Sanata ve emeğe saygı

Tamer Öncül

 

Çarşamba akşamı, KT. Sanatçı ve Yazarlar Birliği’nin organize ettiği “sanata ve emeğe saygı” gecesi gerçekleştirildi… 65 yaşın üstünde olan (üye)sanatçı ve yazarlara onur ödülü verme kararını ilk kez bu yıl gerçekleştiren Birlik Yönetim Kurulu, bunu gelenekselleştireceğini açıkladı…
Gecenin sponsorluğunu üstlenen  The House Art Rooms’da gerçekleştirilen ödül ve dayanışma gecesine ne yazık ki yeterli ilgi yoktu…  Etkinliğin, “özel davet göndermek”  yerine, yalnızca basın ve sosyal medya aracılığıyla duyurulmasının bu düşük katılımda ne kadar rol oynadığını bilemem ama; Sanatçı ve Yazarlar Birliği, sanata ve sanatçıya duyarsızlık şampiyonu olan siyasilere özel davet göndermeme kararlılığını yıllardır sürdürmektedir..
Birkaç duyarlı siyasinin dışında, yalnızca açılış yapacakları özel davetlerde ŞOV yapmayı bilen siyasilere karşı takındığımız bu tavır sıkça eleştiri alsa da; onlar duyarlılık gösterene kadar sürecektir.

KT. SANATÇI VE YAZARLAR BİRLİĞİ (Yönetim Kurulu a. Başkan Ümit İnatçı tarafından yapılan,Ödül Töreni – Dayanışma Gecesi konuşması

Değerli üyeler, değerli dostlar!

İçinde yaşadığımız bu zaman diliminde kendi mekanına ve kültürüne yabancılaşan, varlık bilinci oldukça eğreti bir zeminde şekil alan bir toplum haline geldik. Entelektüel birikimiyle ve kendi duyarlık ayarıyla olagelenler karşısında direnç gösteren bireyler olarak çoğu zaman yetersiz ve çaresiz kaldığımızın farkındayız. Yozlaşan siyasi erkan ve tek tipleşen toplum yapısıyla yaşadıklarımız karşısında kaderci bir edilgenlik haline bürünmüş olmak elbette ki bizleri hem üzüyor hem de öfkelendiriyor. Üzüntü ve öfkenin, bir aydını kendi ödev ahlakından alıkoyması söz konusu olmayabilir; ancak haklı bir yılgınlığın da farkına varıp bizleri eylemden el ayak çektiren gerekçeleri de açıkça ortaya koyabilmeliyiz...

Siyasilerin tüm etik değerleri hiçe sayıp toplumu kendi iktidar hırslarına araç kılması ve toplumun da ufak tefek gündelik çıkarları uğruna siyasileri bir fayda nesnesine dönüştürmesi toplumsal yapının kırılganlaşmasının önünü açmıştır. Liyakati değerler silsilesinden çıkarıp hak etmeyeni kapasitesini aşan görevlerle donatarak bir itaatkarlar zümresi yaratma mühendisliğine soyunan politikacıların,bu yetmezmiş gibi, özerkliğini koruması gereken kurumları da tahakküm altına alarak yönetmeye kalkışmaları onaylanacak durumlar değildir.

Sürekli çözümsüzlük halini ideal bir barış durumu gibi bizlere kanıksatmaya çalışan bu rejimi son çare olarak bize dayatmaya çalışan siyasiler elbette ki muhalif aydınların varlığından rahatsız olacaklardır. Organik aydınların siyasi iktidarın yetke gücünü her düzlemde pekiştirdiğini görmek bizleri kaygılandırıyor. Bilim ve sanatın toplumsal yaşamın itici  gücünü oluşturması açısından görev üstlenmesine öncülük yapacak olan üniversitelerin de tıpkı devlet kurumları gibi yetersiz duruma düşürülmesi bir rastlantı değildir.

Sanatçı ve Yazarlar Birliği olarak hayalimizdeki birleşik Kıbrıs için direnç göstermek, demokratik platformlarda mücadele etmek her şeyin önünde gelir. Bizler hiçbir zaman otoritenin evcilleştirmeye çalıştığı organik aydın hanesine yazılmayacağız. Seviyesizliği ve yetersizliği ödüllendiren, toplumu ilerici çağdaş kültür yapısından koparıp minnet-biat ilişkileriyle şekillendiren bir siyasi yapının hiçbir zaman malzemesi olmayacağız.

Bu akşam işte bu bilinçle toplanıp, yıllardır Kıbrıs kültürüne katkı koymaya devam eden ve toplumun aydınlık yüzünü görmemizi sağlayan abilerimizi ve ablalarımızı onurlandırmak istedik. Neriman Cahit, Mehmet Kansu, Feriha Altıok, Erol Refikoğlu ve Mustafa Gökçeoğlu’nu saygıyla selamlıyoruz.