Sesimi Duyan Var mı?’dan Sesimizi Duyan Var mı?’ya Geçiş

Biz  adalet istiyoruz kayıp giden canlarımız için! Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, ailelerimiz için adalet istiyoruz!!!“Şampiyon Melekler ölmez” diyoruz. Ve onlar yalnızca anılarda değil, kalplerimizde yaşamaya devam edecekler.

2023’te, 6 Şubat sabahı saat 04.17’de Adıyaman’ı vuran deprem, saniyeler  içinde hayatları altüst etti. Gencecik yaşlarda, hayalleri yarım kalmış onlarca çocuk, genç ve yetişkin bir gecede hayattan kopup gitti…

Kimi gençliğinin baharında, kimi çocuk yaşta, kimi adı konulmamış günlerin ilk anlarında, kimi ise hayatının dolgunluk çağında…

Her biri kaderin acı bir oyunu ile sonsuzluğa göç etti.

“Sesimi duyan var mı?” sorusundan “Sesimizi duyan var mı?”ya geçiş, işte bu canların arasında; bizim bağrımızdan kopan şampiyon meleklerimiz, velilerimiz ve öğretmenleri ile birlikte yaşandı.

Hayatlarının tam ortasından koparılan bu canlar yalnızca kendi ailelerini değil; yakınlarını ve hepimizi derinden etkiledi. Her köyde, her şehirde bir yakınlığı, bir hatırası var meleklerimizin.

Ulukışla köyümüzde Kağan Selim’in durumu da böyle…

Annesi Serap ve babası Abdullah İş’in acısı; anneannemin ve dedemin mezarının hemen sol tarafında yer alan Kağan Selim’in mezarıyla somutlaşıyor.

Hafta sonları ziyarete gittiğimde, eğer Serap abla ve Abdullah abi oradaysa yüzlerine bakmaya bile çekiniyorum; cümle kuramıyorum. Ne söyleyeceğimi, nasıl teselli edeceğimi bilmiyorum. Bu süreçte herkesin cümleleri düğümleniyor; çoğu zaman yapabildiğimiz tek şey sarılmak oluyor.

Bu isimlerimiz bugün hayatta olsalardı bambaşka noktalarda olacaklardı. Aileleri ve  sevdikleri ile birlikte daha çok gülecek, daha çok kahkaha, daha çok sarılma ve daha çok anı bırakacaklardı geriye.

Ama geriye kalan; ailelerin   yüreklerine çöken tarifi imkânsız bir acı ve özlem…

Ve bizler, bu süreçte elimizden bir şey gelmediği için kendi yüreğimizde utanıyoruz.

O belli mercilerdekiler neden hâlâ bir şey yapmıyor?

Yapılacaklar gerçekten sadece bu kadar mı?

Yoksa bu utanma duygusu yalnızca bize mi has?

Bugün satırlarım iş özelinde aksa da; tüm şampiyon meleklerimizin çocuklarımızın, velilerimizin ve ailelerinin annelerinin, babalarının, kardeşlerinin; nenelerinin, dedelerinin paylaşımlarını görüyoruz.

Doğum günlerinde, mezar başlarında, her geçen gün…

Ve yüreğimiz bir kez daha kahroluyor.

Evet, bir 6 Şubat daha geçti.

Eğer Kağan Selim bugün yaşasaydı, 16 yaşında olacaktı.

Ama Kağan Selim’in 15. ve 14. yaş doğum günleri, işte bu soğuk mezar taşıyla; ailesi ve velilerinin yüreğinde büyüyen bir boşlukla kutlandı.

Ekte  gördüğünüz fotoğraf eşliğinde…

Ve yalnız o değil…

Daha nice çocuğumuzun , daha nice ismimizin; aileleri ve  yakınları ile birlikte aynı kaderle, aynı sessizlikle, aynı karelerle anıldığını her gün görüyoruz.

Diğer çocuklarımızda da, diğer ailelerimizin paylaşımlarında da yüreğimiz paramparça oluyor.

Dedik ya…

“Sesimi duyan var mı?”dan

“Sesimizi duyan var mı?”ya geldik. İşte tam bu noktada adalet diyoruz.

“Sesimizi duyan var mı?” dediğimiz yer; acılı ailelerimizin  ve toplumun biz duygusunda birleşen adalet çığlığıdır.

İşte asıl mesele burada başlıyor.

Gerçekten bu ailelerin çığlığı duyuluyor mu?

Acısı duyuluyor mu?

Özlemi duyuluyor mu?

Evladının doğum gününü soğuk bir mezar taşıyla kutlamak ne demektir, bilen var mı?

Evladı olmayan ben bile bunu bu kadar derinden hissedebiliyorsam; evladını, öğrencisini, canını yitirmiş ailelerin ve velilerin vay hâline…

Bu empatiye dahi uzak duranların ise; daha büyük vay hâline!

Dava süreci başladı, yıllar geçti ama adalet hâlâ eksik. Her duruşma sonrası aileler biraz daha yıkılıyor, biraz daha öfkeleniyor. Soğuk mahkeme koridorları ve resmi prosedürler, kayıpların acısını hafifletmek bir yana; çoğu zaman aileleri ve velileri daha da yalnız bırakıyor.

Bizler ise bu süreci hem öfkeyle hem de çaresizlikle izliyoruz.

“Adalet” diyoruz…

Ama her dava sonrası o terazinin ağır basan tarafında hâlâ “sıfır” ile karşılaşıyoruz.

Peki ya bundan sonrası?

Bu süreçten sonra gerçekten “Sesimizi duyan var mı?”ya geçebilecek miyiz?

Sesimiz gerçekten duyulacak mı?

Sadece sözle, sadece satırla, sadece fotoğraf paylaşımıyla değil;

şampiyon meleklerimiz, çocuklarımız, velilerimiz ve aileleri için gerçekten ne yapılabilir sorusunun cevabını bulabilecek miyiz?

Bu cevabın bir gün mutlaka gelmesi gerekiyor, öyle değil mi?

Biz  adalet istiyoruz kayıp giden canlarımız için!

Çocuklarımız, öğretmenlerimiz, ailelerimiz için adalet istiyoruz!!!

“Şampiyon Melekler ölmez” diyoruz.

Ve onlar yalnızca anılarda değil, kalplerimizde yaşamaya devam edecekler.

Sadece ailelerinin, yakınlarının yüreğinde değil; topluma mal olmuş sevgileriyle, bıraktıkları değerlerle, öğrettikleriyle, nesilden nesile aktarılacaklar.

Çünkü şampiyonlar ölmez.

Satırların yarenliğinde yeniden görüşmek dileğiyle.

Sağlıkla ve hoşça kalın.

Arşiv Haberleri