Seçimler…

Kutlay Erk

Öyle görünüyor ki KKTC yerel seçimleri ile TC genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri aynı günde, 24 Haziran’da yapılacak.

Önce Türkiye üniversitelerinin giriş sınavı, sonra da Türkiye’de alınan erken seçim kararı ile Kuzey Kıbrıs’taki yerel seçim tarihi bir ileri – bir geri yapıp normale döndü. Ancak her iki ülkede de yapılacak olan seçimler telaşlarla birlikte geldi.

Aslında Kuzey Kıbrıs’ın yerel seçim tarihi dört yıl öncesinden belli idi, telaş olmaması gerekiyordu ama Ocak ayında yapılan erken genel seçimler nedeniyle siyasi partiler yerel seçim hazırlıklarını erteledi. Şimdilerde çalışmalar yapılıyor ancak çok geç kalınmış bir aşama… Ana muhalefet partisi biraz daha erken toparlanıp adaylarını belirledi, dört iktidar partisi halen yirmi sekiz belediye başkanı adayı belirleme çalışması ile uğraşıyor. Bunun ardından da iki yüz altmış kadar belediye meclis üyesi belirlemek var ki, belediye başkanı belirlemekten çok daha zordur. Belediye meclis üyeliğine aday olmaya gönüllü olanlar sayısı genellikle listeyi tamamlamaya yetmiyor, daha aday bulmak gerekiyor ve siyasi partiler listeyi tamamlayabilmek için bayağı bir gayret sarf etmek ve kişileri ikna etmek zorunda kalıyor. Hele bir de çok etkili bir aday listesi olsun diye ısrar edilirse, iş daha da zora girer.

Ondan sonra da partilerin yerel seçimlerle ilgili genel vizyonu ve her beldeye yönelik de alt yerel vizyonu oluşacak, projeler, programlar çalışılacak, bunların seçmene ulaştırılacak görsel malzemeleri ile medyada kullanılacak malzemeleri hazırlanacak… Belediye başkan adayı belirlenmeden bunların yapılması olası değil, parti organlarının hazırladığı malzemeler adayın kendi katkısı ile şekillenmiş olmalı ki aday içselleştirebilsin ve seçmene doğru ve ikna edici şekilde anlatabilsin. Öyle görünüyor ki, bu yerel seçimlerde çok da iddialı genel ve yerel vizyonlar oluşturulamamış olacak, başkan adayları da projelerini kendileri de tam çalışamadıkları için doğru dürüst anlatamayacak. Dolayısıyla kampanya, mevcut belediye başkanlarının “projelerimize devam edeceğiz, durmak yok, yaptıklarımız yapacaklarımızın garantisidir” babından açıklamalarla idare edecek, halen başkan olmayan adaylar da mevcut başkanın her şeyi yanlış yapıp, aslında hiçbir şey yapmadığı propagandası ile yürütecek seçim kampanyasını. Ve bu ortam kara-propaganda denilen çalışmaya da çok açık, çünkü adayların kendilerini öne çıkaracak projeleri çalışmaya fırsatı olmayınca, diğerlerini karalamakla üstünlük sağlamayı deneyecek. Bir de bu ortamda “At gitsin” tarzı ayağı yere basmayan, uygulama için mali kaynağı belirsiz olan projeler havada uçuşacak.

Sonuçta birileri kazanacak, ama hazırlıksız… Sonuçta seçmen seçecek ama beldesinin aslında nereye evrileceğini bilmeden, emin olamadan… Gelecek dört yılın belediyeciliği, hazırlıksız belediye başkanları ve bir şekilde toparlanıp aday olmuş meclis üyeleri ile gittiği yere kadar gidecek.

Ya Türkiye?!. Baskın seçim kararı, erkenin de erkeni… AKP reddediyor olmuş olsa bile, siyasetten gram anlayanlar bile bir erken seçim olacağını görebiliyordu; bu kadar erkene alınacak bir baskın seçim ise herhalde sadece Erdoğan ve işbirlikçisi Bahçeli tarafından biliniyordu. Baskın basanın mı olacak, basan basılan mı olacak Türkiye seçmeni 24 Haziran’da gösterecek.  Ancak, sadece muhalefet partileri değil, iktidar partisinin örgütleri de hazırlıksız yakalandı, aday belirleme sürecinin kısalığı seçimlere katılacak tüm partilerde kargaşa yaratacağı kesindir. Bir de parti içi demokrasi tam çalıştırılsın denilirse, sandık kapıya gelene kadar uğraşılır. Tamam, tek birey vermesin adaylarla ilgili kararları ama partinin yönetim organları inisiyatifi ele almazsa, hem kargaşa uzayacak, hem de sahaya inip kampanya yapmak gecikecek. Daha bunun genel vizyon belirlenmesi var, medya ve seçmene verilecek seçim malzemelerinin hazırlanması var, kampanyanın örgütlenmesi ve programlanması var, araziye dağılmak var…

Türkiye’nin hali, Kuzey Kıbrıs’ın yerel seçim halleri gibi olacak yani… Genel siyasetlerle ilgili plan program ve projeleri hazırlamaya fırsat bulamadıkları için Türkiye’nin siyasi partiler “at gitsin” projeleri ile seçmeni yakalamaya çalışacak. Kara propaganda yaygın olacak, “karala gitsin” söylemleri ile seçmeni yakalamaya çalışacak… Sonuçta birileri kazanacak ama ülke nereye evrileceğini bilmeden, emin olmadan… Türkiye’nin gelecek beş yılı seçimlerde kayda alınmış siyasi plan – program – projelerle değil, günübirlik kararlarla, halkın bilgi ve onayına getirilmemiş siyasi plan – program – projelerle gittiği yere kadar gidecek…

Bu iki taraf bu kadar birbirine benzemek zorunda mıydı?!.