“Savaşla ilgili yüzlerce yazı okudum... Yazınızı okuyunca sabaha kadar uyuyamadım...”

Sevgül Uludağ

BİR KIBRISLIRUM OKURUMUZDAN...

Bir Kıbrıslırum okurumuz, Leyla Kıralp’ın savaştan etkilenen hayvanlar ve 1974’te güneyden kuzeye göç ederken geride bırakmak zorunda kaldığı köpeği Fındık’la ilgili yazısını geçtiğimiz hafta POLİTİS gazetesindeki sayfamızda okuduktan sonra bize yazarak duygularını paylaştı, “Savaşla ilgili yüzlerce yazı okudum... Yazınızı okuyunca sabaha kadar uyuyamadım” dedi.

Sözkonusu Kıbrıslırum okurumuz Leymosun’dan bir hekim (adı yanımızda mahfuz) ve Leyla Kıralp’ın geride bıraktığı Fındık adlı köpeğini anlattığı yazıyla ilgili olarak bize şöyle yazdı:

“Hanımefendi,

Savaş başladıktan sonra her gün savaşla ilgili yüzlerce yazı okudum. Bunlardan hiçbiri, gerçekten de hiçbiri POLİTİS gazetesinde dün yayımlanan yazınız kadar beni sarsmadı, bu kişisel öykü ve Ukrayna’daki hayvanlarla ilgili yazı...

Benim çocukluktan başlayarak genel olarak hayvanlara yönelik çok ama çok duyarlı bir ruhum vardı, özellikle kedilere karşı, 60 seneden beridir de dünyanın neresine gidersem gideyim, onları birlikte götürdüm... Hatta Suudi Arabistan’dan Amerika’ya, oradan da Kıbrıs’a ve Kıbrıs’tan Suudi Arabistan’a kadar...

Dün gece... Hiç uyuyamadım... Sevgili köpeğiniz Fındık aklımdan çıkmıyordu, aynı şekilde gri-beyaz kedisini kollarında rahatlatmaya çalışan yaşlı kadının yazınızdaki resmi de... Bir uyku hapı içtim ama bunun da yardımı olmadı çünkü bu yazı beni çok etkilemişti...

Bir zamanlar ben de Birleşik Arap Krallığı’nda kesin bir ölümden bir çöl kedisini kurtarmıştım, 8 haftalık minik bir kedi yavrusuydu bu ve iki sene Birleşik Arap Krallığı’nda kaldığım süre içerisinde büyüttükten sonra onu Leymosun’a getirmiştim... Üçüncü sene, onu bir araba çarpıp öldürmüştü... Bir hafta boyunca ağlamıştım, işe de gitmemiştim, onu gün boyu düşünüyordum, yalnızca üç yıl birlikte yaşadığımız halde... Kıbrıs’ta tek o vardı – onu villamda büyütmüştüm, Birleşik Arap Emirlikleri’nde de kendi odası vardı evimde, hiçbir zaman onu tutmama izin vermemişti, bazan yanıma yatıp uyuyordu ama ona dokanmama izin vermiyordu. Bu onun genlerinde vardı, bir çöl kedisiydi, vahşi bir kediydi.  Ama beni seviyordu ve ben de onu çok ama çok seviyordum. Onu çölde bulduğumda hayatta kalabilmesi için bir veteriner kliniğine götürmüştüm ve 11 gün boyunca klinikte kalmıştı. Üç yıl boyunca bana yoldaşlık etmişti.

Şimdilerde evimde yaşayan beş tane yerleşik kedim vardır, (bunlardan ikisi gene Birleşik Arap Emirlikleri’nden buraya getirdiğim kedilerdir, 11 sene boyunca yanımdaydılar, şimdilerde 14 yaşındadırlar) ve ayrıca evin dışında her gün baktığım 5-6 tane de sokak kedim vardır.

Tanrı sizi korusun hanımefendi,
İyi bir gün geçiriniz...
Dr. K. Ş. (adı yanımızda mahfuz)
Leymosun...”

