“Son 20 yılda askeri bölgelerde 127 kazı yapıldı, 203 kişinin kalıntılarına ulaşıldı…” (2)

Sevgül Uludağ

“2006 ile 2026 yılları arasında askeri bölgelerde ve ara bölgede toplam 127 kazı yapıldı. Bu kazılarda 142 kayıp şahsın kalıntılarına ulaşılıp kimliklendirildi, defin için ailelerine verildi. ‘Ölü olduğu bilinen’ kategorisinde olan 37 kişinin kalıntılarına da ulaşıldı bu kazılarda. Bu kazılarda kalıntıları bulunan 24 kişi de halen kimliklendirme sürecindedir… Şahit götürüp muhtemel gömü yeri gösterme konusunda bugüne kadar askeri bölgelerde herhangi bir sıkıntı yaşamadık…”

“Şimdi askeri bölgelerle ilgili Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum Üye Ofisleri çalışır, sunulur on bölge, izin alınır ve kazılar devam eder. Orada bir sıkıntı yok. Bu on bölgenin arttırılması konusu tabii Kayıp Şahıslar Komitesi’nin uhdesinde değil. Siyasi karar gerekir…”

“Kayıp şahıslar konusu çok hassas ve insancıl bir konudur… Politize edilmemelidir… Zamanında iki liderin mutabakatı var 1987’de ki bu konu politize edilmemelidir. Ama maalesef bazı Rum politikacılar bu konuyu politize ediyorlar… Hiçbir amaca hizmet etmez aslında konuyu politize etmek. Bilakis, hem ailelerin yaralarını deşer, hem de bizim amacımız iki toplum arasında güven tesis etmektir, ona hizmet etmez…”

“Resmi Kayıplar Listesi’nde olmayan ve ‘Ölü olduğu bilinen’ kategorisinde olanlar konusunda siyasi karar gerekir. Biz Üç Üye olarak bu sorunla karşı karşıya olduğumuzu ve bir siyasi karar alınması gerektiği hususunu defalarca tartıştık… Bizim listemiz 2002 kayıp. Yani görevimiz odur. Ama bir siyasi karar alınıp da “Ölü olduğu bilinenler”le ilgili yetkilendirilirsek, o zaman ekibimizi çoğaltmamız gerekecek. Ve bu konuda da çalışmalar yapılabilir…”

“Tekke Bahçesi’yle ilgili tabii DNA testi yapılıyor şu anda. Ama cevap vermeyen kalıntılar var. O çalışma şu anda yapılıyor, onu biliyorum. Onun dışında tabii bir karar almak gerekir, hem Tekke Bahçesi’yle ilgili, hem başka yerlerdeki meçhul mezarlarla ilgili. Bu tamamiyle hükümetin uhdesinde olan birşeydir…”

Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi Sayın Hakkı Müftüzade, bu göreve atanalı aradan beş yıl geçmiş. Onunla “kayıplar”la ilgili çeşitli konularda konuştuk.

Hakkı Müftüzade, zaman zaman Kıbrıslırum basınında gündeme getirilen “askeri bölgelerdeki kazılar” konusunda da ayrıntılı bilgiler vererek 2006 ile 2026 yılları arasında son 20 yılda askeri bölgelerde 127 kazı yapıldığını, toplam 203 kişinin kalıntılarına ulaşıldığını, Kayıplar Komitesi’nin her yıl 10 askeri bölgede kazı yapması konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, bu sayı arttırılmak istenirse siyasi karar gerektiğini söyledi.

Askeri bölgelere şahit götürmekte bugüne kadar herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını anlatan Hakkı Müftüzade, resmi Kayıplar Listesi’nde adı olmayan ve “Ölü olduğu bilinen” şeklinde tanımlanmış şahıslar için araştırma ve kazılar yürütülebilmesi için siyasi karar alınması gerektiğini kaydetti. Böyle bir siyasi karar alınırsa, bu konuda çalışma yapabileceklerini anlatan Hakkı Müftüzade, Tekke Bahçesi içerisinde ve diğer şehitliklerdeki meçhul mezarlarda kazılar yürütülebilmesi konusunun ise hükümetin uhdesinde olduğunu belirtti.

