Polis Genel Müdürlüğü diyor ki, “Ülkemiz güvenli…”
Bir yığın “rakam” seriyorlar önümüze ve şunu anlıyorsunuz biraz daha seçici bir okumayla:
“Sizi öldürebilirler ama biz katilleri yakalarız.”
Yani…
Gönül rahatlığıyla ölebilirsiniz!
Ya da…
Evlerinizde, sokaklarınızda, işyerlerinizde her gün ölüp ölüp dirilebilirsiniz; nasılsa istatistikler iyi!
***
“KKTC’de güvenlik tablosu, verilerle değerlendirilmelidir” diyor Polis Genel Müdürlüğü…
Elbette veriler önemlidir; fakat bir de toplumun nabzı, duyguları ve iliklere işleyen korkuları var.
Benim için güvenlik, çocuğum eğlenceye gitmişse, uyuyabilmektir rahatlıkla… Yaşlı annemin evinin bahçesinde oturmasıdır huzurla… Yürüyüşe çıkabilmektir geceleri, ürpermeden... Pencerelerime demir parmaklıklar örmeden yaşamaktır.
***
Gelelim “veri” meselesine…
Yurttaş sayısını bile açıklamıyorlar, ne yapacağız?
Ayrıca…
Bu veriler nerede?
“KKTC İstatistik Kurumu” var.
En son “İstatistik Yıllığı 2024” yayımlanmış.
Buraya bakınca 2024’te kuzeyde 6 bin 678 “hakiki suç” kaydı görülüyor.
Ben demiyorum, “devlet” diyor.
Polis Genel Müdürlüğü aynı yıl için 3.520 rakamını açıklamış.
“Güvenlik” dediğiniz sözcüğün kökünde de dikkat ederseniz “güven” var!
Kime inanalım şimdi?
“KKTC İstatistik Kurumu” en son yıllığında 6 bin 678 “hakiki suç” kaydı yaptı ya… Aynı dönem için Kıbrıs Cumhuriyeti İstatistik Servisi CYSTAT’ın “Criminal Statistics 2024” yayını güneyde 5 bin 900 “gerçek ciddi suç” kaydetmiş.
İşin aslı, “erişilebilir” verilere bakınca manzara çok iyi değil…
***
İstiyorlar ki, ülkeye “turist” olarak gelen kişinin, elinde bıçak hem de kalabalık bir marketin orta yerinde, bir kadını delik deşik ettiğini görmeyelim; gemiden inmiş başka bir “turist”in hem de ehliyetsiz ve sarhoşken bir dostumuzu trafikte katletmesine takılmayalım… Hatta bir başka “turist”in borç tahsilatını cinayetle yapmasını görmezden gelelim… 18 yaşındaki genç kıza sarkan 5 “turisti” unutalım, bayram tatiline gelmişlerdi zaten…
Nihayetinde polis de toplumsal iradeye bağlı bir yerden yönetilmiyor.
Turistler gelip geçiyor da…
Bizler kalıyoruz geride…
Yılın on iki ayı doluluk oranı hiç düşmeyen tek turistik tesisimiz: Merkezi Cezaevi…
Muhaceret afları…
Diploma fabrikası kurmuş pek muhterem milli vekiller, dokunulmaz zat-ı şahaneler…
Sokak ortasında kurulan pusuların derin devlete uzanmış parmak uçları…
Hepsi birikiyor içimizde, ağır bir tortu bırakarak.
Yine de “siz aldırmayınız” diyorlar, “matematik” iyi!
Yapay zekâya gönderdin mi verileri, harika grafikler çıkartıyor.
Matematik iyi de sosyal bilgiler nasıl, temizlik ve tertip, coğrafya?
Keşke “Barış Ruh”tan da veriler istense bu mevzuda…
***
Mesele “polis” değil, anlamadıkları bu…
Ya da anlamak istemedikleri…
Siyaset ve zihniyet sorunlu…
Mesele vesayet…
Tamam, “ateşkes” koşullarını anladık da niye polisin gölgesine sığınıyor şaibeli onca siyasetçi…
***
Ha, şu da gerçek…
Polis teşkilatının personel, mevzuat, teknoloji ve altyapı bakımından desteklenmesi gerektiğine kesinlikle katılıyorum.
Ama “çirkef yatağı” temizlenmedikçe…
Hele hele bu irade yoksunluğu…
Nüfus dayatması sürdükçe…
Güneye aslan kesilenler, yüzleri kuzeye dönüşte süklüm püklüm durdukça…
Bu ülkeye ne polis yeter ne cezaevi…