SIKIŞMA !...

Tamer Öncül

 

Temmuz’un 15’iyle 20’si arasına sıkışmış bu “talihsiz güne” nasıl bir yazı “sıkıştırılır” diye düşünüp durdum günlerce!

14 Temmuz akşamı, AKM’de Niyazi Kızılyürek’in “Şiddet Mevsiminin Saklı Tarihi” kitabının tanıtımında başladı; kafamın içinde dolaşan sözcüklerin sıkışması…

Beynimi sıkıştırıp; kendilerine yer açmaya çalışan, Şiddet, Katliam, Rauf, İngiliz, Vali, Gizli Belgeler, Grivas, Ölüm, Katiller, Yangın, Teşkilat,Kasatura, Kan vb. sözcüklerin uğultusuyla zonkluyor kulaklarım…

Ertesi sabahın gazetelerine yığılmış sözcük öbekleri (Faşist Darbenin; CTP-UBP koalisyonu;  Junker; Kalıcı,/ Kapsamlı; Sampson, Barış Harekatı… Geniş tabanlı.. ) daha da sıkıştırdı göğsümü…

Bir haberi okumaya çalışıyorum; sonunu getiremiyorum…
Kendi kendine söylenen yaşlılar gibi, dişlerimi sıkıştırarak mırıldanıyorum…  
“Ne CTP-BG eski CTP, ne de UBP eski UBP’dir.” demiş Talat… Ben de öyle düşünüyordum zaten!

“UBP’nin 2013 öncesine götürülmesi gayretleri karşısında sessiz kalınması olası değildir. Temeli sağlam, mayası tamam olan bu ulu çınar, Kıbrıs Türkü’nün güçlü teminatı olmaya, birlik ve beraberlik içinde ilelebet devam edecektir.” demiş Özgürgün… Bir da 13 için uğursuz derler; meğer uğursuzluk 2013 öncesindeymiş…

Türkiyeden bir türlü gelemeyen SU Proje Müdür Çınar, “20 Temmuz imkansız ama bayramda da devam edecek çalışmalarla Ağustos ayında deniz geçişi tamamlanacak” demiş… E, 74’de de öyle olduydu zaten… 20 Temmuzda hedefe ulaşılamayınca, Ağustos’ta ikinci harekat!

Gözüm kararıyor; aşağıdaki görüntü (alt yazı için lütfen geçen haftaki yazımın sonuna bakınız) kirpiklerimin arasına sıkışıp kalmış… Başka bir şey göremiyorum… Belim ağrıyor!.. Yoksa en alttaki ben miyim!..

 

ŞARAP KÖPÜĞÜ

Komşu köyden
Dionysios’un oyununa geldik
bu akşam…
Köpüren şarap havuzunda
içtik, tüm geceyi…
Sonra bir sıkışma
bir tazyik…
Karanlık bir PU(ş)Tun
koyu gölgesine patladı
afyonumuz…
Ne büyük günah!..
Ne büyük aymazlık!..

Daha “ohhh” demeden
Zeus’un hışmı yağdı
dumanlı başımıza…
Yıldırımlar,
ateşli yıldız yağmurları…

Tam, dalalım dedik
Kurtarıcı Mağara’ya
bir de Yeni Ay fırlattı
Yakuttan taşlarını…
Şakağımızdan dudak uçlarımıza
süzülen şarap
pıhtılaştı boğazımızda…
Elimin tersi yoruldu
silmekten,
               -içi de çekmekten-
kan yorulmadı…


Şarabın son damlasına takılıp
iki sinsi meteor düştü
sığındığımız mağaraya:
Aptallık ve İntihar…
Afrodit’in beşiği köpürdü,
Tanrıların da ağzı…

Günahımız büyüktü
      -İlahlara işemek.-

29-07-2009
Nitovikla/Kumyalı
(YER isimli son kitabımdan… Başlık çağrıştırdı işte; başka bir amacım yok!!!)