Kayıp Şahıslar Komitesi Kıbrıslıtürk Üyesi Hakkı Müftüzade ile 9 Ocak 2026’da yapmış olduğumuz röportajımızın devamı şöyle:

SORU: Bir da başka bir konu vardır: Çok büyük, kanayan bir yaradır bu da… Ta başından, Kayıplar Komitesi oluşturulurken, hem “kayıp şahıslar”ın, hem de “ölü olduğu bilinen” şahısların araştırılıp onlar için kazı yapılması, aranıp bulunması yönünde açıklama yaptıydı iki lider. Fakat “ölü olduğu bilinenler” listesinde olanlar için Kayıplar Komitesi herhangi bir araştırma yürütmüyor, kazı yapmıyor, resmi Kayıplar Listesi’nde kim varsa, onun için yürütüyor. Ama eğer kazılarda bulunursa, o zaman herhangi bir ayırımcılık yapılmaksızın, ailesine defin için veriliyor. Bu konuda da sanırım iki liderin karar alıp sizin görev tanımlarınıza bunu eklemeleri veya vurgulamaları gerekiyor.

HAKKI MÜFTÜZADE: Yani bizim görev alanımızın dışındadır. Tabii ileriki bir aşamada bu muhakkak ki gündeme gelecek. Ve bir çare bulunacak. Ama örneğin on askeri bölgeyle ilgili Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışması ve önerisi üzerine on askeri bölge kabul edildi. Çünkü bu bizim kapasitemizle de ilgilidir. Çünkü şu anda sekiz kazı ekibimiz var. Ama geçmiş senelerde yedi ekipti. Bu, sekize çıkarıldı. Bir ekip artırdık ama ekipleri daha da artırmak gerekecek esasında, “Ölü olduğu bilinenler”le ilgili de kazı yapacaksak… Tabii bu da ek maddi harcama gerektirir ki bunun da bütçeye konulması gerekir…

MANDİRGA, PİSKOBU…

SORU: Okurlarımızın bu konuyu daha iyi anlaması için bir örnek vermek isterim. Bu konuda çok uğraştık fakat maalesef başarılı olamadık. 1974’te Mandirga’da bir evde toplanan Kıbrıslıtürkler, o evin bazı Kıbrıslırum askerler tarafından bombalanması sonucu hayatını kaybettilerdi, başka tek tek öldürülenler da olduydu. Tüm bu Kıbrıslıtürkler’in naaşları alınıp mezarlıkta iki sıra trenç kazılarak defnedildiler. O iki trence sıra sıra konulup kapatıldı trençler. Fakat mezarları yoktur. Dümdüzdür orası mezarlığın içinde. Bu konu Kayıplar Komitesi’ne geldiği zaman, “Ölü olduğu bilinenler” kategorisinde oldukları için herhangi bir çalışma yapılmadı. Biz bu konuyu Ksenofon Kallis’nan çalışmaya başladıydık, kendisi Kıbrıs Cumhuriyeti İnsani İşler Komiserliği’nde görevliydi o dönem. Resmi Kayıplar Listesi’nde olmayan Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar için kazıları yürüten bu komiserlikte görevli rahmetlik Kallis idi. Kayıplar Komitesi’ndeki görevi yenilenmeyince, burada bu konuda çalışmaya başladıydı. Mesela NORATLAS gibi veya Piskobu gibi kazıları Kallis yürütmekteydi. Kallis’le Mandirgalı Kıbrıslıtürkler’in gömülü olduğu mezarlığa, örneğin kızkardeşi orada gömülü olan Cezar Ekinci ve başka Kıbrıslıtürkler’le birlikte ziyaret yapıp yerinde incelemelerde bulunduk. Daha sonra Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan’ı rahmetlik Kallis’le tanıştırdım. Kallis de ona bu mezarlığa toplu biçimde trençlere gömülü olan Kıbrıslıtürkler’in ailelerinden orada kazı yapılmasına bir itirazları olmadığı yönünde imza toplaması gerektiğini anlattı. “Elindeki listedeki ailelerle temasa geçmelisin” dediydi Kallis, Gürsel Benan’a. Bu listeyi aslında Kayıplar Komitesi’ne vakti zamanında rahmetlik Rüstem Tatar sunduydu, “Mandirga’da gömülü olan Kıbrıslıtürkler’in isimleri bunlardır” diye.

