Sessizlik Yakışmıyor!..

Kutlay Erk

 

Türkiye’nin şu anda içinde bulunduğu durum ve yaşadığı süreç, bir referandum oylaması ve anayasa değişikliğinden çıkmıştır. Türkiye’yi yönetenler, içerde ve dışarda abartılı saldırgan siyasi tutumlar ve demokrasiyi aşındıran icraatlar ile istediği sonucu elde etmeye çalışırken Türkiye’yi tarumar etmektedir.  

Kıbrıs Türk sağ siyasetinde, kendini Atatürkçü olarak tanımlayanlar AKP’nin ‘Evet’ine destek vermemektedir; destek verenler için ise, bu satırların okuyucusu dilediği sıfatı takabilir. Sol siyaset unsurlarına bakınca, ‘Hayır’a destek verdiğini açıkça söyleyen sadece küçük ve dar parti ve gruplardır; geniş tabana sahip unsurların bu konuda sessiz kalması manidardır. Bu duruşlarını “Türkiye’nin iç işlerine karışmamak” gerekçesiyle ifade edenler, çok da inandırıcı olamıyor; hele ki Türkiye’nin müdahalesi ile hükümetlerin değiştirildiğinden yakınanlar…

Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiye’nin bu referandumunda oy kullanma hakkına sahip, çift uyruklular da dahil, yüz bin dolayında TC yurttaşından söz edildiğine göre ve bunların en azından yarısı çift uyruklu, yani KKTC uyruğu da taşıdığına göre, Kuzey Kıbrıs siyasetinin Türkiye’deki referandumla ilgili açık duruşa sahip olması hata olmayacaktır. AKP’nin Kıbrıs’ta yaptığı kampanya toplantısında kürsüye çıkıp açık destek veren bakanları eleştirmek maharet değildir, maharet duruşu ifade edebilmektedir. Denilebilir ki, o bakanlar samimi görüşlerinden değil, AKP’ye yakın durma ihtiyacından bunu yapmıştır; olabilir… Sessiz kalanların AKP’ye yakın durma ihtiyacı duymadığını söylemek de doğru değil herhalde…

Özellikle sol siyasetin, yani dünya halklarının kardeşliğini benimsemiş olan ve onlarla dayanışmayı ödev bilen sol siyasetin Kuzey Kıbrıs unsurlarının, bu kardeşliği ve dayanışmayı, açık duruşları ile göstermesi ilkeli bir sol duruş olacaktır. “Ne etkisi olur?” diye düşünülebilir; sonucu değiştirmeyebilir ama en azından, Türkiye’de benzer düşünen seçmenler üzerinde büyük moral destek olur, mücadele azmine güç katar ve sosyalistler olarak evrensel kardeşlik ve dayanışma görevini de yerine getirmiş olur. Kaldı ki Kuzey Kıbrıs’ta da oy kullanacak on binlerce seçmen var ve onlara bu coğrafyada rehber olmak Kıbrıs Türk solunun ödevidir.  

Dolayısıyla, Türkiye’de bu referandumla gerçekleştirilmek istenilenin ne olduğunu kendi siyasi ideolojisi ile Kıbrıs Türk solunun Kuzey Kıbrıs’taki Türkiye seçmenlerine anlatmasında yarar vardır. Ayrıca, çekinecek, korkacak bir şey de yoktur. Taraf olmamak, Kıbrıs Türk halkının oyları sonucu hükümete gelebileceği halde hükümete gelememek veya hükümette tutunamamak sonucunu değiştirmeyecektir. Kıbrıs Türk solu için önemli olan da illa ki hükümete gelmek, hükümette olmak veya hükümette kalmak da değildir ve hükümette olmak için eğilip bükülmek, omurgasız olmak da değildir. Önemli olan, muhalefette doğruları söylemek, hükümette de doğruları yapmaktır; doğruları yapma olanağını zorlamak gerek… Ancak buna engel çıkarılıyorsa, siyasi mücadele, muhalefette doğruları söyleyerek devam ettirilir, ta ki seçmen sol siyaseti tek başına hükümete getirene kadar…

Sol siyasi unsurlar, Kuzey Kıbrıs’ta hükümete hep koalisyon ortağı olarak geldi, gidişlerini de hep Türkiye’nin hakimiyetci zihniyetinin marifetine bağladı. Doğru olabilir ama bu sonuçta sol siyaset kendi duruşunda yalpa ve omurga özeleştirisini de yapabilmelidir. Bugün Türkiye’nin içini dışını tarumar eden bu referandum konusunda sessiz kalan Kuzey Kıbrıs sol siyasetinin unsurları, duruşuna, omurgasına, yalpasına hiçbir çekince duymaksızın sahip çıkarsa, sol ideoloji ve ilkelerin uygulamasını yapmış olacaktır. Hele ki ‘fabrika ayarları’nın konuşulduğu bu dönemde, çok da anlamlı olacaktır.

Bu referandumda anayasa değişikliği kabul edilmesi halinde Türkiye, ‘Cumhurbaşkanı – Devlet başkanı’ diye seçtiği bir kişiye ‘mutlak güç’ teslim edecektir veya başka bir deyişle, Türkiye bir kişiye teslim edilecektir. Siyasi literatür bu durumlara birçok isim verir, ne isim verdiği de önemli değildir. Önemli olan bir kişiye teslim edilmiş coğrafyaların ve halkların başına nelerin geldiğidir… Kıbrıs Türk halkı bunu çok iyi biliyor, onlarca yıl tek adamın mutlak gücü ile yönetildi, etkileri de halen devam ediyor. Kıbrıs Türk solu da bunu bütün acımasızlığı ile yaşamıştır. Ve Kıbrıs Türk solunun Türkiye’de bu referandumda bir açık duruş ifadesi hem ideolojisinin, hem yaşadıklarının, hem de varlığının gereğidir.

Susmak sola hiç yakışmadı, yakışmaz da… Her ‘hayır’da bir ‘hayır’ vardır; Türkiye’nin ‘hayır’ı Kuzey Kıbrıs insanı için de ‘hayır’lıdır. 16 Nisan Türkiye’ye ‘Hayır’lı olsun…