Leyla Kıralp’ın bu sayfalarda yayımlanmış yazısı:

Leyla Kıralp’ın bu yazısından hareketle POLİTİS gazetesi için kaleme aldığımız ve Kıbrıslırum okurumuzu etkileyen yazının link’i:

https://politis.com.cy/apopseis/ta-deina-ton-anthropon-kai-ton-zoon-ston-polemo-tis-sevgul-uludag/?fbclid=IwAR36kiTIeS2wCox1uFu4cejWbhPZq67VPxaL74_59dbpzPOj9bAjxnSHAvI


 


BBC’nin ünlü “Ebeyi Arayın” TV dizisi yıldızı Jenny Agutter, Kıbrıs’ta geçen çatışma günlerini hatırlıyor...

“Shakespeare Avenue’daki evimizden bir gecede kaçmak zorunda kalmıştık...”

BBC’nin ünlü “Ebeyi Arayın” TV dizisinde Rahibe Julienne rolünü oynamakta olan ünlü İngiliz film yıldızı Jenny Agutter, Kıbrıs’ta geçen çatışma günlerini hatırladığını anlattı.

DAILY MAIL’de Yvonne Swann imzasıyla 6 Mayıs 2022’de ve CYPRUS MAIL’de Gina Agapiu imzasıyla 7 Mayıs 2022 tarihinde yer alan haberde özetle şöyle denildi:

***  Ebeyi Arayın TV dizisinin yıldızı Jenny Agutter, Aralık 1963’te iki toplumlu çatışmalar başladığı zaman, Noel tatili nedeniyle evdeydi...

İngiliz film yıldızı Jenny Agutter, 1963’ün o kanlı Noel günlerinde Lefkoşa’daydı ve Kıbrıs’ta iki toplumlu çatışmaların başlangıcına tanık olmuştu, bütün gece devam eden çatışmalar ardından ailesi Dikelya’ya gidecekti...

***  Daily Mail gazetesiyle geçtiğimiz günlerde yaptığı röportajda, şimdi 69 yaşında olan popüler İngiliz TV dizisi Ebeyi Arayın’ın yıldızı, adadaki hayatından söz etti, dokuz yaşından 16 yaşına kadar Kıbrıs’ta yaşamıştı... Babası Kıbrıs’taki İngiliz ordusunda subaydı, babası, annesi ve abisiyle birlikte Kıbrıs’ta yaşamaktaydı...

***  Daily Mail’e verdiği röportajda, “Babam Derek, Kıbrıs’ta konuşlanmış İngiliz askerleri için canlı şovların yapımcısı idi. Birkaç kez ada içerisinde çeşitli yerlere gitmiştik ancak aklımda en canlı biçimde kalan adres, Shakespeare Avenue’daki evimizdi” dedi. “Bu ev, güzel bir koloniyal binanın birinci katındaydı – annemle babam evi baştan aşağı döşemişlerdi. Annem Catherine’in zaten dizayn konusunda harika bir yeteneği vardı. Abim Jonathan’la iyi geçiniyorduk... Yatılı okuldan eve geldiğimde her tarafı “Hoşgeldin” tabelalarıyla doldururdu...”

***  Jenny, Shakespeare Avenue’yla ilgili hatıralarını anlatmaya şöyle devam etti: “Sekiz yaşındayken İngiltere’de bir yatılı okula gitmiştim ve Noel nedeniyle geri döndüğümde Shakespeare Avenue’daki yeni evimizi keşfetmek istiyor ve çok heyecanlanıyordum. 11nci doğum günüm 20 Aralık 1963’te idi, oraya doğumgünümü kutlamak üzere vaktinde varmıştım, geleneksel olarak aynı gün Noel ağacını da dekore ederdik her zaman... Noel ağacı salonda çok güzel duruyordu, benim yatak odam da muhteşemdi, annemin seçmiş olduğu şahane şeylerle döşenmişti.”

***  Şimdilerde eşiyle birlikte Cornwall’da yaşayan Agutter, “Kıbrıs’taki o günlerim bugün bende hala yankılanıyor... Türk ve Rum düğünlerine gittiğimizi, şahane yiyeceklerin olduğunu, dağlarda pikniklere gittiğimizi hatırlıyorum, babamın arkadaşlarıyla birlikte yaptığı bir kayıkla denize açıldığımızı da” diye anlatıyor. Salamis kıyılarında deniz maskesiyle dalıp bu antik yerde “tarihten parçalar” aradığını da hatırlayan Agutter, seneler sonra babasının teknesinin evsiz bir şahıs için bir sığınağa dönüşmüş olduğunu da anlattı.