Gürsel Benan çok büyük uğraş vererek bunu yaptı, tek tek aileleri buldu, onları ziyaret etti evlerinde, döndü bir gece düzenleyerek aileleri bir araya getirdi, imzalarını, kazı yapılabilmesi ve kimliklendirilmeler için onaylarını aldı. Bu imzaları bir mektupla birlikte öncelikle Kayıplar Komitesi’ne verdik, herhangi bir gelişme olmadı. Ardından İnsani İşler Komiserliği’ne vermek istediğimiz zaman, Kallis vefat ettiydi ve Komiser Fotiu da görevden ayrıldıydı. Fotiu’nun yerine gelenlerle çalışmak pek mümkün olmadı ve nitekim şimdi orası “boş” gibidir yani Kallis’ten sonra “ölü olduğu bilinen” Kıbrıslıtürkler için komiserlikte çalışma yürütecek kimse kalmadı. Aynı şekilde Piskobu’dan iki kaybımız var ki bunlar da resmi Kayıplar Listesi’ne konmadıydı, Zübeyir Hamit ve Hilmi Hilmi. Onlar için de Kallis’le çok çalıştık, ailelerle bir araya getirdik, olası gömü yerlerine ziyaretler düzenledik. Fakat Kallis ölünce, oralarda göstermiş olduğumuz gömü yerleri de kazılamadı ve kilitlendik.

İki toplum liderinin bir güven arttırıcı önlem olarak mezarlıkların toparlanması çerçevesinde Mandirga’da da bir takım çalışmalar yapılacaktı. Ben gerek Gürsel Benan’a, gerek Kültürel Miras Teknik Komitesi Eşbaşkanı Ali Tuncay’ı uyardım ki sakın ola gömü olan yerin üstüne temsili mezar yapmasınlar. Ki ileride kazı olacaksa, o mezarlar sökülmek zorunda kalmasın. Onlara illa ki bu temsili mezarları yaptıracaklarsa, iki trençin bulunduğu yerin uzağına yapmalarını önerdim.

Yani bu bir örnek. O aileler de istiyor, sevdiklerinin birer mezarı olsun…

HAKKI MÜFTÜZADE: Bu tabii, ileriki bir aşamada gündeme gelecek sanırım…

SORU: İnşallah… Siz Üç Üye olarak bu konuda herhangi bir girişim üstlenecek misiniz yoksa olayları akışına mı bırakıyorsunuz yani bu konuda özellikle… Çünkü daha önce siz bu konuda uğraş verdiniz, onu biliyorum, çeşitli merciler nezdinde uğraş verdiniz…

HAKKI MÜFTÜZADE: Siyasi karar gerekir. Biz Üç Üye olarak bu sorunla karşı karşıya olduğumuzu ve bir siyasi karar alınması gerektiği hususunu defalarca tartıştık.

SORU: Çünkü bu ciddi sorun sadece Kıbrıslıtürkler’e özgü bir sorun değil, her iki toplumun da sorunudur. Kıbrıslırumlar’ın da “ölü olduğu bilinenler” listesinde yüzlerce insanı var. Daha önce belirttiğim gibi Kallis’le birlikte Piskobu’yu çok çalıştık, oradan iki kaybımızı bulamadık, kazılması gereken olası gömü yerleri gösterdik, Kallis’in ölmesi, Fotiu’nun ofisinin dağılmasıyla birlikte ne yazık ki şu anda orada bir muhatabımız da yoktur. Şahit götürüp gösterdiğimiz halde, kazı yürütecek bir makam kalmadı… O yerler kazılmadı güneyde çünkü kazacak biri kalmadı.  Başka ne söylemek istersiniz?

HAKKI MÜFTÜZADE: Bizim listemiz 2002 kayıp. Yani görevimiz odur. Ama bir siyasi karar alınıp da “Ölü olduğu bilinenler”le ilgili yetkilendirilirsek, o zaman ekibimizi çoğaltmamız gerekecek. Ve bu konuda da çalışmalar yapılabilir.

TEKKE BAHÇESİ…

SORU: Tekke Bahçesi konusunda durum nedir? Çünkü gerek Tekke Bahçesi’nin içinde, gerek Tekke Bahçesi’nin dışında henüz kazılmamış yerler var. Bunun için Bakanlar Kurulu kararı gerekir, Tekke Bahçesi içiyle ilgili olarak yani… Boğaz Şehitliği’nde meçhul mezarlar vardır, Ortaköy Şehitliği’nde meçhul mezarlar vardır. Bu konularda herhangi bir çalışma yapılıyor mu?

