Halkın Sesi gazetemizin yayın hayatına başladığı 14 Mart 1942’nin ertesi günü, 15 Mart’ta da SÖZ gazetesi ve Remzi Okan bey üzerine bir yazı kaleme alınmıştı. Özellikle “Eski Basınımız”diye tabir edeceğimiz bu dönemlerin en önemli yazarlarından biri olan ve YAVUZ kısa adıyla yazılarını okurla buluşturan kalem, Halkın Sesi gazetesinde çok değerli bir yazıyı okura sunuyordu. Yazı içerisinde bu değerli gazetecinin, gazetecilik-muhabirlik dünyasına girişiyle ilgili de bilgi edinmiş oluyoruz bu vesileyle...
“Halkın Sesi, 15 Mart 1942, syf:1
Söz ve Remzi Okan
Şimdi rahmetle anmak bedbahtlığına uğradığımız büyük ölü ve kıymetli üstadımız Remzi Okan ve onun hak ve halk için çalıştığını bildiğimiz “Söz”den bahsederken teessürümden gözlerime hücum eden yakıcı birkaç damla yaşı akıtmaktan kendimi alamadım.
İlk sayısından son sayısına kadar takip ettiğim “Söz” gazetesini ve onun kıymetli hamisini, ciddiyeti, soğuk kanlılığı ve cefakârlığı için çok severdim.
Hatırımda kaldığına göre 924 tarihinde bana Leymosun muhbirliğini teklif etmiş ve bu vazifeyi fahri olarak kabul etmiştim.
“Yavuz” imzasıyle 927 tarihine kadar Leymosun muhbirliğinde devam ettikten sonra Lefkoşa’ya geldiğimde bir sene kadar da ayni vazifeyi ayni ünvanla Lefkoşa’da yapmıştım. Şu dört senelik kısa zaman içinde Remzi’nin bütün ruhuna vakıf olmuştum. Gazetecilik hayatında 24 sene gibi uzun bir zaman içinde karşısına dikilen binbir çeşit engellere göğüs gererek tuttuğu hak yolundan kendisini hiç bir kuvvet şaşırtmamıştı.
Matbaada bulunduğum vakitlerde “Söz”ün mesleğine uymayan yazıları neşretmek için teklif edilen rüşvet makamındaki parayı yüksek nezaketi ile ret ve tatlı tebessümleri ile bu gibi şahısları uğurladığını hiç unutamıyacağım.
Onun hakkında yapılan iftiraları bazan işitir ve çok muazzep olurdum.
Hayatta iken ona “Kıbrısın Hüseyin Cahit’i” ünvanını vermiştim. Evet, Remzi Okan Kıbrıs’ta mücahit bir gazeteci idi. Onun ölümü Kıbrıs’ta çok acı bırakmış, ve büyük bir boşluk hissettirmiştir.
Rakipleri ona haset dolu çirkin hücümlerini yaparken o gayet salim ve tatlı gülüşleri ile kaleme sarılır temiz bir kalble yazdığı cevaplar rakiplerini bitkin bir hale getirirdi. Hak ve halkı için çalıştığı içindir ki muhalifleri hep sönmüş ve “Söz” hayatının son demine kadar başımızda durmuştur. Fakat ne yazık ki insafsız ve gaddar bir hastalık onu aramızdan ebediyen almış ve bizi karanlıklar içinde öksüz bırakmıştır.
Ne talihsiz insanlarız ki onun mukaddes kabrini ziyaretten bile bugün mahrumuz.
YAVUZ”
17 Mart 1942 tarihli Halkın Sesi gazetesinde Remzi Okan beyle ilgili bir başka yazı “Leymosunlu” rumuzuyla yayınlanıyordu. Kendisini yakından tanıyan insanlarımızın kaleme aldıkları bu yazılarla Remzi Okan beyi ve SÖZ gazetesinin önemini daha bir anlamaya başlıyoruz. Özellikle Atatürkçülüğü, milliyetçiliği ve vatanperverliği, kendisiyle ilgili yazılan her yazıda satıraralarında yer bulmaktaydı...
