Sorular... Cevaplar ???

Erdinç Gündüz


İstanbul’dan gazeteci bir dostum geldi. Görevli değildi. Sadece kafasını biraz dinlemek için burdaydı.  Ama gazeteci her yerde gazetecidir. İlk buluşmamızda sorular yağdırmaya başladı. 

Başkan Erdoğan’nın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde neler olmuştu ?... Karşılayanlar kimlerdi ?... Protestocular kimlerdi ?... Rumlarla görüşmeler nasıl gidiyordu ?... Kıbrıs’taki yönetim ile AK Parti Hükümeti’nin arası nasıldı ?...

Yerleşiklerle yerlilerin arası nasıldı ?... Kıbrıslılar gerçekten Türkiyelileri sevmiyor muydu ?... Eroğlu, Talat yeniden aday olacaklar mıydı ? Akıncı, Sibel hanım aday olacaklar mıydı ?... Gazinolar... Bet Ofisler... Rumlarla ilişkiler... Oteller... Asker... v.s. v.s. v.s.

“Yazacak mısın ?” dedim.  ‘Kesinlikle hayır” dedi. Kişisel merağından soruyormuş. “Yazmayacaksan başka türlü anlatacağım, yazacaksan başka türlü” dedim. Tekrarladı: “Kesinlike off the record” dedi.
‘Nerden başlasam’ diye düşünmeye başladım. Ve sonunda, onun sormadığı bir soruyu ben ona sordum:
“Türkiye medyası,  Kuzey Kıbrıs’ta neler olup bittiğini  gerçekten biliyor mu ? Biliyor da bilmezden mi geliyor ? Yoksa yazılanlar veya anlatılanlar kadar mı biliyor ?”.  Şaşırdı... “Ben sana söyleyeyim...Bilmiyor... Üstelik bilme, öğrenme niyeti ve gayreti de yok” dedim.

Ömer Seyfettin’in ‘Diyet’ adlı hikayesini okudun mu ? diye sordum. Zaman zaman, büyük büyük adamların yaptıkları açıklamalarla Kıbrıslı Türk’ünün nasıl aşağılandığını anlattım. Hakarete varan yakıştırmaları anlattım. ‘Biz sizi kurtardık..’ edebiyatını anlattım.   “Bunları yansıttınız mı okuyucularınıza ?” diye sordum...Cevap yok....
Bunun, Erdoğan’ın ikinci gelişi olduğunu, birincisinde de protestolar olduğunu hatırlattım. “Neden acaba ?” diye sordunuz araştırdınız mı ?” diye sordum... Cevap yok...

“Kıbrıslı Türk ne istiyor ? Ne istemiyor ? Sokağa çıkıp araştırdınız mı ?”... Cevap yok...
“Görüşmelerde,  Kıbrıslı Türklerle Rumlar var gibi görünüyor ama Kıbrıslı Türkler kendi iradeleri ile mi oturuyorlar masaya ? Hiç araştırdınız mı ?” diye sordum.... Cevap yok...
“Türkiye hükümetlerinin Kuzey Kıbrıs’daki seçimlere etkisi, telkini hatta baskısı var mı diye araştırdınız mı ?”... Cevap yok...
“Sadece Türkiye’den gelen paradan söz ediyorsunuz, buradan Türkiye’ye giden parayı araştırdınız mı ? dedim... Cevap yok...

Cevap alamadığım sorular uzadı gitti. İyice bozulmuştu. “Peki ne yapacağız ?” dedi....  Bu sefer benden cevap yok. Omuzlarımı kaldırdım yukarıya doğru ama birşey söyleyemedim.

Sohbet devam etti uzun uzun. Bu kez de Rumları ve Rumların Türklerle olan ilişkisini sordu. İlginçti... Herhalde o sohbetin o kısmını da yazarım.