Sinde’deki kuyu için hazırlıklar…

Sevgül Uludağ

Bundan dokuz yıl önce, 2009’da Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermiş olduğumuz Sinde’deki kuyu için kazı hazırlık çalışmaları başlatıldı…

Bundan dokuz yıl önce, 26 Kasım 2009 yılında Kasım ayında Kayıplar Komitesi yetkililerini bilgilendirdiğimiz, ilerleyen günlerde ve  14 Haziran 2010 tarihinde de Kayıplar Komitesi kazı ekibinden arkeolog Deren Çeker’e tekrar göstermiş olduğumuz Sinde’deki bir kuyu için kazı hazırlık çalışmaları başlatıldı.

 

 

Kayıplar Komitesi Kıbrıslıtürk Üye Ofisi’nden Kazılar Koordinatörü Arkeolog Demet Karşılı’dan aldığımız bilgilere göre açık olan kuyuda bir Kıbrıslırum “kayıp” aranacak… Bu amaçla özel güvenlik uzmanları ile kuyuya inildi ve dışarıdan da toprak kontrolü yapıldı. Ancak kuyu suyunun fazla olması ve hareketli olması nedeniyle ilerleyen günlerde daha donanımlı bir ekiple kazıya devam edilecek.

27 Kasım 2009 tarihinde “Kıbrıs: Anlatılmamış Öyküler” yazı dizimiz çerçevesinde bu konuda, bu sayfalarda bir Kıbrıslıtürk şahitle birlikte bu kuyuya nasıl gitmiş olduğumuzu ve şahidimizin bize aktarmış olduğu bilgileri şöyle yazmıştık:

“… Sonra ikinci olası gömü yerine gitmek için yola koyuluyoruz. Burası da Sinde’den (İnönü) Lisi’ye (Akdoğan) giden toprak yol üzerinde “Kalli’nin kuyu” denen bir kuyu... Şahidimiz bu büyük kuyuda Dimitris Strufos’un gömülü olduğunu anlatıyor bize... Bu kuyuya “Babutsa’nın kuyu” da deniyormuş...

Dimitris Strufos’un öyküsünü, daha önce de bu sayfalarda yazmıştım. Lisili (Akdoğan) yaşlı, dizlikli bir çoban olan Dimitris Strufos, Sinde’de öldürülmüştü... Şimdi onun başına neler geldiğini öğrenebileceğim...

“Onu davarını alsınlar diye öldürdüydüler” diye anlatıyor Kıbrıslıtürk şahit. “Onu vurdular ve kuyuya attılar ama ölmedi ve tutuna tutuna çıkmaya başladı. Bu büyük kuyunun içinde merdiven da vardı. Gravaççanın üstüne çıktı ve merdiveni sallardı. Bunun üzerine onu vuranlardan biri kuyunun içine indi ve onu tekrar vurup başaşağı kuyuya attı...”

Bu dikdörtgen taş kuyu, tam bir antika olmalı... Bu kuyuya bağlı “lauma” da bulunduğunu anlatıyor Kıbrıslıtürk şahit. Yani bu kuyu alttan başka sırakuyulara bağlanıyormuş. Bir süre Dimitris Strufos’un dizliğinin suyun yüzünde kaldığını anlatıyor...”

14 Haziran 2010 tarihinde bu kuyuyu Kayıplar Komitesi yetkilileri ve arkeolog Deren Çeker’e göstermiştik…

Mayıs 2013’te ise yine bu sayfalarda, bu kuyuyla ilgili şöyle yazmıştık:

“…. “Kayıp” Yangos ve Andonis’in kardeşi Yorgo Yerobaba, Lisili “kayıplar”ın bulunması için, Lisili Kiriakos Andreu’yla birlikte çok çaba sarfetti, çok uğraş verdi – yıllarca bu işin peşini bırakmadı... Onunla, Larnaka’da Kiriakos Andreu’nun ofisinde buluşup röportaj yapmıştık – bir yandan ben Sinde-Lisi-Kondea civarındaki olası gömü yerlerini Kayıplar Komitesi yetkililerine okurlarımla birlikte gösterir, kazılar yapılırken, pek çok kez Yorgo Yerobaba ve Kiriakos Andreu’yla Sinde, Lisi ve Kondea yörelerini ziyaret ettik, başka olası gömü yerlerine baktık – lakabı “Serçe” olan bir başka “kayıp” Lisili Dimitris Strufos’un olası gömü yerini Kayıplar Komitesi’ne birlikte gösterdik... Bölgede kazı yapan Kayıplar Komitesi arkeologları da, Kayıplar Komitesi yetkilileri de hem bu olası gömü yerlerini gösteren okurlarımı, hem de Yorgo Yerobaba’yla Kiriakos Andreu’yu ve Yerobaba ailesinin diğer fertlerini tanıyorlardı artık – çünkü kazılar yürütülürken zaman zaman bu yerleri birlikte ziyaret ediyorduk...”