HAKKI MÜFTÜZADE: Tekke Bahçesi’yle ilgili tabii DNA testi yapılıyor şu anda. Ama cevap vermeyen kalıntılar var. O çalışma şu anda yapılıyor, onu biliyorum. Onun dışında tabii bir karar almak gerekir, hem Tekke Bahçesi’yle ilgili, hem başka yerlerle ilgili. Bu tamamiyle hükümetin uhdesinde olan birşeydir.

SORU: Bir da sizin üstünde durduğunuz, 1963-64 ile 1974’ten kayıplar ile o ara dönemle ilgili birşeyler söylemek istediğinizi anlattıydınız bana… Nedir bu konu?

HAKKI MÜFTÜZADE: Şimdi esas Strateji Belgemiz’de 1963-64 ve 1974 kayıpları ve o ara dönemde olan kayıplara atıfta bulunuldu. Bu paragraf aynı şekilde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 5 Ocak 2026’da sunduğu raporda yer alıyor. Böylece tarihi süreç, doğru olarak yansıtılmış oldu. Çünkü büyük bir eksiklikti 1963-64 ile 74 arası kayıpların olduğunun kayda geçmeyişi.  Gerçek, 1963-64 ile 74 arasında da kayıpların olduğudur. Bunu doğru şekilde yansıtmış oluyorlar.

SORU: Başka değinmek istediğiniz herhangi bir şey var mı?

HAKKI MÜFTÜZADE: Çalışmalarımız sürüyor… Eminim ben, bu sene daha fazla kalıntıya ulaşacağız. Atlılar toplu mezarının DNA testleri yapılmaktadır. Önümüzdeki aylarda da tümü neticelendirilir diye de düşünüyorum.

BİLGİSİ OLAN PAYLAŞMALI…

SORU: Şu anda sekiz kazı ekibi, adamızın çeşitli yerlerinde kazı yapıyor. Zaten her hafta okurlarımızı, toplumlarımızı bilgilendirmeye çalışıyoruz kazıların son durumuyla ilgili olarak, nerede hangi kazının yürütüldüğü hakkında. Sağolasınız sizin ofisinizin Kazılar Koordinatörü Dr. Erge Yurtdaş ve Koordinatör Yardımcısı Arkeolog Çınar Karal, her hafta bu bilgileri bizim talebimiz üzerine iletiyorlar. Ve yayınlıyoruz resimleriyle ki insanlar takip edebilsin. Onlara da yürekten teşekkür ederim…  Son olarak söylemek istediğiniz, yapmak istediğiniz bir çağrı var mıdır?

HAKKI MÜFTÜZADE: Bilgisi olan vatandaşlarımızın bize bilgi vermeleri için çağrıda bulunuyorum… İsimlerini saklı tutmak isterlerse, bu yapılacak. Hiçbir şekilde paylaşılmayacak, emin olabilirler. Ama bilgileri varsa, bize muhakkak ulaşsınlar.

SORU: Evet… 181 ihbar hattınızdır. Oradan da ulaşabilirler. Bu arada ofisinizin yeri değişti, onu yazmadıydık, onu da söyleyelim… Eski Cumhurbaşkanlığı binasındasınız şimdi.

HAKKI MÜFTÜZADE: Müsteşarlık bölümünde…

SORU: Buraya da bizzat gelip ziyaret edebilirler… Veya randevu alıp gelebilirler. Yeter ki ellerindeki bilgiyi paylaşsınlar…

HAKKI MÜFTÜZADE: Tabii, tabii…

SORU: Çok teşekkürler…

HAKKI MÜFTÜZADE: Sağol…

Kayıplar Komitesi yetkilileri Müftüzade ve Pandelidis ile Cengiz Ratip'in oğlu Mustafa K. Gökeri, Poli'de bir olası gömü yeri hakkında bilgi alırken...

KŞK üyeleri Hakkı Müftüzade ve Leonidas Pandelidis, 4 kayıp Kıbrıslıtürk'ten geride kalanların bulunduğu Trulli kuyu kazısında...