***  “The Railway Children” (“Demiryolu Çocukları”) başlıklı 1960’lı yılların klasik çocuk filminde de oynayan Jenny Agutter, adanın her zaman bir cennet olmadığını da söyledi. 20 Aralık 1963’te 11nci doğumgününde, ailesi Shakespeare Avenue’da (şimdiki Mehmet Akif Caddesi), Lefkoşa’nın kuzeyinde, yeşil hat yakınında bir evde yaşıyormuş. Aynı sokakta İngiliz Yüksek Komiseri’nin rezidansı bulunmaktaymış. Günümüzde burası İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Kıbrıslıtürk ofisi olarak işlev görüyor... Bu adres çok canlı biçimde aklında kalmış, koloniyal bir binanın birinci katında imiş evleri. Sekiz yaşından beridir İngiltere’de bir yatılı okulda okuyormuş fakat Noel tatili nedeniyle eve dönmüş ve oradaymış Agutter.

***  “Noel çok güzeldi ancak sonra bir şeyler değişti” diyor film yıldızı... Bu, Kıbrıslırumlar’la Kıbrıslıtürkler’in üç yıllık bağımsızlık ardından aralarında çatışmaların yeniden alevlendiği yıldı... 21 Aralık 1963 ile 10 Ağustos 1964 tarihleri arasında düzinelerce Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk öldürülmüş, pek çoğu da “kayıp” olmuştu, bunların öldürülmüş olduğu varsayılıyordu...

***  “Abimle birlikte yetişkinlerin tuhaf davrandıklarını ve fısıldaşarak konuştuklarını farketmiştik. Birşeylerin dönmekte olduğunu sezmiştik ancak kimse bu durumu açıkça anlatmak istemiyordu...” diye hatırlıyor Agutter.  Shakespeare Avenue ise Lefkoşa’yı Rum tarafı ve Türk tarafı diye bölen Yeşil Hat yakınında bir caddeydi... Bir gece silah sesleriyle uyanmıştı Jenny...  “Koşup babamı kaldırmak istedim, o benim rüya gördüğümü iddia ediyordu. Ancak ön kapıya çıktığımda benim haklı olduğum anlaşılmıştı – gerçekten de dışarıda ateş edilmekteydi. O zaman babam, “Herkes yüzükoyun yere yatsın, ışıkları söndürün!” demişti.”

***  Ertesi sabah aile evden alabileceklerini, kedi ve köpeklerini de alıp arabaya yüklemişlerdi – bu evin konumu “artık erişilemeyecek” bir bölgeye dönüşecekti. “Geçici olarak kentin Kıbrıslırum tarafında bulunan babamın ofisine gitmiştik, herşeyi geride bırakmıştık o harika evde... Annemle babamın kalbi kırılmıştı ancak bunu göstermemeye çalışıyorlardı...”

***  Sonra babasına İngiliz Dikelya Üsleri’nde modern bir ev verilmiş ve adadan ayrılıncaya kadar bu evde kalmışlardı, adadan ayrıldıkları zaman Jenny 16 yaşındaydı... “Abim Jonathan’la benim için rüya gibi bir hayattı bu, sıcak, güneşli, uykulu bir adadaydık, tıpkı Gerald Durell’in ‘Ailem ve diğer hayvanlar’ başlıklı hatıralarında yazdığı gibiydi... Bir çocuk olarak Shakespeare Avenue’dan ayrıldığımız yıl filmlerde oynamaya başlamıştım ve hala filmlerde oynuyor olmak benim için bir sürpriz, bu beni çok memnun ediyor...”

https://www.dailymail.co.uk/femail/article-10778567/Jenny-Agutter-69-Call-Midwife-star-shares-memories-Shakespeare-Road-Nicosia-Cyprus.html

https://cyprus-mail.com/2022/05/07/british-actress-reminisces-about-her-days-in-cyprus/?fbclid=IwAR2kfjMu5is7_PiLNJ4OOw0oYMGSuBYbFI4y4jnS8puUDns_IPalBrZTTQA

(DAILY MAIL ve CYPRUS MAIL’den özetle derleyip Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ/YENİDÜZEN).