 

 

DİĞER BÖLGELERDEKİ KAZILAR…

Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Demet Karşılı’nın verdiği bilgilere göre Dikomo’da (Dikmen) askeri bölge içerisinde ve Arçoz’da (Yiğitler) kazı ekipleri trençleme yapmaya devam ediyorlar.

Ayermola’da (Şirinevler) kazılmış olan kuyunun toprağı, sulu elekten geçiriliyor. Bu kuyuda bir “kayıp” Kıbrıslıtürk kadından geride kalanlar bulunmuştu.

Aya’da (Dilekkaya-Ayakebir) bir kuyuda dört-beş “kayıp” Kıbrıslırum olduğu bilgisi üzerine bu kuyuda araştırma yapan ekipler bir şey bulamamışlar.

Kazı ekiplerinde bulunan tüm arkeologlarımıza, şirocularımıza ve diğer çalışanlara “Çok kolay gelsin” diyoruz…

 

 


 

***  GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEYLE İLGİLİ DÜNYADA NELER YAPILIYOR?

 

***  Hrant Dink Vakfı’ndan yüzleşmeyle ilgili eğitim programı 15 Kasım’da, İstanbul’da…

 

“Zor geçmişlerle yüzleşme pratikleri: Hafıza Mekânı ve Müzelerde Dönüştürücü Eğitim Programları…”

Zor geçmişlerle yüzleşme pratiklerine ışık tutan, dünyanın dört bir yanından ilham verici iyi örnekleri ele alan panel serisinin dördüncüsü 15 Kasım Perşembe günü saat 18.30’da İstanbul’da Hrant Dink Vakfı Havak salonunda düzenleniyor.

Çocuğa soykırım nasıl anlatılır? Toplumsal travmalara yol açan, kamusal vicdanı yaralayan olaylar bir daha yaşanmasın diye yeni nesillere en doğru şekilde nasıl aktarılır? Zor sorularla nasıl baş edilir?

Hafıza mekânları ve zor geçmişlerle yüzleşen müzeler uyguladıkları eğitim programları ve geliştirdikleri eğitim materyalleri ile karşılıklı anlayışı, empatiyi ve diyaloğu teşvik ederek toplumsal dönüşüme katkı sunuyor. Hafıza mekânları ve müzeler farklı yaş gruplarına yönelik pedagojik programlar geliştirerek yeni soruların sorulmasına ve geçmişin deneyimlerinden yola çıkarak günümüzün sorunlarına cevaplar bulunmasına ortam sağlıyor. Geçmişe ışık tutan hafıza mekânları bir toplumun hafıza ve hakikat defterinden silinenlerin veya arşivlerde saklı tutularak toplumun mahrum bırakıldığı bilginin ortaya çıkmasında önemli rol oynuyor.Geliştirilen eğitim programları ise bu bilgiyi farklı yaş gruplarına erişilir kılıyor.

Hrant Dink Vakfı ve DVV International tarafından düzenlenen ‘Zor Geçmişlerle Yüzleşme Pratikleri: Hafıza Mekânları ve Müzelerde Dönüştürücü Eğitim Programları' panelinde zor geçmişlerle yüzleşen müzelerde ve hafıza mekânlarında uygulanan eğitim programlarının amaçları, hedefleri, etkisi ve eğitim programlarını uygularken yaşanılan zorluklar ele alınacak.

Panele konuşmacı olarak Auschwitz Birkenau Devlet Müzesi bünyesinde kurulan Uluslararası Auschwitz ve Holokost Eğitimi Merkezi Direktörü Andrzej Kacorzyk, Johannesburg’da bulunan Apartheid Müzesi eğitim departmanı koordinatörlerinden Georgina Marques ve 20 Ocak 1942’de 15 yüksek rütbeli SS temsilcisinin ve çeşitli bakanlık mensuplarının Avrupa Musevilerinin toplanması ve yok edilmesi için işbirliği toplantısı gerçekleştirdiği, bugün ise bir hafıza mekânı olarak faaliyet gösteren Wannsee Konferans Evi’nde eğitim programları geliştiren Cornelia Siebeck katılacak.

 

Program

Tarih: 15 Kasım 2018, Perşembe

Saat: 18.30

Yer: Hrant Dink Vakfı, Havak Salonu

Nisya İşman Allovi ( 500. Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi direktörü)

Moderatör

Andrzej Kacorzyk (Auschwitz Birkenau Devlet Müzesi , Uluslararası Auschwitz ve Holokost Eğitimi Merkezi Direktörü )

“Auschwitz-Birkenau anma mekânında eğitimin bugünü ve geleceği”

Cornelia Siebeck (Wannsee Konferans Evi, Eğitim Departmanı)

“Faillerin toplumunu öğrenmek: Wannsee Konferansı Evi’nde eğitim çalışmaları”

Georgina Marques (Apartheid Müzesi, Eğitim Koordinatörü)

“Güney Afrika müzelerinde öğrenme deneyimlerinin niteliği: Apartheid Müzesi örneği”

(YÜZLEŞME ATÖLYESİ – 30.10.2018)