Savaş Yalanları...

Ünal Fındık


Dünya’da savaşlar hep bir bahane yaratılarak başlatılır. Bu bahaneler çoğu zaman istihbarat örgütlerinin düzmece yalanlarıdır.
Geçtiğimiz gün Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Doğan bu yalanlardan örnekler verdi.
2003’te ABD Irak’a girmek için fırsat kolluyor. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel dünyaya “Irak kimyasal silah üretiyor, Irak’ta kitle imha silahları var” diyordu. Bu açıklamalar ve medyanın abartıları sonucu dünya da bu saldırıyı oybirliği ile onaylıyor. ABD ve müttefikleri Irak’ı yerle bir ediyor, diktatör Saddam’ı da yakalayıp idam ediyor. Bugün hala Irak’ın toprak bütünlüğü sağlanamadığı gibi, Irak’ta kan akmaya devam ediyor.
Aradan yıllar geçtikten sonra Colin Powel BM’de itiraf ediyor: “Irak’ta kimyasal silah yoktu, bana yalan söylettiler”.
Bu kadar basit.
Bu kadar ucuz bir yalan.
Yalçın Doğan yazısında bir diğer yalanın da Vietnam savaşı öncesinde ortaya atıldığını söylüyor:
“Bir süre önce CIA belgeleri ortaya çıkıyor, Vietnam yalanı. Silah tüccarları 60’larda Başkan Johnson’a savaş baskısı yaparken, dünya aniden bir haberle çalkalanıyor:
“Vietnam savaş gemileri Amerikan donanmasına saldırdı”.
Saldırı filan yok, CIA belgeleri kırk yıl sonra bunun yalan olduğunu sergiliyor. Ama, o yalan üzerine Amerika Vietnam bataklığına saplanıyor, savaş yıllarca sürüyor.”
Savaş yalanları bunlarla da sınırlı değil. Bütün savaşlarda bir bahane yartılmaktadır. 2.inci dünya savaşı başlangıcında Hitler’in bir bahane yaratarak Polonya’ya saldırması, ardından da bütün Avrupa’yı istila etmesi elbette gerçekçi bir nedene dayanmıyordu.
Ordularını savaşa hazırlayan ve üstün silahlarla kuşatan Hitler saldırmak için sadece bahane arıyordu. O bahaneyi yarttığı anda da saldırıyı başlattı.
Sonuç milyonlarca insan öldü. Dünyanın neredeyse yarısı yıkıldı. Kendi ülkesi dahil bütün Avrupa baştan başa yandı, kavruldu.
ABD şimdi de 2003’te Irak’a saldırı için tezgahladığı ve en yüksek düzeyden itiraf ettiği oyunun aynısını bu kez  Suriye’ye saldırmak için tezgahlıyor.
Gerekçe hazır. “Suriye kimyasal silah kullandı”.
Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı bir gerçek. Ama bu silahı kimin ateşlediği henüz net olarak belirlenmiş değil. İddialar bu silahların Suriye muhalif güçleri tarafından kullanıldığı yönündedir.
Dün bu konuda açıklamalar yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı BM’ye gönderdiği raporda: “Rus uzmanların incelemelerine göre 19 Mart'ta düzenlenen ve 20'den fazla kişinin ölümüne neden olan saldırı sonrasında olay yerinden alınan kanıtlar sarin gazı taşıyan roket Suriyeli isyancılar tarafından ateşlendi” deniyor.
Raporda ayrıca olayda kullanılan merminin "Suriye ordusunun standart mühimmatına ait değil ve malzemeleri ülkenin kuzeyinde Beşeyr el Nasır Tugayı'nın ürettiği roket güdümlü kılavuzsuz füzelerin tipine ve parametrelerine uyuyor"denilmektedir.
Buna rağmen düne kadar başta Türkiye ve ABD olmak üzere Suriye’ye saldırı için bahane arayan ülke yetkilileri kimyasal silahların Esad rejimi tarafından kullanıldığından emin olduklarını iddia etmekteydirler.
Halbuki Suriye’de inceleme yapan BM heyeti BM Güvenlik Konseyi’ne hala raporunu sunmadı. Ama Davutoğlu ve John Kerry kimyasal silahın Esad tarafından ateşlendiğini “gördüler”. Çünkü ikisi de bundan “adları gibi emin olduklarını” açıkladılar.
***
Savaş ve Yalan.
Hep yan yana, hep içiçe.
1960’larda başvurulan ve Vietnam’ı cehenneme çeviren yalan CİA tarafından 40 yıl sonra açıklandı.
Ama 2003’te Irak’ı yakan saldırı nedeni söylenen yalan, daha ateş tam sönmeden 10 yıl içinde, bizzat bu yalanı söyleyen kişi tarafından itiraf edildi.
Suriye’ye yapılacak bir saldırı için hazırlanan yalan dosyaları da çok daha kısa süre içinde ayyuka çıkacak.
Ama ateş düştüğü yeri yakacak.
Bu kez bizi de sarma ihtimali var.