SON KOZ

Sami Özuslu

Defalarca yazdım, bir kez daha tekrar edeyim:

‘Türkiye iktidarının elinde Kıbrıs’tan başka koz kalmadı.’

Bu yüzden Erdoğan her sıkıştığında Kıbrıs’tan giriyor, Kıbrıs’tan çıkıyor.

‘Sıfır komşu’ ile bölgede tek başına kalakalan Ankara’nın Mısır yönetimine dil dökmesi işe yaramadı. Kahire yönetimi Türkiye yerine Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile el sıkıştı, işbirliğini geliştirme mesajı verdi.

Aynı gün Avrupa Parlamentosu Türkiye’nin üyelik müzakerelerinin askıya alınmasını istedi, bu yöndeki tavsiye kararını ezici çoğunlukla aldı.

Türk dış politikasının bir günde yediği bu iki gole akşam saatlerinde TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yine ‘Kıbrıs’la cevap verdi.

20 Temmuz’da adaya geleceğini ve buradan ’bütün dünyayı ilgilendiren mesajlar vereceğini’ duyurdu.

Kimi ipuçları da veren Erdoğan Geçitkale Havaalanı’nın ‘saldırılara cevap vermek amacıyla kullanılacağından’ söz etti. İHA ve SİHA’lar tarafından daha önce de kullanılan bu alanın ‘askeri anlamda güçlendirileceği’ imasında bulundu.

Eldeki ‘son koz’, Türkiye’nin dış politika mağlubiyetleri karşısında bir kez daha sahaya sürüldü.

***

Erdoğan’ın açıklamaları bölgede tansiyonun bir kez daha yükseleceğini gösteriyor.

İsrail-Filistin çatışmasıyla yanı başımızdaki Ortadoğu’da yangın giderek büyürken, alevler Kıbrıs’ı da mı saracak?

TC Cumhurbaşkanı’nın kastettiği ‘saldırı’ kimden bekleniyor acaba?

Erdoğan ‘Rumlar Kıbrıslı Türklere saldıracak’ mı demek istedi?

Yoksa Ortadoğu’da topyekun bir Arap-İsrail çatışması yaşanır, bölge ülkeleri savaşa dahil olursa Kıbrıs’ın da bundan payını alacağını mı hesaplıyor Ankara?

Doğu Akdeniz petrolüyle ilgili uzlaşmazlıkta bir sıcak çatışmaya sürüklenme olasılığı mı vardır?

Nedir Geçitkale’yi ‘askeri hava üssü’ olarak konumlandırmanın gerekçesi?

Erdoğan 20 Temmuz’da ‘bütün dünyayı ilgilendiren açıklamalar’ yapacağını söylüyor.

Ne diyecek ki?

KKTC yetkili makamları biliyor mu neler olup bittiğini?

Geçitkale’de yapıalacak olan nedir? Bunun gerekçeleri nelerdir? Olası sonuçları ne olabilir?

Var mı bir hesap, bir kitap, bir hendese?

***

KKTC’de artık ‘yönetim’ namına bir şey kalmadı. Bu açık, kesin, net…

Artık en basit kararlar, yasalar, tüzükler bile ‘üst yönetim’ tarafından hazırlanıyor. Bizimkilerin tek marifeti altına imza koymak…

Toplum bu yüzden ‘İdare Takımı’ndan bir şey beklemiyor.

Ama bu kadarı da fazla!..

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı neredeyse adanın kuzeyini tamamen ‘askeri üs’ ilan ediyor, bu anlama gelecek sözler söylüyor ve kimseden ses seda çıkmıyor!

Ivır-zıvır gündemlerin peşinde ve tamamen ‘çulli’ oynanan pirilli oyununa döndü siyaset sahnesi…

Erdoğan açık açık ‘savaş tehdidi’nden söz ediyor, bizimkiler aynı gün ‘turizmi açalım’ gibi absürd bir meseleyle uğraşıyor mesela…

‘Savaş tamtamı’ ile ‘turizm’ aynı cümleye girebilir mi?

Yoksa ‘inanç turizmi’ sonrası ‘savaş turizmi’ mi başlatacaklar şimdi de?

Gerçekten komik, absürd, ironik…

Lafı uzatmaya gerek yok. Sivil toplum da, tek tek bireyler de gerilim politikalarına açıkça ‘hayır’ demeli, herkes aklıselim politikalara ve söylemlere davet edilmelidir.

En başta da TC Cumhurbaşkanı…

Kıbrıs Erdoğan’ın ‘son koz’u olabilir.

Ama bizim ne ‘koz’ olmaya niyetimiz vardır ne de Kıbrıs’tan başka yurdumuz.