Yerel seçimlerin 6 Aralık 2026’da yapılacağı kesinleşti…
-*-*-
Resmi Gazete, belediye başkanlığı, belediye meclisi, muhtarlık ve muhtar azalığı seçimlerinin 6 Aralık’ta yapılacağını resmen duyurdu…
-*-*-
Şimdi, hükümetin üç ortağına, genel seçimlerin hangi tarihte yapılacağının kararını vermeleri kaldı!
-*-*-
Seçimlerin yasal ve resmi ya da anayasal tarihi 2027 Ocak ayı…
-*-*-
Ancak, hükümet, meclisteki çoğunluğunu da kullanarak bu seçimi erkene çekebilir!
-*-*-
Erken seçim değil, erkene çekilmiş seçim!
-*-*-
UBP, DP ve YDP’nin hem birlikte hem de ayrı ayrı bu konuda karar vermeleri gerekiyor…
-*-*-
Dün sabah Sim Tv’deki canlı yayında sevgili Devrim Barçın da açıkladı; hükümeti oluşturan üç partinin de genel seçimlerin ne zaman yapılacağı ile ilgili olarak kafaları karışık!
-*-*-
İşin ucunda, hem yerel hem de genel seçimlerden hezimetle çıkmak var!
-*-*-
İki seçimi arka arkaya kaybetmektense, ikisini aynı güne çekip, ikisini de aynı günde kaybetmek belki daha mantıklı gelebilir!
-*-*-
Genel Seçimi Ocak 2027 Ocak ayında yapmak, yoğun nüfuslu Lefkoşa, Girne, Mağusa, Güzelyurt ve Lefke gibi ilçelerde mutlak olan yerel mağlubiyetle daha da riske edilmiş olabilir…
-*-*-
Bir kere hükümet şu gerçekle karşı karşıyadır; CTP’li ve bir adet TDP’li belediyeler süreç içerisinde çok başarılıdır…
-*-*-
UBP’li belediyelerin başarısız olduğunu söylemek istemem ama Gönyeli ve İskele dışındaki başkanlıkların seçim rahatlığı bence çok sıkıntılı! Ama henüz konuşmak için erken tabii ki!
-*-*-
Sanırım yedi seçimdir arka arkaya kazanılan Güzelyurt’ta da UBP adına sona gelindi…
-*-*-
CTP - TDP ve öteki sol parti ve gruplar, hem başkanlık yarışları, hem de belediye meclis üyelikleri konusunda işbirliği yapmayı başarırsa, koalisyon ortakları için yerelde ve genelde yenilgi kaçınılmaz…
-*-*-
Ayrıca, iki seçimin birlikte yapılması demek, seçmenlerin hata yapma oranının yükselmesi demektir…
Bunu da en çok düşünmesi gereken kesinlikle iktidardaki üç partidir!
-*-*-
İki seçimin birlikte yapılmasının teknik sorunları mı?
O konu aşılabilir ama bu konuda en yetkili ağzın, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı olduğu inancım tamdır!
Danışıklı dövüş!
“Amerika ile ittifak edenler İsrail’e karşı cihad edemezler!”
Kim demiş bu sözü?
Rahmetli Necmettin Erbakan!
-*-*-
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, CNN’de sunucu Dana Bash'ın sorularını yanıtladı ve Donald Trump'ın Recep Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkisini değerlendirdi…
-*-*-
Netanyahu’ya göre Erdoğan yönetimindeki Türkiye, ABD açısından "friendly country" (dost bir ülke) değil!
-*-*-
Netanyahu’ya göre Türkiye, Hamas’a destek veriyor ve Hamas, ABD’ye göre terör örgütü!
-*-*-
Netanyahu’ya göre, Erdoğan, muhaliflerini, gazetecileri hapseden biri!
-*-*-
Netanyahu’ya göre Türkiye'ye “F35’ler dahil” gelişmiş silah sistemleri verilmesi sakıncalı ve tehlikeli!!! Netanyahu, “bölgede dengeler değişir” diyor!
-*-*-
Netanyahu’ya göre Türkiye, bölgede "istikrar sağlayıcı değil, sorun çıkarıcı" ve ABD bunu dikkate almalı!!!
