Meclis konuşmalarının bazılarını dinleyebildim…
CTP Milletvekili Devrim Barçın, EKTAM direnişiyle ilgili olarak Çalışma Bakanlığı’na seslendi; “İşçilerin yanındaysanız, işten çıkarmaları yürürlüğe koymazsınız” dedi.
-*-*-
CTP Milletvekili Ongun Talat da konuşmasında, “Çok net olan burada hükümetin politikası maalesef işçileri koruyan bir noktaya evrilemedi.”
-*-*-
EKTAM Grevi ve bir önceki gün Meclis’te hükümet kanadının oylarıyla onaylanan Türk Telekom peşkeşinde ortak nokta nedir?
-*-*-
Evet; bu iki olayda ortak nokta, KKTC’deki hükümetin iradesiz, zavallı ve aciz olması halidir!
-*-*-
Her ikisinde de Türkiye’deki siyasi mafyadan korkma hali vardır!
-*-*-
EKTAM işverenine karşı, işçiden yana duramayışta da, katakulli okuyup tüm haberleşme altyapısını özel bir şirkete peşkeşte de “sebep” aynıdır!
-*-*-
İşgal, sömürge, sömürü, işbirliği!
-*-*-
Filim bitmiştir efendiler!
Yarın seçim olduğunda, gidip bu summak dayıları yeniden seçecek çok insan biliyorum!
-*-*-
Evet gerçekten summak dayısınız!
İzlem Gürçağ Altuğra hariç, tamamınız!
-*-*-
Summak dayı ne demektir?
-*-*-
Vallahi sözlüklere baktım, Türkiye’nin birçok bölgesinde çok değişik bir anlamı var!
-*-*-
Ama bizdeki anlamı, merhum araştırmacı – yazar – eğitimci Bener Hakkı Hakeri’nin Kıbrıs Türkçesi Sözlüğü'nde şu şekildedir:
“Söylenilenlere hiç aldırmayan, tınmayan kimse…”
-*-*-
Ama sadece o değildir!
Summak dayı, onurunu, gururunu, şerefini ve haysiyetini “çıkar” uğruna rahatlıkla “umursamayan” kişidir!
-*-*-
29 hükümet vekili…
İçlerinden biri sağlık nedenlerinden dolayı mazaretli…
Ve 27 oy!
-*-*-
İzlem Gürçağ Altuğra hariç!
Hem “Helal” hem de summak dayılara örnek olsun!
Gel be Yeni Zelanda; al bizi götür!
Girne bölgesinde bir veteriner, son bir ay içerisinde, 12 köpeğin sahipleri tarafından İngiltere’ye götürülmesi işlemlerine yardımcı olmuş…
-*-*-
Sadece “köpeği olan” aileleri hesaplarsak en az 20 – 25 kişiyi işaret eder!
En az!
-*-*-
Köpeği olmayanlar veya köpeğini bırakıp dönenler!
-*-*-
Çok iyi biliyoruz ki, yine Türkiye’nin baskısı ile “beş dakikada haydi şimdi bütün eller havaya” denilerek değiştirilen yasayla, üçüncü ülke vatandaşlarının ev almasını ve bu ülkede yaşayabilmesini “zulüm” haline çevirdiler!
-*-*-
Onlarca yabancı, en başta da İranlı ve Rus, şu anda mülklerini satıp, KKTC’den kaçıyor…
Ve yerlerine gelenler var tabiii…
Olmaz mı?
-*-*-
Gel be Yeni Zelanda; al bizi götür!
Allah rızası için!
Güler yüzlü, güzel, şık ve kültürlü bir Kıbrıs kadını
Meral Kaşif büyüğümüzü de kaybettik…
Merhum Safiye ve İrfan Nadir çiftinin üç çoğunun en büyüğüydü…
Patronumuz merhum Asil Nadir ve Bilge Nevzat’ın ablalarıydı…
-*-*-
Meral Kaşif’i İngiltere’de tanıdım…
-*-*-
Bir dönem sevgili eşi Güner Kaşif beyefendi ile birlikte Bellapais’e yerleşmişlerdi…
Daha sonra, yaşadıkları evi Ersin Tatar’a satıp, İngiltere’ye çocuklarının, torunlarının yanına dönmüşlerdi…
-*-*-
Dünyaca ünlü besteci, orkestra şefi, yapımcı ve aranjör Tolga Kaşif, üç oğlunun en büyüğüydü…
-*-*-
Meral Kaşif, uzun yıllar İngiliz okullarında öğretmenlik yaptı…
Tanıdığım ve tanıyabileceğim en kibar insanlardan biriydi…
-*-*-
Sanatla yakından ilgileniyordu ve şiir kitapları da vardı…
-*-*-
Ülkesini çok seven biriydi…
Ailesine çok düşkündü…
-*-*-
Son derece güler yüzlü, güzel, inanılmaz şık ve çok kültürlü bir insandı…
-*-*-
Evlatlarına, çocuklarına, torunlarına, torun çocuklarına değerli eşi Güner Beye ve kız kardeşi sevgili Bilge Nevzat Hanımefendiye başsağlığı dilerim…
-*-*-
Ölüm ilanında, Londra’da toprağa verileceği yazılı… Cenaze bilgileri daha sonra bildirilecek…
-*-*-
O’nu tanımış olmak şerefti…
Allah rahmet eylesin…
Yeri doldurulamaz bir kahraman
Bazı insanlar vardır, konuşur da konuşur, hava kesmediği her halinden bellidir…
Atar, tutar ve çok açıktır ki sadece de yutar…
-*-*-
Ve bazı insanlar vardır ki, konuşmasına, anlatmasına hiç gerek yoktur; O’nu bilen bilir…
-*-*-
Erdil Nami…
Dün yitirdik…
Kalp krizi geçirdiğini öğrendik…
Allah rahmet eylesin… Ailesinin, sevenlerinin başı sağ olsun…
-*-*-
Evet, kim bilir belki de birçok kişi O’nu sevgili oğlu, eski CTP Milletvekili, eski müzakereci, eski bakan Özdil Nami’nin babası olarak bilir…
-*-*-
Eski Ticaret Odası Başkanı olarak bilenler de eminim vardır…
-*-*-
Ya da benim gibi, sevgili arkadaşım Tunç’un kayınpederi olarak…
-*-*-
Erdil Nami, Lefkoşa Polis komutanlarından Kazım Nami’nin oğluydu…
-*-*-
1964’te Erenköy’e, oradan da babamın köyü Yeşilırmak’a çıkanlar arasındaydı… Bu arada iki kardeşi de Erenköy’e çıkan üniversite öğrencisi mücahitlerdendi ve Özdil Nami, orada yaşamını yitirmişti… Erdil Bey daha sonra oğluna, kardeşinin ismini verecekti…
-*-*-
Evet, Erdil Bey, hem dayım ve amcamla birlikte Erenköy’e çıkmıştı; hem de Yeşilırmak’ta babamla birlikte mücahitlik yapmıştı…
-*-*-
Ülkesini seven, ülkesi için canını feda eden; konuşup da anlatmasına hiç gerek olmayan bir güzel insandı…
-*-*-
Elbette ölümü herkes “yaşayacak”…
Ama bazı ölümler, yeri doldurulmaz boşluklar yaratır…
Hele de günümüz KKTC’sinde…
Ve Erdil Bey, yeri doldurulamayacak kahramanlardandı…
Aileye başsağlığı dilerim…