“Halkın Sesi, 17 Mart 1942, syf:1
Rahmetli Remzi Okan’ın Huzurunda
Son zamanlarda memleket, kıymetli evlâtlarını sık sık gaibetmek talihsizlik serisine “Söz” sahibi ve baş yazıcısı ve memleketin değerli evlâdı Bay Remzi’yi de idhâl etmekle Türk cemaati kaderin bu acı ve elim cilvesi önünde, derin matemlere dalmıştır. Kısa bir zamandan beri kuvayı umumiyesine zaaftarı olan pek kıymetli yurttaşımız Bay Remzi, tedavi için gittiği İstanbul’da, tedavisine imkân bulunamıyarak Ana vatanın ağuşunda ebedi sitirahatına terk ve tevdi edilmiştir.
Merhumun ölüm haberi, memleketin bir ucundan diğer ucuna kadar Cemaatimiz arasında elektrik seyr ve ceryanı kadar seri bir surette yayılmış ve hayatını Türk Cemaatının hizmetlerine hasr ve vakfetmiş bu memleket evlâdının ebedi ziayı, Türk Cemaatı ve merhumu tanıyan dostları arasında derin teessürler uyandırmıştır. Merhumun ebedi ziyaı ile içtimai bünyemizde bir rahne daha açılmış, ve dolmayan derin bir boşluk daha belirmiştir.
Hatıralarım beni maziye ve senelerin derinliklerine doğru çekiyor ve götürüyordu. Merhumu ilk defa 1914 senesinde Türkiye’den Kıbrıs’a avdetimde tanıdım. Merhum nazik, mütevazi ve beşuş siması ile beni karşıladı, elimi samimiyetle sıktı ve tanıştık. O tarihten sonra vefatına kadar merhumun neşrettiği “Söz” gazetesinde kalem ve dimağı ile memleket ve halk davasını, samimi kanaat ve mefkûrelerine sımsıkı bağlı olarak takip ve müdafaa etmiş, ve bu çetin mücadelede kanaatlerinden hiçbir şey feda etmemiştir. Uzun seneler sahib ve baş yazıcısı olarak neşrettiği “Söz” gazetesi bu şerefli hayatının ebedî bir abidesi olduğu kadar halk davasının da kıymetli müdafii olmuştur.
Merhum halk içinden yetiştiği cihetle halk davasını bütün ruhu ile benimsemiş ve kavramış olduğu halde, ölünceye kadar halk davasının sadık bir müdafii kalmıştır.
Rahmetli Remzi, merhum Ziya Gökalp’in milliyetçi mektebine mensup çok kuvvetli bir Türkçü idi. Türkçülük onda bir iman, ve bir mefkûre haline gelmiş ve bu iman ve mefkûresine müdahale etmek cesaretini gösterenlere karşı en şedid kalem hücümleri ile mukabele etmekten çekinmemiştir.
Memleket davasında, ve Türk Cemaatı hakkında muayyen ve müsbet kanaat ve içtihatlara malik olup müdafaa ettiği kanaat ve içtihatlarının kâffesi değilse bile bir kısmının Türk Cemaatı hakkında mevkii fiile konduğunu hayatında görmek şerefine mazhar olmuş, kanaat ve içtihatlarının isabetleri ile de bahtiyar olmuş fanilerdendir. Siyasî hayatı; uzun ve tahammülsüz bir mücadelenin kuvvetli karakterini taşıdığı gibi, hususî hayatında da nazik ve dostlarına daima sadık tanınmış iyi kalbli bir yurttaş idi.
Merhumu gaib etmekle elemdide ailesine derin taziyetlerimi sunarken merhum Remzi’yi rahmetle yâdeylemeği vatan borcu sayarız.
Ölürken âzim ukba nutlu ana!
Kalırsa bu gök kubbede hoş bir sada!
Kaldı hem bu gök kubbede hoş bir sada!
Ulu Tanrıdab dileriz rahmet sana!
Leymosunlu”