SEÇİMİN 'SEVİYE' MESELESİ

Sami Özuslu

Yüksek Seçim Kurulu Cumhurbaşkanlığı seçimi için takvimi belirledi.

Buna göre ilk tur için 26 Nisan'da, ikinci tur ise 3 Mayıs'ta sandık başına gideceğiz.
Ne için?
'Toplum lideri'ni belirlemek için...
Biz her ne kadar adına 'Cumhurbaşkanı' diyorsak da, sandıktan çıkacak isim 5 yıllık süreyle toplumu uluslararası arenada temsil edecek.
Birleşmiş Milletler'in terminolojisinde Kıbrıslı Türk Lider olarak tanımlanan kişinin seçimi, diğer bütün seçimlerden daha önemli olmalı.
Seçmen daha bir 'seçici' davranmalı. O koltuk 'kim olursa olsun ama bizden olsun' mantığıyla doldurulacak bir makam değil.

Adı üstünde 'lider' seçeceğiz.
Sıradan bir seçim değil yani...

*  *  *

Adaylar yavaş yavaş netleşmeye başladı.
Elbette her adayın kendi taraftar kitlesine göre olumlu tarafları vardır. Her insan bir değerdir, her kişinin kimi meziyetleri mutlaka vardır. 'İyi insan' oluşundan 'sosyalliğine', 'yardımsever' kişilikten 'babacan' tavırlara kadar vardır mutlaka her birinin insani açıdan pozitif, sevimli, hoş yanları... Hatta bazıları için 'güzel' ya da 'yakışıklı' olmak bile artı
puandır adaylar için... Böyle özelliklerin konuşulduğu seçimler de oldu
geçmişte,  unutmadık.

Lakin 'fiziki güzellik', 'insani iyilik' gibi özellikler değil, başka meziyetler de aramak lazım 'toplum lideri' seçerken...

Yoksa 'güzel' her yerde vardır. 'Yakışıklı' çok bulunur. 'İyi insan' da bolca vardır bu topraklarda. 'Sosyal' olsun, 'yardımsever' olsun, her mahalleden çıkar onlarca güzel yürek...
Cumhurbaşkanı olmak için yetmez ama bu tür meziyetler.
 

*  *  *

Seçimlerde 'seviye' sorunu yaşar mıyız acaba diye kaygı duyuyorum açıkçası...
Bir gazetecinin yazdıklarına 'Falanın çocuğu' üslubuyla yaklaşınca adaylardan biri, daha da arttı endişem...
Söylediklerine yanıt verseydi, içerikle alakalı bir cümle kursaydı, 'gerçekler böyledir' diyebilseydi, anlaşılırdı.

Ve fakat 'falanın çocuğu' ağzı da nedir?

Sokaktaki kavgada bile zor kullanılan, küfürbaz bir üslup bu...
Yakışıyor mu Başbakan olmuş, ama Cumhurbaşkanlığı makamına da aday olmuş
bir kişiye bu üslup?
Soğuk savaş döneminden kalma, eleştiren ve farklı düşünen herkesi 'düşman' menziline koymayı ve bu şekilde ötekileştirmeyi marifet sayan bu mantalite bu toplumun seviyesinden çok aşağıdadır.

Eğer 'toplum lideri' olmaya soyunmuşsanız, toplumun seviyesini iyi bilecek, ona göre davranacaksınız. İnsanlar izler, görür, duyar, dinler, değerlendirir.
Ve sonuçta bir senteze ulaşır.
"Bu beni temsil edemez" dediğine de asla gidip oy vermez.
 

*  *  *

Sol seçmenin bu seçimde bu tür bir 'seviye' sorunu yoktur.

Zira soldaki iki aday da seviye bakımından sorunsuzdur.

Liderlik kapasiteleri, bilgi birikimleri, duruşları ve temiz geçmişleri ile her iki aday da sol seçmenin gönül rahatlığıyla oy verebileceği kalitededir.

Beğenmedikleri düşüncelere karşı 'falanın çocuğu' üslubuyla konuştukları, rakiplerine bel altı saldırdıkları, kuru laf kalabalığı içerisinde insanları galeyana ve hezeyana getirme oyununu oynadıkları görülmemiştir.
Tahtaravallinin bir tarafına sağın adaylarını, diğer tarafına ise solun adaylarını koyduğunuzu farz edin.
Durum ortadadır.

Seviye önemlidir.
Kıbrıslı Türk sol seçmeni şanslıdır.
Sağ seçmen solun adaylarını kıskanmakta haklıdır.
Bu yüzdendir ki seçimi 'falanın çocuğu' üslubu değil, yüksek seviye kazanacaktır.