Seferberlik İlan Edelim...

Dr Filiz Besim

 

Ben aslında bugün sizin için edebi mi edebi; insana dair hani deyim yerinde ise damardan bir Yeni Yıl yazısı hazırlamıştım. Bol bol demlenip, yeni yıl için hep birlikte hayaller kurup, güzel dilekler dileyecektik. Ama olmadı işte CTP-PM oturdu ve karar aldı. İlle de suyu biz yöneteceğiz...

Peki o zaman hadi gelin toplu bir seferberlik ilan edelim. Kendi tasarruf paketimizi kendimiz oluşturalım. Kara deliklerimizi biz tıkayalım. Sadece suyu değil, ülkemizi biz yönetelim.
Var mısınız? Türkiye’ye hayır deme kararı almak kolay...
Hükümeti bırakıp gitmek de kolay ama elimizi taşın altına koymak. Hatta taşın değil, koca koca kayaların...
Ben çok ciddiyim ve öneriyorum. Gelin Annan Planındaki gibi kendimizi unutalım. Yeme içme, maaş, tatil, lüks otellerde allı pullu sanatçı dinlemeyi düşünmek yerine bu ülkenin bütçe açığını nasıl kapatacağımızı hep birlikte düşünelim ve düşünmekle kalmayalım uygulayalım, uygulatalım.

Umutsuzuz, güvensiziz, sevgisiziz... Kime? Aslında kendimize... Halbuki hepimiz de biliyoruz ki ‘umut’ biziz. Birbirimize güven ve sevgi akıtacak olan ve bu minicik adada kimseye muhtaç olmadan yaşamayı başaracak olan da sadece ve sadece kendimiziz. Elbette ki bizi sevenler, yardım etmek isteyenler yine yanımızda olacaklardır. Daha onurlu bir halkın yanında olduklarını ve nerede duracaklarını daha net bir şekilde bilerek...

Peki ama bu seferberliğe nereden ve nasıl başlayacağız. Bu seferberlik önce Cumhurbaşkanlığı, meclis ve hükümetle başlamalıdır. Örneğin milletvekilleri on üçüncü maaş almayacağız diyebilirler mi? Ve bir yıl boyunca maaşımızın sadece üçte ikisini alacağız? Bakanlar ve üst düzey yetkililer makam arabalarını kullanmamayı kabul edebilirler mi?
Bütün müşavirler göreve çağrılabilir mi? Gelmeyenler de emekliliklerini isteyebilirler mi?
Ben eminim siyasiler böyle bir karar alırsa kamu görevlileri de bu yıl on üçüncü maaşlarının sadece üçte birini almayı kabul ederler...

Öyle bir seferberlik olmalı ki bu; sadece para almak ya da almamak olmamalı konu...
Esas üretime odaklanmak zorundayız ve tutumlu olmaya...
Doktor ameliyathanede dikiş atarken fazla malzeme kullandım mı diye içi sızlamalı...
Öğretmen  raporlu ise ve okula gidememişse yüreği ağlamalı...
Memur gece başını yastığa koyduğunda o günün işlerini bir tamam yapmanın huzuruyla dolmalı...
İşte öyle bir seferberlik gerek bize...

Meclis gece gündüz çalışmalı. Yasalar geçirilmeli, yürütme tüzükleri bir an önce yapmalı ama en önemlisi de uygulamalı...
Yasalara göre denetim yapılmalı... Ahbablara, seçmenlere değil, devlet için toplum için torpil yapılmalı...
Seçim için, yeniden kazanmak için değil bu ülkede onurlu bir gelecek için çıkılmalı yola...

Seçimden beslenen; kimin aday olacağı, kimin bakan olacağı ile oyalanan bir toplum olduk. Seçime değil; devlet olmaya toplum olmaya odaklanalım...
Geçen dönemlerde Cumhuriyetçi Türk Partisi reform paketini imzalamamak için erken seçime gitmişti. Peki ama sonrasında ne oldu? Gelen Ulusal Birlik Partisi reform paketini de imzaladı; besleme yakıştırmalarına da ‘eyvallah’ dedi.
Marifet bırakıp gitmek değildir sevgili dostlar; marifet kalıp mücadele etmek ama samimi olarak, el ele inançla, sevgiyle, güvenle ve saygıyla...
Şu an en geniş tabanlı hükümet ülkeyi yönetmeye çalışıyor. Sağcısı ve solcusu ile bu hükümet altı ay önce reform hükümeti olmaya aday olmuştu. Şimdi bu hükümetin el ele verip insanlara nasıl devlet ve toplum olunacağını anlatma zamanı...
Hep birlikte yönetim ve halkın fedakarlık zamanı...
Seferberlik ilan etme zamanı...
Sadece suyu yönetmeye değil; ülkeyi yönetmeye soyunma zamanı...

Ben inanıyorum ki; en üst makamlardan başlayarak genel bir seferberlik ilan edilirse işte o zaman güçlü olacağız. Hem görüşme masasında piskolojik olarak, hem de Türkiye ile her yıl yaşanan protokollerde...
Habire birbirimizi eleştirip her gün daha beter bir depresyonun dipsiz kuyularında boğulmak yerine, kafa kafaya verip bu ülkede çocuklarımız için hummalı bir çalışmaya girme zamanı...
İşte o zaman ‘evet biz bir toplumuz’ diyebileceğiz. Akdenizin göbeğinde ateşler arasında da olsa, yüzyıllar boyu hiç bir adalının hakim olamadığı bu güzel adada ‘evet biz toplum’olmayı başaracağız.

1963’de başarmıştık. 100 Kıbrıs Lirası alırken bir anda 30 Kıbrıs Lirası almaya razı olarak kendi kurumlarımızı oluşturmaya soyunmıştuk.
1974’de de biz başardık. Biz burada olmasaydık; en süper güç bile gelse başaramazdı.
Annan planında da başarmıştık. Ne Rumlar, ne Türkiye, ne de Annan...
Biz başarmıştık. Kıbrıslıtürkler...
Geçtiğimiz yıl; üç aylık bir seferberlikle bir günde Let’s Do It ile yarım günde tam on bin ton çöp toplamıştık...

Meclis, hükümet, sivil toplum örgütleri ve sendikalar hadi gelin el ele verelim. Çürük elmaları aramızdan ayıklayarak; çocuklarımız için bu adada çağdaş bir geleceğe soyunalım.
Çocuklarımız için fedakarlık yapalım.
Toplumsal bir seferberlik ilan edelim.
Yoksa inanın ki; hangi siyasi parti gelirse gelsin, kaç seçim yapılırsa yapılsın hiç fark etmeyecek...
Erime ve depresyon her geçen gün biraz daha derinleşerek bizi bitirecek.

İşte ben bu duygularla yılı bitirirken; hepimize yeni yılda vatan bildiğimiz bu topraklarda onurlu bir mücadele diliyorum.
Sağlık, huzur, aşk ve azim hep sizinle olsun. Yeni yılınız kutlu olsun.