Sağlık bakanlığında bir kahve

Cenk Mutluyakalı

 

Sağlık Bakanı İzbul’un kahvesini içtim dün.
Çok demokrat bir insan...
O kadar eleştiri yazdım, hem de çok ağır, tek bir lafını duymadım.
Ne bir mesaj...
Ne sitem bir başkasına...
Ne tek gün asık surat...
Bu yönde hakkını yiyemem...

***

Elbette “sağlığı” konuştuk.
Elbette uzlaşamadık.

***

Bakan İzbul’un yüzüne söyledim, son dönemlerde iyice depreşen inancımı, “Bu düzenin içinden gelenler, bu düzeni değiştiremezler.”
Bakan da içinden geliyor...
Müsteşarı da...
İşbirliği yaptığı ve “birlikte başaracağız” dediği sendika da tam göbeğinde...
Zor yani...

***

Örneğin Sağlık Bakanı, eğer ‘mevcut yasalar uygulanırsa’ sağlıkta kaos olacağına inanıyor...
Oysa ben, yasalar “uygulanmadığı” için kaos ortamı olduğunu düşünüyorum.
“Yasaları” çok beğendiğimden değil...
Bu modelin “kayıt dışılık ve keyfiliği” torpillediğini gördüğüm için!

***

“Hekim maaşlarının yetersizliği”nde yüzde yüz uzlaşıyoruz...
Evet de...
İnanmıyorum ki, bugünkü “zihniyet”le maaşlar üç misline yükselse de en küçük bir değişiklik olacak diye...

***

Bakan, hemen tam mesaiye geçilirse önemli hekimlerin pek çoğunun kamu hastanelerini terk edeceğini düşünüyor...
Bana göre, şu anda da terk ediyor!
Bu “efsane” üzerinden sanki “statüko” korunuyor, maaş tartışmasındaki “imkansızı iste, mevcutu koru” halleri gibi.
“Evham”la yönetim ilerlemiyor.

***

Bakan diyor ki, “Sorun sistemde”...
Bana göre, sorun “sistem”i oluşturan bakanda, hekimde, siyasetçide, sendikacıda, illaki “sistem” denen canavarı yaratan herkeste...

***

- “Yeni yasalar için zamana ve mali kaynağa ihtiyaç” olduğunu ima ediyor Bakan!..
Bana göre, yeni yasaların ihtiyacının anlaşılması için önce mevcut yasaların uygulanmasına ihtiyaç var..

***

Elbette o bir ‘hekim’ ve meslektaşlarının durumunu hissediyor...
Ne kadar empati denesem, boşuna...
Nihayetinde O bakan...
Ben kim ki?

***

Bir kırk yıllık hatır daha kalıyor yanımıza...
Demokrat ve iyi niyeti kadar keşke cesur da olabilse, bence...