SU KRİZİ BÜYÜYECEK, ÇÜNKÜ…

Sami Özuslu

 

Sevgili Meyil’in programında Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü anlattı dün: TC Yardım Heyeti’nin şu enteresan ‘Anamur operasyonu’ sırasında enteresan bir diyalog yaşanmış.
‘Asrın Projesi’ dedikleri Anamur suyunun KKTC’ye gelişiyle ilgili teknik bilgiler verdikten sonra, ilgili TC bürokratlarından biri konuyu ‘Kıbrıs’taki kötü KİT yönetimleri’ne getirmiş.
KIBTEK’i örnek göstermiş.
ETİ’yi…
Turizm İşletmeleri…
Ve diğer bazı kapanmış eski KİT’ler…
“Bakın” demiş, “Bunlar hep kötü yönetildi ve battı.”
İşte tam da bu noktada Esentepe Belediye Başkanı Cemal Erdoğan söze girmiş:
“Yahu” demiş, “Ben sporun içinden gelen biriyim. Siz hep mağlup olduğumuz maçları anlatıyorsunuz da galibiyetlerden söz etmiyorsunuz. Hiç mi maç kazanmadı bu toplum?”

**

Cemal Erdoğan’ın bu tepkisi, dün bu köşede aktardığım Nidai Güngördü’nün çıkışı, TC Yardım Heyeti Teknik başkanı Ertan Tosun’un bizzat organizasyonuyla yapılan Anamur operasyonuna giden belediye başkanlarının genelinin görüşünü yansıtıyordu.
Güngördü yayında anlattı: “Bir memur bize ‘BESKİ kitapçığını okumadınız’ deyince dayanamadım, kendisine bizim seçilmiş başkanlar olduğunu anımsattım” dedi Nidai Güngördü…
BESKİ’yi Belediyeler Birliği bünyesindeki belediyeler kurdu. Lapta ve Yeniboğaziçi bu oluşumda yok, ama diğer 26 belediyenin üzerinde çalıştığı, suyu yönetmeye talip bir şirketleşme çabası bu…
“BESKİ su yönetimini ve işletmesini tek başına üstlenip başarabilir mi” sorusu da önemlidir ama hiç kimsenin, hele TC’den atanmış bir kamu görevlisinin öğretmen edasıyla “Bu işi siz yapamazsınız, kitapçığı bile okumadınız, bilmiyorsunuz” şeklindeki hakaretlerini kabul etmek mümkün değildir.
BESKİ’de düzeltilmesi gereken yönler varsa eğer, bunlar tartışılır, konuşulur. Belki BESKİ değil başka bir oluşum suyu yönetmek ve işletmekle görevlendirilir.
Buna kararı verecek olan bu ülkenin seçilmişleri, yani hükümeti olmalıdır.

**

BESKİ’yi geçelim.
Sapır sultan dahi duydu ve biliyor ki uzunca bir süredir teknik bir ekip bizzat ‘Su Yönetimi ve İşletmesi’ konusunda ciddi bir çalışma yürütüyor. Bu işin teknik yükünü de bu ülkenin teknik insanlarının örgütü, yani KTMMOB üstlendi.
Dahası, bu çalışmalara uzunca bir süredir, kendisi de bir yüksek mühendis ve KTMMOB üyesi olan, hükümetin büyük ortağı CTP’nin Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da bizzat katılıyor, sürekli bilgi alıyor, katkı koyuyor.
İlgili kamu kuruluşları, yani SU İşleri Dairesi ve diğer birimler de bu çalışmaların içinde yerini alıyor.
“KKTC kanadı ev ödevini yapmadı” diyenlere ve bu argümanı sık kullananlara cevap olsun diye bunu da bir kenara not edelim.

**

Türkiye’den gelecek su konusunda TC’nin takındığı tavrı anlamak, mantıklı şekilde izah edebilmek mümkün değil.
İşin çok kritik bir yanı daha var üstelik: Sadece TC’den borularla getirilecek suyun değil, KKTC’deki su kaynaklarının ve boruların geçeceği yerlerin tamamının mülkiyeti de özel bir şirkete verilmek isteniyor.
CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman da dün sabah Kanal SİM’de sevgili Damla’nın programında bunu açıkça, altını çizerek anlattı.
Ve “Ülkenin bütün su kaynaklarını tek bir şirkete devretmeyi kabul etmek mümkün değil” dedi Erhürman…
Bir şey daha… Dün Nidai Güngördü söyledi: Sadece su değil, kanalizasyon da tamamen ‘o şirket’e devredilecek!
Tek bir firma, KKTC devletinin içme ve sulama suyunu da, atık suyunu da kontrol ve idare edecek.
‘Tekel’lerin başta fiyat olmak üzere piyasaya ne getireceği sorusu, yani işin ekonomik kısmı bir yana, KKTC’de yönetilecek geriye ne kalıyor ki?
Elektrik mi dediniz?
Yok, onu da kabloyla getirip, özel bir şirkete verecekler.
Bunu yapmayan hükümeti de “Para vermeyiz” diye tehdit edecekler.
Bu tehdit dünden itibaren kamuoyuna da ‘uzun kulak’tan duyuruldu.
İşin özeti: Su krizi büyüyecek. Hem de çok!..