St. Hilarion’da “kayıplar”dan geride kalanların bulunmasına devam ediliyor...

Sevgül Uludağ

 KAZILARDA SON DURUM… KAZILARDA SON DURUM…

Kayıplar Komitesi tarafından adamızın her iki tarafında iki toplumlu kazı ekiplerince yürütülen ve gerek 1963, gerekse 1974’te “kayıp” edilmiş Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ın gömü yerlerinin aranmakta olduğu kazılar, geçen haftaki aşırı soğuklar ve yağışlar ardından bugünlerde normale dönmüş durumda… Aşırı soğuklar ve yağışlar, kazılarda aksamalara neden olmuştu… Şimdi hava durumunun mevsim normallerine yaklaşmasıyla birlikte, kazılara da kesintisiz biçimde devam ediliyor.

Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi’nden aldığımız bilgilere göre, bir okurumuzun göstermiş olduğu St. Hilarion askeri bölgesindeki bir gamini ve çevresinde yürütülmekte olan kazılarda bazı “kayıplar”dan geride kalanların bulunmasına devam ediliyor.

Okurumuz bu gömü yeriyle ilgili olarak bundan yedi yıl önce yani 2010 yılında bilgi vermiş, bu bilgileri okurlarımızla ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle paylaşmıştık. Okurumuz, 2015 yılında Kayıplar Komitesi’ne çağrıda bulunarak kendisine askeri bölgeye giriş izni almaları halinde, bu gömü yerini gösterebileceğini belirtmişti.

Askerliğini yaptığı esnada bir gaminiye atılan çöplerin temizlenmesi esnasında 7-8 “kayıp” Kıbrıslırum’dan geride kalanların gaminiye gömülmüş olduğuna tanık olan bu okurumuz, gaminideki çöpler temizlenirken, insan kalıntılarının da çevreye gömülmesine şahit olmuştu.

Nitekim 2016 yılında Kayıplar Komitesi yetkilileriyle bir kez daha bu okurumuzu ziyaret etmiştik ve okurumuz aynı çağrıyı yinelemişti – Kayıplar Komitesi de geçen yıl bu okurumuz için St. Hilarion askeri bölgesine giriş izni almayı başarmış ve Kayıplar Komitesi yetkilileriyle birlikte St. Hilarion askeri bölgesine girerek, okurumuz kendilerine gaminiyi ve çevresindeki bölgeyi bularak göstermişti.

Geçtiğimiz günlerde bu alanda başlatılan kazılarda bazı “kayıplar”dan geride kalanların gaminide ve çevresinde bulunmaya başlanması, “kayıplar”dan geride kalanların bulunması bakımından bu yılın ilk güzel haberi oldu… Okurumuza sonsuz teşekkürler ederken, Kayıplar Komitesi yetkililerine de bu alanda kazı başlatmış oldukları için çok teşekkür ederiz.

Kayıplar Komitesi’nin diğer kazıları arasında iki kazı ekibinin çalıştığı Aslanköy’de (Angastina) sürdürülen bir kazı var. Daha önce üç “kayıp” şahıstan geride kalanların bulunduğu ancak bulunan kalıntıların azlığı nedeniyle genişletilerek yeniden başlatılan bu kazıda çalışan arkeologlarımıza kolay gelsin diyoruz.

Bir diğer kazı ekibi Arçoz’da (Yiğitler) kazıları sürdürüyor…

Omorfo’da bir kilise mezarlığında da kazılara devam ediliyor.

Pendaya’da (Yeşilyurt) bir kuyu kazısı devam ederken, Spatharigo’da (Ötüken) de kazı sürdürülüyor.

Kermiya’da ara bölgede bir başka kazı devam ederken, Kutrafa’da da bir diğer kazı sürdürülüyor.

Kazı ekiplerindeki tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara “Çok kolay gelsin” diyoruz...


 DÜNYADA YÜZLEŞME İÇİN NELER YAPILIYOR?

