Bir toplumda vicdanı nasıl yorumlarız? Nereye bakarız? Neleri dikkate alırız?
O toplumda çocukların ve kadınların ne kadar korunabildiğine bakarak...
Ne yazık ki yaşadığımız coğrafyada da dünyanın birçok yerinde olduğu gibi cinsel şiddet, yalnızca gündeme gelen konulardan, polise, mahkemeye veya basına yansıyan olaylardan ibaret değildir. Bu buzdağının sadece görülen kısmıdır.
Bu, sessizlikle beslenen, korkuyla büyüyen ve çoğu zaman görünmez bırakılan ağır bir insan hakları ihlalidir.
***
KAYAD’ın başlattığı "Sana İnanıyorum" kampanyası büyük önem taşıyor.
Avukat Aslı Murat, kampanya ile ilgili bir açıklama yaptı. Bu açıklama sadece hukuki bir değerlendirme değil, vicdan sahibi herkesin ses vermesi gereken güçlü bir çağrıdır... Toplumsal ve üzerinde uzun uzun durulması gereken...
***
"Sana inanıyorum" demek kimseyi peşinen suçlu ilan etmek değildir. Bu cümle, mağdurun sesini duymak, beyanını ciddiye almak ve iddiaların bağımsız, tarafsız ve hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde araştırılmasını istemektir. Çünkü adalet, ancak dinlemeyi bildiği zaman adalet olur.
***
Öte yandan WHO, BM ve UNICEF'in yıllardır yayımladığı raporlar cinsel şiddetin en az bildirilen suçlardan biri olduğunu ortaya koyuyor. Bunun temel nedenleri ise utanç duygusu, toplumsal baskı, mağdurun suçlanacağı korkusu ve en önemlisi de "Bana kimse inanmaz" düşüncesidir.
Bu yüzden "Sana inanıyorum" sözü, insani bir dayanışmadır.
***
Kadına yönelik şiddet de çocuk istismarı da bireysel değil tesinde toplumsal bir sorundur.
Bir çocuğun kendisini koruması gereken yetişkinlerden zarar görmesi...
Bir mağdurun konuşmaktan çekinmesi...
Bunların hiçbiri normal değildir. Normalleştirilmemelidir... Ve hiçbir toplum bunlara alışmamalıdır.
***
Şiddet de yalnızca fiziksel değildir. Psikolojik baskı, ekonomik şiddet, cinsel saldırı, dijital taciz ve sistematik yıldırma da aynı zincirin halkalarıdır. Bu nedenle mücadele yalnızca mahkemelerde değil; okullarda, ailelerde, medyada ve siyasette de verilmelidir.
Aslı Murat'ın dikkat çektiği Çocuk İzlem Merkezi'nin (ÇİM) kurulması artık ertelenebilecek bir konu değildir. Çocukların defalarca ifade vermek zorunda bırakılması, aynı travmayı farklı kurumlarda yeniden yaşamaları kabul edilemez. Adalet sistemi mağduru korumalıdır...
***
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi de cezaların artırılmasıyla mümkün değildir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, erken yaşlardan itibaren çocuklara beden dokunulmazlığının öğretilmesi, ailelerin bilinçlendirilmesi, sivil toplumun güçlendirilmesi ve etkin koruma mekanizmalarının oluşturulması zorunludur.
Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinde "önleyici adalet" anlayışı öne çıkıyor.
Suç işlendikten sonra ceza vermek kadar, suçun oluşmasını engelleyecek sosyal politikalar geliştirmek de devletlerin sorumluluğudur.