‘Sokaklarınızı Geleceğe Göre Tasarlayın’

Onur Olguner


Merkezi New York'ta olan Ulusal Kent Ulaşım Mühendisleri Birliği (NACTO) ile bundan bir yıl önce trafik standartlarını araştırırken tanışmıştık. Amerika Birleşik Devletlerindeki 22 büyük şehrin üye olduğu bu organizasyon kentsel trafik konularını ele alabilmek için oluşturulmuştu. Amaç ülkenin genelinde uygulanabilecek standartları araştırmak, sayımlarla sosyolojik bulguları ortaya koymak ve sonuç olarak trafik ile ilgili bilimsel çözümlere ulaşmaktı. Bu araştırmaların odağında ise bisiklet, toplu taşıma ve raylı sistemler gibi konular vardı.

NACTO oluşturduğu bu birliktelik sayesinde iki tane kapsamlı standart kılavuz ortaya koymuştu: Sokak Tasarım Kılavuzu ve Bisiklet Yolları Tasarım Kılavuzu. Ortaya çıkan bu bilimsel ve analitik çözümler ise 40 büyük dünya şehrinde yapılan uygulamalarda kullanıldı.

LTB Trafik komitesinde bu iki kılavuzu Lefkoşa’da uygulayabilmek için emek verdik. Hedefimiz Lefkoşa’ya bu standartları uyarlamak ve ülke genelinde benzer uygulamaların yaygınlaşmasını sağlamaktı. Sanıyorum ki başarana kadar bu konuda uğraşmaya devam edeceğiz.

NACTO’nun tek hedefi standartları belirleyip misyonunu tamamlamak değildi elbette. Sürekli olarak ulaşım ile ilgili araştırmalar yapıyordu. Bu organizasyon geçtiğimiz ay böyle bir çalışmayı daha yayınladı ve toplu taşımanın nasıl geliştirilebileceği ile ilgili veriler ortaya koydu.

Verilerin ışığında özellikle bir mesajın üzerinde duruldu: ‘Sokaklarınızı geleceğe göre tasarlayın. Toplu taşıma kentlerin geleceğidir.’

Her ne kadar bizim kamu yönetimlerimizde ulaşıma yaklaşım “yeni yollar yapmak” mantığından öteye geçemiyor olsa da, bu raporun bize verebileceği ciddi ipuçları var. Ve bu ipuçlarını kullanarak şehirlerimizdeki mevcut minibüs tabanlı toplu taşıma sistemlerimizi geliştirmemiz mümkündür.

1- Toplu Taşımanın Araç Trafiğinden Ayrı Yolu Olmalı
Çalışmada trafik sıkışıklığını gidermek için daha fazla şerit yaratmanın artık çözüm olmadığı üzerinde duruluyor. Biz henüz kabul etmesek de, büyüyen kentlerde trafiği azaltmanın tek yolu toplu taşıma. Ve toplu taşımanın daha yaygın kullanılması için diğer araçlardan ayrılmış, yalnızca toplu taşımaya ait yollarla desteklenmesi öneriliyor.
Normal araç yolu ile birlikte çalışacak toplu taşıma yolları yaparak bu önerinin bizim şehirlerimize uyarlanması sağlanır. Bu uygulama sayesinde toplu taşıma en yoğun trafikte bile takılmadan ilerler ve toplum tarafından daha çok tercih edilen bir ulaşım aracı haline gelir.

2- Yayalar Unutulmamalı
Çalışmada, herhangi bir toplu taşıma sistemi için yayaların yürüyebilmesinin hayati olduğu vurgulanıyor. Çünkü toplu taşımayı kullanan kişi yolunun bir kısmına mutlaka yaya olarak devam ediyor. Bu sebepten dolayı toplu taşımanın olduğu her şehirde yayaların kolayca yürüyebileceği kaldırımların ve geniş yürüme alanlarının olması gerektiği vurgulanıyor.

3- Hız ve Kullanışlılık Sağlanmalı
NACTO uzmanlarının bir diğer önerisi ise toplu taşıma sistemine çok takılmamak gerektiği yönünde. Minibüs, Otobüs, Tramvay veya Metrobüs gibi sistemlerin süreç içerisinde geliştirilebileceği söylenirken, önemli olanın durma, bekleme ve kalkış hızlarının ayarlanması olduğu belirtiliyor. Bu gibi süreleri belirleyen esas kıstas ise tasarımda öne çıkıyor.
Özellikle duraklardaki kaldırım yüksekliği, minibüse uygun indirip/bindirme sistemleri ve akıcılık ile sistemin çok daha akıcı olması sağlanabiliyor.

4- Ulaşılabilir Sokaklar
Raporunda toplu taşımanın engellilerin hayatındaki önemi üzerinde özellikle duruluyor. Bu sebepten dolayı ulaşılabilir kaldırımlar, araçlar ve sokakların olması şart koşuluyor. ABD Ulaşılabilirlik Komitesinin denetimiyle bazı standartların uygulanması içinse ipuçları veriliyor.

5- Küresel Isınmaya Duyarlı Olunmalı
Rapor son olarak toplu taşımanın, kentsel soluk alanlarının ve yeşil koridorların küresel ısınmaya yapabileceği pozitif etkiden bahsediyor. Bu gibi adımlarla küresel ısınma için Kyoto, Paris Konferansı ve COP sözleşmelerinde belirlenen hedeflere yaklaşılabileceğinin üzerinde duruluyor.
Her ne kadar ülkemiz dünyada tanınmıyor olsa da, bu gezegende yaşadığımızdan dolayı mevsim kaymasının etkilerini bizler de yaşıyoruz. Ve küresel ısınmanın sadece nisan ayında denize girebilmekle sınırlı olmadığını artık bizim de fark etmemiz gerekiyor.

Sonuç olarak NACTO raporu toplu taşıma, kentsel tasarım ve yaşanabilir şehirler düşüncesiyle bizden çok daha ileride olan toplumlar için hazırlanmış, fakat bizlere de faydalı ipuçları sunan bir çalışma.
Özellikle bu araştırmalardan yararlanarak atıl kalmış minibüs ağırlıklı toplu taşıma sistemlerimizi tekrar çalışır hale getirmemiz mümkün. Böylece bizler de geleceğe göre planlanmış sokakları hayata geçirmeyi başarabiliriz.

Tek yapmamız gereken önyargılarımız kırmak ve böyle vizyonları benimsek.