 

“Selanik Yahudilerinin Kırık Anıları Sergisi” Şubat ayına kadar devam edecek…

 

“Tarih bir hapishane değil, bir okul olmalı…”

 

Serdar KORUCU

 

Makedonya Çağdaş Sanat Müzesi, “Kırık Anılar 1940-1950” sergisi ile Yunanistan tarihinin en karanlık 10 yılına odaklanıyor. Holokost sırasında Selanik’te yaşananlara ve İç Savaş dönemine…

Selanik’in Türkiye’de yaşayan herkes için farklı bir anlamı var. Osmanlı’nın büyük şehirlerinden biri, Mustafa Kemal ve Nazım Hikmet’in memleketi, 2. Abdülhamid’in sürgün yeri, Sabetayistlerin İzmir’den sonraki merkezi ve Yahudiler için ‘Em Israel’ (İsrail’in anası) ve ‘Yerushalayim de los Balkanes’ (Balkanların Yeruşalayim’i) olarak…

Bugün Selanik’in bu özelliklerinin neredeyse tamamı tarih sayfalarında kalmış durumda. Yunanistan’ın ikinci büyük kenti Selanik’i cazip hale getirense artık sadece doğal güzellikleri ve Osmanlı döneminde çoğu camiye çevrilmiş olan, Dünya Mirası Listesi’nde yer alan ünlü Bizans kiliseleri…

“Kırık Anılar 1940-1950. Geçmiş ve Deneyim Arasında” sergisi, Selanik’te derin kırılma yaratan 10 yıla odaklanıyor. Bir yandan 50 bin nüfuslu Selanik Yahudi toplumunun bin 900’e düşmesine neden olan Holokost sürecine… Diğer yandan 2. Dünya Savaşı’nın bitmesi ardından başlayan, İngiltere ve ABD’nin desteğini alan sağcı Yunan Ordusu’nun kazanacağı iç savaşa…

Aralık ayının ilk Pazar gününde Yunan Dışişleri Bakanı ve Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier’in katılımı ile açılan sergi, Selanik Goethe Enstitüsü, Selanik Yahudi Müzesi, ve Berlin’deki Alman Tarih Müzesi’nin desteği ile gerçekleşiyor. Sergi, Yunanistan’daki Nazi işgali dönemi ve iç savaşın ülkede yarattığı değişime odaklanıyor. Entelektüeller ve sanatçıların eserleri ile…

Osmanlı döneminin Selanik’inin izdüşümü ile başlayan sergi, çok kültürlü hayatın 20. yüzyılın başlarına bıraktığı mirası takip ediyor. Şehrin dört bir yanında hala Yahudi ve Müslüman izlerinin kaldığı günleri…

Önce bir yangın kül ediyor şehri. Ardındansa Nazi işgali geliyor. 1941 yılının Nisan ayında Nazi kuvvetleri şehre girdiğinde Yahudi basını yasaklanıyor, hastanelere, konutlara, okullara el konuluyor ve 50 bin kişilik Yahudi toplumunun önde gelen isimleri tutuklanıyor.

1943 yılının Mart ayının ardından Yahudilerin tümünün mallarına el konularak ölüm yolculuklarına gönderiliyor. Selanik’in eski tren istasyonundan Bergen-Belsen’e 17, Auschwitz-Birkenau’ya 16 sefer düzenleniyor o dönem. Hepsi de Yahudileri taşıyor. Hepsinin de sonu aynı oluyor: Ölüm…

Nazi işgalcileri 1944 yılının Ekim ayında Selanik’ten ayrılsa da arkalarında bıraktığı şehir eskisi olmuyor, olamıyor. Nisan 1945’te şehre geri dönebilen Yahudi sayısı bin 900. Bu kurtulanlar da imha kamplarından kaçmayı başaran, güney Yunanistan’da saklanan ya da partizanlara katılmak için dağlara çıkanlardan oluşuyor. Ve bu kesimin de içinde bulunduğu Yunan halkı 1946’da ilk seçimlerini yapıyor. Geleceklerine karar vermek için…

Fakat ülkede sular yine durulmuyor. Bu kez iç savaş çalıyor kapısını. İki kesim karşı karşıya geliyor. Bir yanda Batı destekli sağcı Yunan ordusu, karşısındaysa solcular… Sonuç bir kez daha yıkım oluyor…

4 Aralık 2016’da açılan sergi 26 Şubat 2017’ye kadar açık kalacak. Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias’ın dediği gibi “Tarih bir hapishane değil, bir okul olmalı” diyenler için…

(AVLAREMOZ – Serdar KORUCU – 16.1.2017)