Seçim günü yaklaştıkça

Erdinç Gündüz

Demiştim....”Seçim’ heyecan verir” diye.  ‘Esas’  gün yaklaştıkça heyecan da artacaktır kuşkusuz. 

Bu süreç içinde yeni, yepyeni neler neler duyacağız neler neler öğreneceğiz acaba ?
Gün geçtikçe tansiyonun yükseleceği kesin. Çamur atmalar da olacak, suçlamalar da, iddialar da. Ve geçmişten hiç ders çıkarmamış olan biz seçmenler, bütün bunları ‘ibretle’ izleyeceğiz bir kez daha.
Propaganda sürecinden sonra  ‘esas’ gün gelecek. O gün, herkes gidecek (gitmeli)  sandık başına, sandığa oyunu atacak ve sonuçları beklemeye başlayacak yeni bir heyecanla. Seçmenlerden daha  heyecanlı olacak olanların ‘kırmızı koltuk’ adayları olacağı kesin. Ama olsun.
Akşam saatlerinde sandıklardan çıkan ‘renk’ hemen hemen belli olacak. O andan itibaren alın size yepyeni bir kavga. Kim kime kazık attı ? Kim kimin sırtına basarak kazandı ? Altında kalanların boynu nasıl koptu ?  En büyük kim ? En küçük kim ? v.s. v.s. v.s.
     ***
‘En Büyük’  dedim de aklıma geldi...
Düşük Başbakan’ın Twitter’de yazdıklarını görünce şaşırıp kaldım. Gülsem mi ağlasam mı ? diye düşünedurdum bir süre.
‘Küçük’ Bey diyor ki:  “Cumhurbaşkanlığı koltuğunda olmasına rağmen Sn.Eroğlu, UBP’nin içişlerine karıştı....Hükümeti destekleyeceğini söyledi... Cumhurbaşkanı UBP’li olmakla övünüyordu.....v.s.”.  Ve en sonunda da birinci bombasını patlatıyor “Artık en büyük UBP’li olduğunu söylemesin”...
Bu sözlerden anlıyoruz ki UBP içinde bir de “En büyük kim ?” kavgası varmış.
Biz zavallı saflar veya aptallar, Cumhurbaşkanı’nın Cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren ülkenin tüm siyasi partilerine aynı mesafede durduğunu –en azından buna azami gayret sarfettiğini- zannederdik... Gene yanılmışız.
Sayın Eroğlu’nun, Başkan seçildikten sonra “Ben UBP’nin en büyüğüyüm” deyip demediğini ben bilmiyorum.  Ama Küçük Bey böyle söylediğine göre,  herhalde bir bildiği vardır.  Biz zavallılar, herhangi bir Cumhurbaşkanı’nın, Cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren bir siyasi partinin değil ülkenin ‘En Büyüğü’ olduğunu sanırdık.  Sayın İrsen Küçük’ün dediğine göre,  öyle değilmiş. Anladık ki asıl hüner  ülkenin değil ‘Parti’nin En Büyüğü’ olmakmış.
Ve Sayın Küçük’ün Twitter mesajındaki ikinci bomba....
Küçük Bey diyor ki, iktidara geldiklerinde vatandaşlık da başka şeyler de vermeye devam edeceklermiş parti olarak. Bu sözlerden anlıyoruz ki :-
İrsen Bey seçim yatırımı olarak, oy uğruna,  hem herşeyi söylemeye hem de her şeyi yapmaya hazır...
Ve de İrsen Bey,  nüfus durumundan son derece memnun...
Ve de,   Kıbrıslı bitmiş, Kıbrıs tükenemiş umurunda bile değil...
Ve de onun için en bir  tek önemli şey var. O da vatandaşlık, arsa, arazi, sahil, orman, ova dağıtmaya devam ederekten oylarını garantiye almak...
Ve de “Kimin oylarıyla ?” sorusunun onun için hiçbir önemi yok....
Ve de, kimin oylarıyla olursa olsun hep “En Büyük” olmak ve öyle kalmak...
Ve de her ne pahasına olursa olsun ‘O’ koltuğu kimselere bırakmamak.
Sayın Dr. Fazıl Küçük sağ olsaydı ne derdi acaba bütün bunlara ?