Sağlıkta asıl düğüm

Cenk Mutluyakalı

Hekimler yüzleşse gerçeğiyle, bu sürdürülemez düzenle, mesaiyle; böylece bu kirli, bu rezil, bu karanlık yönetimi “haklı” çıkarmasa…

"Hükümet" de şunu görse... Hekimler mutlu ve huzurlu olmazsa, sağlıkta iyi bir sistem kurulamaz.

***
Gelelim gündemdeki tartışmaya...
Sağlıkta “mesai”ye dair yıllardır anlaşılamayan bir durum var.
Ya da herkesin kendi sesini, sorgusunu, yetkisini yuttuğu…

Hekimler sabah 08.30’dan 13.00’e kadar mı çalışıyor ve buna göre mi maaş alıyorlar?
Yoksa 15.30’a kadar çalışıyor gibi mi?

Bu sorunun yanıtı kritik.

Sendika da bilmeli bu yanıtı, Başhekimlik de.
Ama sanırım asıl yanıt vermesi gereken Maliye ve Çalışma Bakanlıkları.

Çünkü eğer hekimler sabah 08.30’dan 13.00’e kadar çalışıyor ve buna göre ücret alıyorsa; bunun dışında, nöbet kapsamında çalışılan saatler ayrıca ödeniyorsa…
O zaman tartışma alanı başkadır.

Ama öyle değilse…
Yani 15.30’a kadar çalışıyormuş gibi bir ödeme yapılıyorsa, o zaman başka bir yerden konuşmak gerekir.

Ayrıca…
Nöbet de dahil sabaha kadar süren çalışma düzenini sanki günlük bir rutinmiş gibi sunan derin ajitasyon bir yana…
Nöbet” sonrası günde mutlaka “istirahat” hakkı olmalıdır hekimlere.

***
Kamu hastanelerinde koşulların zor olduğu gerçeğini inkâr eden yok.

Hekimlerin üzerindeki yükü, tükenmişliği, sistemin hoyratlığını görmezden gelmek haksızlık olur.

Yine de dürüst olmak zorundayız…
Mesainin “kısa” kesilmesinin sebebi bu şartlar değil.

Özel hastane ya da kliniğe yetişme telaşı…
Bunu bilmeyen var mı?

Hekimlerin bu koşuşturması içinde herhangi bir “sistem” kurabilmek mümkün mü?

Olmadığını gördük zaten.

Diyelim ki bu “Sağlık Bakanı” istifa etti ki alkollü mama skandalında etmeliydi.

Yeni bir bakan geldiğinde, hekimlerin hastaneden kliniğe, özeldeki ameliyattan kamudaki nöbete yetişme telaşı bitmedikçe ne değişecek?

Bunu yaşadık zaten.

Tabipler Birliği başkanlığı yapmış isimler de, her siyasi partiden hekimler de o koltuğa oturdu.

Ama bu “ikili yapı” değişmedikçe hep sıkıntı oldu.

Sorunun merkezine kimse dokunmaya cesaret edemedi çünkü.

***
Bugün kontrolsüz nüfus artışıyla birlikte bu tablo daha da görünür hâle geldi.

Poliklinik saatleri daraldıkça Acil Servis’in yükü arttı.
Kamuda yeterli ve konforlu hizmet alamayan yurttaş, özelde ödediği parayı daha fazla sorgular oldu.

Hekim sayısı artsa da hizmetin süresi artmadı.

***
Hekim örgütlerinin “Tam Mesai”ye tepkisinin gerçek sebebi aslında başka bir kaygı.

Tam mesai kabul edilirse, ikinci iş yasağı gündeme gelecek.

Yoksa hekimler de diğer kamu çalışanları gibi niye mesaiye uymasın?

Üstelik geçmişte, tam mesai sözüyle hekimlerin maaş skalaları da değişti sağlıkta.

***
Doğrusu bu sorunu neredeyse 25 senedir aynı tutarlılıkla yazıyorum.
Çok üzdüler beni.
Çok yıprattılar.
Ama duruşum açık.

Sol düşüncede sağlık, bir piyasa hizmeti değildir.
Temel bir yurttaşlık hakkıdır.
Satın alınan bir ürün değil; eşit yurttaşlığın somut karşılığıdır.

O nedenle toplum tarafından finanse edilen kamusal sistemde, kamunun kadroları tam zamanlı, tam sorumlulukla kamuya hizmet etmelidir.

Yoksa şimdiki gibi…
Aynı hekim kamuda ulaşılması güç bir hizmet sunarken, özelde hız ve konfor vaat eder.
Bu durum “parana göre sağlık” ayrımını normalleştirir.
Sağlık, ödeme gücüyle satın alınan bir ayrıcalığa dönüşür.

Kamuda mesai, salt hükümetin konusu değildir; yurttaşın hizmet hakkıdır.

Hele bu ülkeyi yöneten karanlık ve kirli bir yapının hiç konusu değildir.

Mesai eksildiğinde hükümetten değil, toplumun hizmet hakkından eksilir.

***
Kamu kurumlarının çoğu dökülüyor.
Hem altyapı sorunlu, hem liyakat.

O zaman herkes istediği saatte işe gitme ya da iş yerini terk etme hakkına mı sahip olacak?

Hemşireler de, memurlar da, işçiler de?
Bunu savunmak mümkün değil.

Misal bir belediye başkanı, saat 15:30'a kadar halka hizmet için ödediği çalışanlarının, saat 1 gibi işyerinden ayrılmasına göz yumar mı?

***
Umarım hekimler kendilerini daha fazla tartıştırmaz…
Hele de “mesai” üzerinden.

Biz mesaimize uyuyoruz” der; dijital kartlarıyla hastaneye girer, mesainin son dakikasına kadar polikliniğini yapar, toplumun hizmetinde olur.

Bunu yaparken de sistemin tüm eksiklerini, açıklarını, yetersizliklerini ifşa eder.

İşte o zaman toplumun tamamını yanına alır.

Mesaiden kaçmak için eylem yapıyorlar” algısını tereddütsüz biçimde yıkar.

Çünkü ortak gaile kamusal sağlık için birleşmek olmalıdır.

Hele de hekimlerle...