzümüz güneye bakarken taşıdığımız hassasiyetler, kuzeye dönünce kayboluyor.
Tavla teslim gidiyoruz o zaman…
***
Çok ciddi bir saldırı altında sesimiz, soluğumuz, ifademiz…
Bir yanda “susturucu” yasa hazırlıkları var… Öte yanda uluslararası şebekeler marifetiyle “susturucu” işler yapanlar.
İlginç değil mi; silinen yayınlar ya da ortadan kaldırılan manşetler genelde aynı zihniyetleri işaret ediyor.
***
Susturucu!
Hem tetiği çekmek istiyorlar hem de kimseler duymasın…
Dikkat ediniz, cinayet mahalline ilk önce yine aynı insanlar uğrayabilir.
Katillerin huyudur bu!