ŞU İLERİCİ-GERİCİ MESELELERİ

Mehmet Çağlar

"En önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir... 

Eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder" (M.kemal Atatürk).

***

Yaşam sürdükçe bilgi de artar...

Artan bu bilgiden insanlar bilgilenir ve bilgiyi çeşitli şekillerde ve çeşitli alanlarda kullanır...

Bilgi aynı zamanda bir adaptasyon türüdür de...

***

Örneğin, bazı kesimler yaşam sürdükçe artan bilginin işgalinden korunmak için, dış gerçeklikten koparlar...

Kopmak, sorunları için bir "ilaç"tır. Daha fazla ilaç, daha fazla kopma demektir...

Çünkü çok iyi biliyorlar ki, hayat sürdükçe bilgi bireyleri ve toplumları işgal eder...Beyinleri memetik mutasyona uğratır. 

O yüzden de dış gerçeklikten uzaklaşıp beyinlerin mutasyonuna izin vermemek için hakikatin geçmişte olduğunu anlatırlar...

Zamana direnerek gelecek nesillere geçmiş ile hitap etmeye çalışırlar...

Bu kesimler için varoluşun amacı "geriye" dönmektir!

Dolayısıyla ortaya çıkan mit, zamanı ve ölümlülükle karşılaşmayı düzenler...

Yaşamı tin'e yeniden bağlar ve madde'den özgürleştirir...

Eski yorumlardan farklı sonuçlara varmayı mümkün kılar!

Arka planda kontrolü elinde bulunduran mitolojik örgü, tek algılanan gerçekliktir...

İnsanlar kendi içlerinde, ya da kendi başlarına "yaratıcı" değillerdir...

Bunların işi, karşılaştıkları bütün "yeni" olanı "eski" üzerinden açıklamaktır! 

Bu yüzden "gerici"dirler...

Cemil Meriç'in ifadesiyle:

" İnsan, sadece hakk’ın ve hakikatin emrindedir.

Allah’ın dışında cismani bir otorite yoktur. 

Yani, Kutsal Kitaplar hem bir ibadet kitabı, hem bir anayasa muhatabıdır. Dolayısıyla vatandaşlığı yapan, kan ve toprak değil, inançtır."

***

Diğer bir kesim içinse, varoluşun amacı "orijinale" dönmek için "ileriye" yürümektir...

Bunlar ise, ileriye yürümek için bilgi birikiminin aldığı biçimleri kullanır ve geliştirirler...

Makineler, akıllı telefonlar, bilgisayarlar vb. insan düşüncesinin üretimi olan her şeyi üretir ve geliştirirler...

Ne de olsa, tüm zamanlarda insan düşüncesinin üretimi olan "bilgi", yeryüzünün en fazla para getiren enstrümanıdır...

Değerli üretim bilgiyle olur...

Ve hiçbir mal, kendisini üreten bilgiden daha fazla para ve değer etmez...

***

İlerici kesimler ileriye yürümek için bilgi birikiminin aldığı biçimleri kullanır ve geliştirirler...bu nedenle dinamiktir bilgi birikiminin aldığı biçim...

Hakikatin geride olduğuna inananlar için ise gerçek değişmezdir... 

Dinamik değildir... 

Dolayısıyla diğer insanlar olarak onlara benzersen ancak o zaman gerçeğe yaklaşırsın... 

Hakikatin geride olduğuna inananların zamana direnecek genç nesillere ihtiyaçları vardır! 

Onlar dinamiğin temsilcisi değildirler... "yeni"yi "eski" üzerinden ve gerideki hakikate dayandırarak açıklamazsan bunların  ruhsal yapıları çöker...

***

Bugün bu bağlamda, bazı kesimler için, KKTC gibi "hasta toplum"lar vardır...

Onlara göre bu toplumlar hastadır çünkü amaçlarından çıkmışlardır!

Bu kesimlere göre KKTC de amacından sapmıştır!

Dolayısıyla KKTC'de, "geriye dönük" olarak, maddeye ve manaya kesin olarak hükmetmek gerekmektedir!

***

Toplumların yükünü eğitim sistemi çektiğine göre;

Lâik ve çağdaş eğitim yolunun üzerine taş konmalı, 

eğitim sisteminin iç dinamiklerini tıkayan unsurlar temizlenmelidir ...

Okul dışı din eğitiminin yaygınlaşmasına da göz yumularak,

toplumun eğitim ve din bilgisi "lüzumlu seviyeye" çıkartılmalı!

Lâkin lâik devrimci kesimler de hiç merak etmesin...!

KKTC'de egemen olan KKTC'nin kendi kuzeyindeki erk, 

Cami ve Kamuoyuyla uygun adım gidildiği sürece, 

halâ "Taş Devri"nde olsa da,

güvende ve koruma altında, 

yaşamaya devam edilebileceği güvencesini veriyor!

***

Evet... ülkemizde yönetimler on yıllarca güya Atatürkçülüğe biat ediyordu... Güya! 

Ama artık cami ve ülkemizin kuzeyinden esen rüzgârla üretilen kamuoyuyla uygun adım gidildiği sürece, bu anlayışlardaki yönetimlerin koltukları güvendedir... 

Ve halkı da taş devrin'de yaşatmaya devam edebilirler...

Çünkü bir toplumun üzerine taş üstüne taş koyacaksan bunun yolu eğitim sisteminden geçer... 

Çocuğa ne öğretirsen onu bilir...onu geliştirir...

Oysa bunlar için hakikat "geridedir"...

O yüzden de öğretileni alır ve gerçeğin geride olduğuna kâni olur...

Eğer hakikat gerideyse, bu "ileriye" doğru bir arayışı da anlamsız kılar...

Dolayısıyla eğitim sistemi seni "ileriye" taşıyacak dinamikleri dışlar... 

Aktarım dinamiklerinin gizemi işte burada yatar... 

Yani bize ileriyi değil geriyi aktarıyorlar...

Ancak sağlıklı bir aktarım değil bu! 

Ve bunu görebilmek ve anlayabilmek bence çok önemlidir...

Mesele budur...!

Oysa ki, "ötede" yani "ileride" olmak Kıbrıs'lı Türkler için en önemli ihtiyaçtır.

Beride ve geride olmak değil..!