-*-*-
Ve Netanyahu, açıkça Türkiye'nin yeniden F-35 programına dahil edilmesi veya F-35 satışı ihtimaline karşı olduğunu ifade etti. “Bunu Trump’a söyledim” dedi…
-*-*-
Belli ki, Trump'ın Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında Erdoğan'ı öven ifadeler kullanması ve Türkiye ile savunma iş birliğini yeniden geliştirebileceğinin sinyalini vermesi, Netanyahu’yu rahatsız etmiş!!!
-*-*-
Haaa Netanyahu, Türkiye’ye veryansın ederken, Kıbrıs’ı da unutmamış ve demiş ki ya da dedi ki, çünkü ben de söyleşiyi dinledim; “… Üstelik Türkiye Kıbrıs’ın yarısını işgal etmiş durumda…”
-*-*-
Bu arada koskoca Netanyahu, birkaç kez dinlediğim söyleşide, Kıbrıs’ın NATO üyesi bir ülke olduğunu da söylüyor ki bu noktada ya geri zekalı, ya sarhoş, ya da tüm söyleşi olduğu gibi “sahte”ymiş gibi geliyor!
-*-*-
Şahsi görüşümü söyleyeyim mi?
-*-*-
Bunların, yani yukarıda adı geçenlerin tamamı büyük bir çıkar çetesinin elemanları, o kadar!
-*-*-
Erbakan’ın dediği gibi, “Amerika ile ittifak edenler İsrail’e karşı cihad edemezler!”
-*-*-
Bence hem İsrail hem de Türkiye, Amerika’nın çok yakın dostlarıdır… Bu dostlar da kavga edermiş gibi görünseler bile ilişkiler kapitalist vahşet ve kişisel çıkarlar çerçevesinde bayağı iyidir!
-*-*-
Ortada bir yığın laf var – tehdit var – suçlama var ama “icraat” yok!
-*-*-
Danışıklı dövüş diyebiliriz!
-*-*-
Mesela Türkiye, İsrail’i, Filistin’i işgal etmekle; İsrail de Türkiye’yi Kıbrıs’ı işgal etmekle suçluyor!
Ve “laf ile peynir gemisi yürür mü?” sorusunu haliyle akla geliyor!
-*-*-
Ancak açıkça görünen o ki, laf ile değil peynir gemisi daha nice gemiler yürüyor!
-*-*-
Bizim gariban tayfa da, “vay be Trump bizim başkanı amma seviyor ha; Erdoğan son zamanlarda ilk kez gülümserken görüldü hatta espri bile yaptı…” diye seviniyor!
-*-*-
Öte yandan Trump, Erdoğan’a 225 Boeing uçağı satıyor; Türkiye 2045’e kadar Amerika’dan gaz almayı taahhüt ediyor; Türkiye, kendi topraklarındaki tüm nükleer yatırımları ABD’nin yapmasını kabul ediyor; Amerikan ürünlerine gümrük sıfırlanıyor; Suriye’de Trump’ın dediği oluyor falan ve de filan!
-*-*-
Ama en ısgarta görüntü nedir biliyor musunuz?
Amerikan Savunma Bakanı, züppe ve katil Pete Hagseth, emekli orgeneral olan Türkiye Savunma Bakanı’nın önünde cak cak cak sakız çiğniyor!
Askerlerin başına torba geçirilmesi kadar adice!
-*-*-
Danışıklı dövüş demiştik değil mi?
İçimdeki ses bana kesinlikle “danışıklı dövüş” diyor!
-*-*-
Nedir danışıklı dövüş?
Veya nasıl açıklayabiliriz danışıklı dövüşü?
-*-*-
Bazı kaynaklara göre “Danışıklı dövüş”, mesela spor karşılaşmalarında, yarışan ya da rekabet içerisinde rakipmiş gibi görünen tarafların sonuçla ilgili olarak önceden anlaşmış olmasıdır!
-*-*-
Danışıklı dövüşte hedeflenen “haksız kazanç” sağlamak, bahis sonuçlarını etkilemek veya belirli bir tarafı avantajlı duruma getirmektir…
-*-*-
Şike be canım, şike!
Şike yapmak danışıklı dövüştür!
Ve bence Trump da Erdoğan da Netanyahu da bu şikenin içindedir!
Gönyeli’de bir sabah… Bir park… Bir manzara… KKTC sonsuza dek! Alın size bir atasözü: Bu vatan kara toprağın altında sıra dağlar gibi duranların olmaktan uzaklaşmıştır!