“Susmayacağız”

Eralp Adanır

Ülkemizde özellikle susturulmak istenen basın camiasının dile getirdiği sloganlardan biridir, “Susmayacağız”. Hatta susan kesime hitaben de “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek” sloganı da kullanılmaktadır.

Bir ülkede “demokrasi” olgusunun göstergelerinin başında geliyor “Basın Özgürlüğü”. Bugün yanıbaşımızdaki Türkiye’de gazetecilerin tutuklanması, gazetelerin kapatılmasının hiçbir haklı tarafı olamayacağı gibi, o ülkenin eleştirideki tahamülsüzlük göstergesinin ve anti demokratik yapının da bariz bir örneğidir.
Uzun yıllar Yenidüzen gazetesinde hem muhabirlik hem yöneticilik yapmış olan Burhan Eraslan’ın “Kuzey Kıbrıs’ta Basın Özgürlüğü” kitabı, tek kelimeyle bu alanda “kaynak kitap” olacak yayınlardan biridir. Burhan Eraslan ile, 1991 yılında kalem oynatmaya başladığım Yenidüzen Gazetemizde o günden bugünlere dostluğumuz bakidir. 6 Temmuz 1996 tarihinde evinin önünde kurşulanıp öldürülen Yenidüzen Gazetesi yazarlarından, ağabeyimiz Kutlu Adalı’nın faili meçhûl katlinde de yine aynı gazetenin ve düşüncenin sayfalarında yer almaktaydık.

Yakın Doğu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne Gazetecilik üzerine sunulan Yüksek Lisans Tezi çalışmasının bir ürünü olan bu çalışmanın kitaplaşması ve okurla buluşturulması çok önemlidir. Son yıllarda özellikle Yüksek Lisans, Doktora gibi tezlerin sadece bir unvan ve ardından da Üniversitelerin arşivlerinde kalmayıp okurla buluşturulmasında önemli bir artış olduğunu söyleyebiliriz. Bu yöndeki çalışmaların “akademik” olmasından dolayı kaynak ve işleyiş-yorumlama açısından büyük önem taşıdığını da belirtmek gerekir.

Eraslan, kitabındaki çalışmasını, Osmanlı İmparatorluğu’nun yasalarının geçerli olduğu 19.yy Kıbrıs’ından, 1974 sonrasına kadar Basın Özgürlüğü konusunu örneklerle değerlendiriyor.
Kitap incelendiğinde “Basın Özgürlüğü” açısından iki önemli başlığın ortaya çıktığı açıkça görülebilmektedir: “Vatan Hainliği” suçlamaları ve “Yönetimlerin Sansürleri”.
“Hainlik” suçlamasının  tarihine baktığımızda, neredeyse bu ada basınının Kıbrıslı Türkler açısından bir “gelenek” haline geldiği görülebilmektedir.

Kıbrıs’ın ilk Türkçe gazetesi olup Osmanlı Türkçesi’yle yayımlanan 1879 tarihli “ÜMİT” gazetesinin, Osmanlı hariciyesinin İngiliz Yönetimine yaptığı telkinlerle kapattırılması, sahibi ve baş yazarı Ermeni Aleksan Sarafyan’ın derdest edilmesiyle “Basın Özgürlüğü” tarihimizde gerçekleştirilen ilk “müdahale” olarak da arşivlerimizde yer almıştır.
Kitap, 2 ana bölüm ve Tablolar bölümünde oluşmaktadır.
Bölümler içerisindeki başlıklara bakacak olursak:

“Osmanlı Yönetiminden Kıbrıs Türk Basınına ‘Hainliğe Cüret’ Suçlamaları”
“İngiliz Sömürge Valiliğinin Basına Yönelik Sansür Uygulamaları”
“Milli Mücadele Kıskacında Basın Özgürlüğü Kavrayışları”
“İfade Özgürlüğünün Savunucusu Olarak Basın”
“Siyasal İktidarların Basını Dava Yoluyla Susturma Girişimleri”
“Kutlu Adalı Suikastının Ardından Basında ve Parlamentoda Basın Özgürlüğünün Sınırlarının Sorgulanması”
“Basın Özgürlüğüne İlişkin Yeni Yasal Kavrayışlar”

Gerek Basın camiasında görev alan arkadaşların gerekse “demokrasi-barış” gibi temaları içselleştirenlerin bu kitaptan öğrenebilecekleri çok şey var kanısındayım.