Siyaset mi insaniyet mi?

Tümay Tuğyan

 


Suriye’de yaşanan iç savaş, sığınmacı ve mülteci haklarını bir kez daha dünya gündemine taşıdı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin Kasım 2013 verilerine göre, savaştan kaçarak bir başka ülkede kayıt altına alınan Suriyelilerin sayısı, 2 milyon 139 bin 559.

84 bin 74 Suriyeli ise kayıt için beklemede.

Peki nereye gidiyor bu insanlar?

Öncelikle komşu ülkelere...

Ülkelerinden kaçan 2 milyonu aşkın Suriyeli’nin % 97’si şu anda bölgedeki diğer ülkelerde.

En çok Suriyeli barındıran ülke 814 bin 2 kişiyle Lübnan.

Lübnan’ı sırasıyla;

549 bin 642 kişiyle Ürdün

516 bin 383 kişiyle Türkiye

202 bin 40 kişiyle Irak

126 bin 632 kişiyle Mısır izliyor.

Ya geriye kalanı?

Geriye kalan azınlık ise şansını daha uzak topraklarda, daha iyi bir yaşam umuduyla, Avrupa’da arıyor.

Avrupa’daki Suriyeli mülteciler konusunda yayınlanan en son raporlardan biri olan Kasım 2013 tarihli Avrupa Yasal Sığınma Ağı araştırmasına göre, 1 Ocak 2012 – 31 Ağustos 2013 tarihleri arasında 44 bin 110 Suriyeli AB’ye sığınma başvurusu yapmış.

2012 yılında 15 bin 575, 2013’ün ilk çeyreğinde ise 6 bin 320 başvuru, AB genelinde olumlu yanıt almış.

Avrupa’da en fazla sığınma başvuru alan ülkeler Almanya ve İsveç.

Almanya ve İsveç’i, sırasıyla İngiltere, Belçika, Avusturya ve Danimarka izliyor.

Ocak 2012- Mayıs 2013 döneminde olumlu yanıt verilen sığınma başvurularının rakamları, söz konusu 6 ülkede şöyle:

Almanya: 9695

İsveç: 6430

İngiltere: 1350

Belçika: 1045

Avusturya: 945

Danimarka: 840

Suriye’den kaçan göçmenler için çok daha yakın bir destinasyon olmasına rağmen, Kıbrıs sığınma talebinde bulunmak için pek de öyle tercih edilen bir yer değil.

Sığınmacıların burada karşı karşıya kaldıkları gayrı insani muamele, bunun temel nedeni.

Aynı araştırmaya göre 2012 yılında yapılan 35 başvurudan 30’unu reddeden ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ devleti, sadece 5 başvuruya olumlu yanıt vermiş.

2013 yılında ise 5 başvuru yapılmış, tümü reddedilmiş.

***

Her yıl, büyük çoğunlukla savaşlardan kaçan ve varlarını yoklarını insan kaçakçılarına teslim edip, onların insafına sığınan milyonlarca insan, gelecek umutlarını başka ülkelerde arıyorlar.

Daha yakın coğrafyalardakiler ve o ‘fırsatı’ bulanlar, Avrupa Birliği ülkelerine ulaşabilmek için yollara düşüyorlar.

Kimi kara yoluyla, kimi ise denizden...

Her türlü tacize uğradıkları bu yolculuklarda, kimi zaman verdikleri paranın karşılığını alamadan, yarı yolda, olur olmaz yerlerde terkediliyorlar...

Kimi zaman ise canlarından oluyorlar.

Hınca hınç dolduruldukları kamyon kasalarında havasızlıktan veya haddinden fazla doldurulan gemilerin alabora olması sonucu derin sularda boğuluyorlar...

***

Akdeniz ülkelerinin kıyıları, bugüne değin çok sayıda kaçağa mezar oldu.

Çoğunlukla Arap ülkeleriyle Afrika’dan kaçan göçmenler, ‘umuda yolculuklarını’ tamamlayamayarak, Akdeniz’in sularına gömüldü.

Deniz yoluyla Avrupa’ya sığınmaya çalışan göçmenlerin en önemli destinasyonlarından biri olan Lampedusa adası, bu anlamda çok acı hikayelere şahitlik ediyor.

İtalya’ya bağlı Sicilya adasının güneyinde yer alan Lampedusa adası, Afrika ile Avrupa kıtaları arasındaki en yakın nokta olduğundan, özellikle Afrikalı göçmenler bu adaya ulaşma hedefiyle yola çıkıyorlar.

Lampedusa’da bir de mülteci kampı var.

Ancak Lampedusa yolculukları sıklıkla, akıl almaz trajedilere sahne oluyor.

Son olarak Ekim ayında, kaçak göçmenleri taşıyan bir gemi, yangın sonucu alabora oldu.

Yaklaşık 360 kaçak göçmenin yaşamını yitirdiği bu olay, hafızalardan kolay silinecek gibi değil.

Olayın ardından Kasım ayında, insan kaçakçılığı yapan silahlı çetenin elemanlarından birinin yakalanması sonucu, kişi başı binlerce dolar ödeyen göçmenlerin bu yolculuk sırasında işkence gördüğü ve tecavüze uğradığı ortaya çıktı.

İtalyan ANSA haber ajansına göre, Sicilya kanalında son 10 yılda 6 bin 200 kişi benzer şekillerde hayatını kaybetmiş.

***

Avrupa Birliği sığınma yasalarında var olan birtakım eksikliklerin giderilmesi, AB topraklarına ulaşmaya çalışırken canlarından olan insanların yaşama şansını artırabilecek yetenekte.

AB yasalarına hukukuna göre bir kişi, sığınma başvurusu yapabilmek için şahsen o ülkeye gitmek zorunda.

Bu yüzden de ülkelerinden kaçan bu insanlar, bu çok tehlikeli yolculuklara çıkmak mecburiyetinde kalıyorlar.

Son dönemde başta bazı Afrika ülkeleri ve Suriye’de yaşanan iç savaşlardan kaçmaya çalışan göçmenlerin sayısında yaşanan artış, AB’nin kendi içinde birtakım sorgulamalar yapmasına vesile olmaya başladı.

Bazı çevreler, yukarıda bahsettiğimiz koşulun değişmesi gerektiğini savunuyor.

Örneğin Türkiye’de ya da Ürdün’de Suriyeli göçmenler için kurulan kamplarda açılacak ofisler aracılığıyla, AB’ye sığınma başvurusu kabul edilmesi gibi öneriler var.

Avrupa’da her geçen gün yükselen radikal sağın göçmenlerle ilgili tavrı, AB içerisinde ciddi sorunlar doğurmaktayken, üye ülkelerin, sığınma prosedürünü kolaylaştırıcı girişimlere ne derecede sıcak bakacağı şüpheli.

Ancak insani endişelerin siyasi endişelere galip gelmesi durumunda, AB yollarında yaşanan zulmün bir nebze de olsa azalacağı kesin.

--------------------------------

NOT: Bana biraz müsaade; önümüzde hafta sizlerle olamayacağım. Bu kısa tatilin ardından, yeniden bu köşede buluşmak dileğiyle...
Hepinize mutlu yıllar dilerim.