Şimdi Diplomasi Zamanı…

Kutlay Erk

Cenevre’deki 5+BM Gayri Resmi toplantı somut sonuç üretmeden bitti. Taraflar kendileri açısından başarılı geçtiğini belirtiyorlar ama Kıbrıslı iki taraf da yenik ve ezik…

Türk tarafı gayri resmi toplantıda masaya iki devletli çözümü resmen koyduğunu söyleyerek mutlu… Gayri resmi toplantıda, resmi bir girişim olamaz; kayıtlara girmiş olması ise girişimi resmileştirmez… Rum ve Yunan tarafı da, Türk tarafının önerilerini kimsenin benimsemiş olmamasından, BM Genel Sekreteri’nin de mandası kapsamında olmadığı için bu öneriyi kaale almayacağını söylemesinden mutlu… Ama herkesin kulağına kar suyu kaçtı, inkar da edilemez…

Peki, Cenevre’den ayrılırken, giderken sahip olduklarından değişen ne? Aslında hiç gibi görünüyor ama Türkiye daha dolu bir bagajla döndü… Kıyıdaş ülkelerle çatışır olduğu Münhasır Ekonomik Bölge haritalandırılmasında kendi lehine açılımlar yapılmazsa (ki Türkiye’nin bu talebinde haklılık payı vardır) kimse hidrokarbonlara ulaşamayacak çünkü Tatar marifetiyle sunulan öneri ve altı maddelik talepler Kıbrıs sorununu Türkiye’nin derin dondurucusuna sokmuştur. Meydan Türkiye’nin girişimlerine kaldı…

Rum ve Yunan tarafının gerek kıyıdaş ülkelerle gerekse hidrokarbonlar için lisans verdiği firmaların ülkeleriyle yaptığı ittifaklar Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de meydanı dilediğince kullanmasını engelleyebilecek mi? Hayır, kesinlikle hayır… Kimse Rum-Yunan tarafı adına Türkiye ile savaşa girecek değil, hele ki bir şekliyle Türkiye ile uzlaşmak gibi bir strateji de yedekte bekliyor olabilirse…

Cenevre sonrası oluşan yapının kimyası bu olunca, yapılması gereken de uluslararası diplomasiye yoğunlaşmak… Cenevre dönüşü bagajına hiçbir şey koyamayan Kıbrıs Rum tarafı öncelikle AB üye ülkelerine yönelik diplomasi trafiğini başlattı bile; Anastasiadis köpür köpür köpürür ama köpükler hemen sönen baloncuklardır… Kıbrıs Rum tarafının AB’deki sicili iyi değil… Üye olurken AB’yi kandırdılar, Annan Planı’nda BM’yi kandırdılar, Crans-Montana’da TC Dış İşleri Bakanı Çavuşoğlu’nu kandırdılar ve Kıbrıs sorununun BM Ölçütlerinde çözülmesini engellediler. Teyide muhtaç kaynaklar diyor ki Cenevre görüşmelerinde Çavuşoğlu Anastasiadis’i iyice paralamış, yalanlarını ve ayak oyunlarını deşifre etmiş; Anastasiadis de karşılık olarak Cenevre toplantısı öncesi Kıbrıslı Türklerin Lefkoşa’da BM Ölçütlerini destekleyen kitlesel mitinginden resimleri koymuş masaya… Resimler olsa da olmasa da miting olmuştu, herkes biliyordu; dolayısıyla kimsenin bilmediğini göstermiş ve bir şeyler ispatlamış değil Anastasiadis. Ama Çavuşoğlu’nun ortaya koyduklarını toplantı salonunun içindeki ve dışındakilerin çoğunluğu bilmiyordu… Anastasiadis bunları temize havale edebilmek için BM Ölçütleri şampiyonu edasıyla dış diplomasiye çıktı, ne kadar ilgi göreceği meçhul, çok olmayacağı belli gibi…

Bagajını doldurmuş olan Türkiye de dış diplomasiye yoğunlaştı, Kıbrıs Türk tarafı adına tezleri onlar anlatacak çünkü bu tezlerle Kıbrıs Türk tarafının diplomasiye çıkması olası değil, ilgi görmeyecek, randevu alamayacak; alsa da karşı taraf dinleyip, mutabık olmadığını söyleyip konuyu kapatacak. Dolayısıyla, şimdi diplomasi zamanı ama Tatar ve ekibinin diplomasi yapabilecek ortamı bulması meçhul, çok olmayacağı de belli gibi…

Kıbrıs Türk tarafı olarak kaldık mı Türkiye’nin kapasitesine?! Peki Türkiye bu çalışmalarda neyi izah edecek?! Kendi ilgi ve çıkarlarını elde edebileceği konuları… Kıbrıslı Türklerin kendilerine özel talepleri hiç gündem olamayacak… Peki ilerleme olabilecek mi? Olamayacak… Çünkü Türkiye’nin diplomaside öne sürdüğü iddiaları ve talepleri destekleyen bir Kıbrıs Türk halkı çoğunluğu yok… Uluslararası meydan belki Türkiye’nin ama İnönü Meydanı da Kıbrıs’ta BM Ölçütlerini destekleyen Kıbrıslı Türk barış güçlerinin… Hele ki bir de bu Kıbrıslı Türklerin kavgasını kendi kavgası gibi ifade eden bir BM Genel Sekreteri varsa, Türkiye’nin Tatar’a söylettiği kendi tezlerinde ilerleme sağlaması meçhul, çok olmayacağı da aşikar…
Ne olacak?! Türkiye halen ABD ve AB ile yürüttüğü Transatlantik ticaret konusunda taleplerini alırsa, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarını kendi Münhasır Ekonomik Bölge haritasına dahil edebilirse BM Ölçütleri canlanacak… İşte bu aşamada, diplomaside ve karar verme iradesinde yer almayan Kıbrıs Türk liderliği nedeniyle Kıbrıslı Türklerin zarar görme olasılığı yüksek…

Çözüm?! Önce İnönü Meydanı’nı boşlamamakta… Bu arada da büyük bir dış diplomasi ağına sahip olan CTP’nin, ağını kullanıyor olmasında… Dış temas ve üyelikleri olan sendikaların ve sivil toplum örgütlerinin de bağlantılarında hareketlenmekte…

Şimdi eylemli olmak, sokakta kitleselleşmek zamanıdır ve şimdi barış güçlerinin diplomasi yapma zamanıdır. Kimse Kıbrıslı Türkleri saklayamasın…