Sizin nöbet nere yaradı?

Cenk Mutluyakalı

“Mevzilerde biz çarpıştık, bizi ne göstermez, hani mücahit nerde” dedi yetmişli yaşları geçmiş Kıbrıslı adam...

Her bayram camiye giderdi mutlaka...
Ama “bayramdan bayrama” giderdi...

O sabah kimlerin geldiğini saydı, kimlerin artık hayatta olmadığını... Kimlerin bu kez uğramadığını...
Çok kalabalıktı ama azdık” dedi...
Tanıdık yoktu çok fazla...

Aklımda yer etti bu sözü...
Çok kalabalıktı ama azdık.”
Bir kitaplık laf etti.

***

Yeniden “Bir Zamanlar Kıbrıs”a getirdi meseleyi... Mesarya’nın evlerinde bir yakınma, bir öfke sormayınız...

Denktaş beyi ağlattılar, öyle ağlayan adam değildi. Bir ora koştururlar, bir bura, kaçırmışlar adamı! Böyle şeyler olmadı...”

Öfkesini alamadı, bana sordu.
Oldu mu? Sen söyle?
Ben ufağım, bilmem” dedim, “savaş görmedim ben, barış da bilmedim...

Bir başkası öfkeyle ayağa kalktı, “O Ankaralı kimdir, gelmiş da o kurtarmış, neyi kurtardı, gel be sor eskilere bakayım. Biz olmasaydık, seni kim kurtaracaktı?

Biz bile şu Kıbrıslıyık, bırakır Çukurova’ya kaçarık gayrı, o daha güzel, izlemeyik” dedi evin kadını...

***

Hangi eve gitsek ya TRT’nin dizisi var... 
Ya kim şampiyon olacak kavgası, Bjk, Gs, FB...
O nedenle sadece siyasi değil, kültürel ve sosyal olarak da adanın güneyi Kıbrıs kalmıştır, kuzeyi Türkiye!

İlhak” salt eğilip bükülen siyasiler, talimatla yürünen yollar, atanmış başkanlar değil... Kıbrıs’ın yarısında,  Türkiye yaşanır en fazla... 

Böyle tasarlanmıştır çünkü yıllar yıllar evvelinden bugüne... Eğitim içeriğinden nüfus planlamasına, iletişimden medyaya, sokak ve mekan adlarından milli günlere... 

Bir diğer etken elbette Kıbrıslı Türklerin dünyaya açılma noktasında çaresiz bırakılmasıdır; bunun sebebi de Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yönetenlerin bağnaz tutumu ve hakimiyetçi tavrıdır.

Tutunduğun ülke hayatın da olur zamanla, öyledir.

***

Sabah okula gider, gece nöbet beklerdik” dedi evin babası... 
Bunu da göstermezler...”

Hepsi eskidendi baba” dedi, hiç ummadık anda evin genç oğlu...
Gürül gürül aktı adeta...
Şimdi sabah okula gider, geceleri geleceğimiz ne olacak diye düşünürüz, sizin nöbet nere yaradı?”