Sandığımızdan daha güçlüyüz

Derya Beyatlı

Greta henüz 16 yaşında, İşveçli.

Öfkeli, kararlı,cesur.

Bize değişimin tek bir kişi ile başlayabileceğini ve bunun ergenliğe yeni adım atan otistik bir kız çocuğu olabileceğini gösteren bilinçli bir genç yürek.

Cüretkâr!

Greta bir Cuma günü okula gitmeyi reddeder. Stokholm’da meclisin karşısında tek başına oturma eylemine başlar. En ileri iklim değişikliği politikaları olan İsveç’in Paris anlaşması maddelerine tam olarak uymadığı görüşündedir. Bu konuda 9 yaşında araştırmaya başlamış, okumuş, öğrenmiştir. Seçimler arifesinde, daha somut adımlar atacak milletvekilleri seçilene, iklim değişikliği konusunda radikal önlemler alınana kadar Cuma günleri okulu boykot edeceğini duyurur.

Eylemi pasiftir, meclisin merdivenlerinde oturur, sorana anlatır.  

Tek kişilik eylem sosyal medyadan yüzlere, binlere ulaşırken, dünyaya yayılır. 100 ülkede, 400 ayrı şehirde yüzbinlerce öğrencinin okulu asıp katıldıkları ‘Gelecek İçin Cuma (Fridays for Future)’ eylemleri Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International)’nün en prestijli ödülünü alır. Greta ise ‘Bilinç Elçisi’ ünvanına layık görülür.

Çevre üzerindeki olumsuz etkisinden dolayı et yemekten ve uçak ile seyahat etmekten vazgeçen Greta, daha 12 yaşında karbon ayak izini azaltmak konusunda imrendiren bir azim sergiler. 32 saatlik tren yolculuğu sonucunda ulaştığı Davos’da Dünya Ekonomik Formu’na damgasına vurur.

Yetişkinlerin gençlere umut vermeyi kendilerine görev edindiğini düşünen Greta, 16 yaşında Dünya liderlerine hitap eder Davos’da ve gözlerinin içine bakarak haykırır;

 ‘Ben sizin umudunuzu istemiyorum ki. Sizin umutlu olmanızı filan istemiyorum ben. Ben sizin paniğe kapılmanızı istiyorum. Her gün duyduğum korkuyu duymanızı istiyorum. Ve ondan sonra da harekete geçmenizi istiyorum. Bir krizde nasıl hareket edecekseniz şimdi de öyle hareket etmenizi istiyorum. Eviniz yanıyormuş gibi hareket etmenizi istiyorum. Çünkü yanıyor.’

Greta’nın bu cesareti, azmi, sağduyusu, umarsızlığa karşı duyduğu öfke, konforunun önüne koyduğu çevre bilinci yetişkinlere umut veriyor geleceğe dair.

17 yaşında Nobel Barış Ödülü’nü kazanan cesur başka bir genç yürek, Malala gibi imkansızı başarıyorlar.

Gençler susmuyor, ayrımcılığa karşı mücadele veriyor, geleceklerini bizim hatalarımızdan, sorumsuzluğumuzdan, gözümüzü kör eden hırsımızdan ve bencilliğimizden kurtarmaya çalışıyorlar.

Araştırıyorlar, öğreniyorlar, konuşuyorlar, karşımıza dikilip hesap soruyorlar.

Değişimin tek bir kişi ile yapılabileceğini gösteriyor gençler bize. Uzun yolculukların bir adım ile nasıl başladığına örnek oluyorlar. Birlik olup güçleniyorlar.

Umut meşalemizi tutuşturuyorlar.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo’nun ifadesi ile, gençler bize sandığımızdan daha güçlü olduğumuzu ve hepimizin tek tek insan haklarını savunmak ve çevre felaketine dur demek yolunda alacağı bir sorumluluğu olduğunu hatırlatıyorlar.