Eğitimde çok ciddi yapısal sorunlarımız var. Örneğin;
- Öğrenmenin amacı bilgi edinmekten, sınavda başarılı olmaya kaydı.
- Çocuklarımıza okuma-anlama, matematiksel düşünme, problem çözme, eleştirel düşünme ve iletişim gibi beceriler yeterince kazandıramıyoruz.
- Öğrenci okulda öğrendiği bilgiyi gerçek yaşamda nerede kullanacağını göremiyor. Finansal okuryazarlık, medya okuryazarlığı, yapay zekâ okuryazarlığı, girişimcilik, iletişim, psikolojik dayanıklılık ve yurttaşlık gibi alanlar hâlâ ikincil durumda.
- Her öğrenciden aynı hızda, aynı yöntemle ve aynı başarı ölçütleriyle öğrenmesi bekleniyor. Oysa öğrencilerin ilgi, yetenek, öğrenme hızı ve ihtiyaçları birbirinden çok farklı. Üstelik teknolojinin baş döndürücü hızla artığı günümüzde bu fark katlanarak artıyor.
- Aşırı iş yükü, ötekileştirilen tavır, düşük mesleki özerklik, sürekli değişen uygulamalar ve öğretmeni şikayet etme; öğretmenin enerjisini, motivasyonunu ve öğretim performansını doğrudan etkiliyor.
- Öğrencinin başarısı yalnızca yeteneğine değil; ailesinin ekonomik durumuna, yaşadığı bölgeye ve gittiği okulun kaynaklarına bağlı bir hale geldi. Kamusal eğitim tükenme noktasında…
- Eğitim politikaları yeterli veri, araştırma ve etki analizi yapılmadan sadece siyasi kaygılara göre değişiyor. Sürekli bir şeyler yapılıyormuş gibi görünüyor ama sistemde hiçbir kalıcı iyileşme gerçekleşmiyor.
- Okullardaki “Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Servisini” gereksiz göreme anlayışı, sınırlı rehberlik hizmeti, akran zorbalığı, şiddet, dışlanma olaylarının okul öncesinden lise son sınıfa kadar her düzeyde sıkça görülmesine neden oluyor.
- Eğitim sistemi öğrenciyi diploma almaya hazırlıyor; ekonomi ise beceri sahibi insan arıyor. Bunun sonucunda diplomalı ama iş bulmakta zorlanan gençler ile çalışan bulmakta zorlanan sektörler aynı katlanarak artıyor.
Ama bütün bunların altında çok daha büyük bir sorun var: Eğitim sistemleri, geleceğin dünyasına bugünün ihtiyaçlarıyla öğrenci yetiştirmeye çalışıyor.
- Çocukların nasıl öğreneceği değişiyor.
- Bilgiye erişim değişiyor.
- Meslekler değişiyor.
- Çalışma hayatı değişiyor.
- Gençlerin beklentileri değişiyor.
Ama okulun organizasyonu, ders anlayışı, sınav sistemi, öğretim yöntemleri ve eğitim yönetimi yerinde sayıyor.
Kamusal eğitimin gerçekten sorunlu olduğunu anlamak için şu 5 soru çok güçlü bir başlangıç sağlar:
1. Öğrenci hangi becerilere sahip olarak mezun oluyor?
2. Öğretmen sistem içerisinde kendisini değerli ve etkili hissediyor mu?
3. Eğitim başarısı öğrencinin ailesinin ekonomik durumundan bağımsız mı?
4. Eğitim politikaları veriye ve kanıta mı, siyasi tercihlere mi dayanıyor?
5. Bugünün okulu öğrenciyi geçmişin düzenine mi, geleceğe mi hazırlıyor?
Kamusal eğitimde bu soruların anlamlı cevaplar vermesini sağlamak, yalnızca okulların ya da öğrencilerin başarısını artırmak anlamına gelmez; bir toplumun geleceğini doğrudan geliştirmek demektir.
Kamusal eğitimi iyileştirmek bir tercih değil toplumun geleceğine karşı duyulan sorumluluktur. Eğitimi yönetenler bu sorumluluğun farkında mıdır?
Anlayana Gülmece
Nasıl Kazandın?
İki eski siyasetçi yıllar sonra sokakta karşılaşır, biri diğerini eve yemeğe davet eder.
- Oooo bu ne ev böyle? Saray gibi… Nereden buldun bu kadar parayı birader?
- Gel göstereyim: Gel şu pencerenin önüne... Şuradaki otoyolu görüyor musun?
- Evet.
- Aslında o yol 20 milyon dolara çift şeritli olacaktı. Tek şeritli yaptım 10 milyon dolar bana kaldı.
Yıllar sonra iki arkadaş yeniden karşılaşır. Bir önceki karşılaşmanın iade ziyareti olsun diye diğer arkadaş söze girer ve “gel bu sefer bize gidelim” der…
- Şuraya bak, sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle? Bizimki bunun yanında kulübe valla, saray asıl burası… Nasıl kazandın bu kadar parayı?
- Gel nasıl yaptığımı sana göstereyim. Geç şu pencerenin önüne. Bak şurada otoyolu görüyor musun?
- Hangi otoyolu? Yol falan göremiyorum…
- Tamam işte… Anladın mı !
Okumuş muydunuz?
Her toplum, kendilerinden daha az şanslı olanlara nasıl davrandığıyla değerlendirilir.
Latin Atasözü