Radyo Anıları-3

Eralp Adanır

“Posta Dairesi üstü Bayrak Radyosu”; küçük, derli toplu ve az/öz personelle bir okul gibiydi. Bugün bilmem kaç metrekarelik ve bilmem kaç personelin çalıştığı Bayrak Radyo Televizyon Kurumu; büyüdükçe samimiyeti, içtenliği ve en önemlisi “özveriyi” kaybeden bir yapıya sahip oldu. Elbette gelişimin bir getirisiydi; birden fazla radyo kanallarımız ve televizyon kanallarımızın olması. Kimse bunu yadırgayamaz. Ama çalışandaki ruh ve meslek aşkı, sanki daha bir farklıydı o yıllarda.

Ben 1986 yılında bu aileye tam olarak katıldığımda mutlaka hizipleşmeler, ayak kaydırma oyunları da vardı ama daha çömez olduğumdan bunları pek anlamıyor hatta pek duymuyordum da. Kısacası o dönemler de “pembe boyalı” değildi kuşkusuz.
Belki yoktan var etmenin, etmek zorunda kalındığı imkansızlıklarla bu “okulda” sadece program yapıp gitmeyi örğenmiyordunuz. Teknik imkanlarla da içiçe olmak durumda kalanlarımız da oluyordu programcı olmanıza rağmen.
Bundan dolayıdır ki bu “okul”, kendi adıma konuşmam gerekirse; sadece radyo programcılığını öğretmemişti bana; programını çkarabilmek için materyal bulma yöntemlerini de bizlerde geliştirmişti.
Örnek vermek gerekirse; maddi sıkıntılardan dolayı birçok dönem yeni çıkan plakları alamayabilirdiniz. Siz bir “liste” programı yapıyorsanız, o listeyi oluşturabilmek için de yeni çıkan plaklara ihtiyaç duyarsınız. Böyle olunca “kıvrak zekâ” işbaşına geçer. Madem ki plak gelmiyor o zaman idare etmek babında, o günlerin popüler kanalları “Radio One(van)” ve “BFBS (British Forces Broadcasting Servise)”de yer alan “top of the pops” programlarını radyo yayını anında kasete çeker, sonra bu kasetteki şarkıları, anonslardan ayıklayarak kendi listelerimizde kullanmaya başlıyorduk. Elbette anons giriş ve çıkışları kadardı elde edebileceğimiz şarkı. Yani genelde şarkıların sonları olmazdı.
Şöyle bir işlem yapılırdı: Öncelikle kasetçalardan Ferograf kayıt cihazına (1/4 inç) malzeme aktarılır. Sonra iki Ferografta bunların araları temizlenerek, şarkılar ayrı bir yerde temizlenmiş olarak, ara boşluklarıyla hazır duruma getirilir.
Program kayıt stüdyosunda program sunucusu anonslarını yaparken, bir master kayıt cihazı (Ferograf), iki Turntable (plak çalar), bir oynatıcı (player) Ferograf cihazı ve elbette bir kasetçalar buylunuyordu stüdyonun kontrol odasında. Anonsun ardına elinde plak varsa onu çalar yok ise de işte temizleyip ayıkladığınız ve banda sıraladığınız şarkılardan çalardınız. Böylece programlarınızı hazırlar, Kıbrıslı Türk dinleyicilerimize sunmuş olurdunuz.
Gerçi o önemlerde Bayrak Radyosu sadece kuzeyde Kıbrıslı Türkler tarafından dinlenmiyordu. Öyle programlarımız vardı ki; Askerin İstekleri, Seçtiğiniz Plaklar, Unutulmayanlar vb. Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde; özellikle Silifke, Tarsus, Mersin, Adana’dan azımsanmayacak çoklukta dinleyici kitlesine ulaştırmıştı bizleri. Öyle ki, bu bölgelerden birçok reklam alınıp radyo kanalımızda yayınlandığı da bir gerçektir. Bunu da yapan sanırım Altun Reklam idi. Elbette dinleyicilerimiz sadece Türkler değildi.
Özellikle “Radio Magazin”-ki Erdinç Gündüz abimizle sevgili Ayşe’nin Türkçe-İngilizce olarak yaptıkları bir programdı ve program başına maaş aldığımdan Erdinç abi yapımcılar arasına beni de katardı daha fazla para alabileyim diye, ya da uzun soluklu “Merhaba Dostlar” programı- ki Hüseyin Kanatlı abimiz, Ayşe ve Arapça olarak da Sermet Emin dostumuzla, daha öncesinde bir bayan vardı ki ismini şimdi unuttum; bu program da üç dille birlikte gerçekleştirilirdi; Türkçe-İngilizce-Arapça.
Bu programımıza da nice isteklerin geldiğini dün gibi hatırlıyorum.
Ve elbette salt İngilizce programlarımız da vardı ki hemen aklıma gelmişken Haluk Aygın, Şirel, sevgili Songül, Cemal Yaman Gürsel, Halet Aygın, rahmetli İlter Sami abimiz, Mr. Sonic gibi isimler de bu kanaldan geçip gitmişlerdir.
O günlerden günümüze daha bu mesleği sürdüren arkadaşlarımız bugünkü Kurum içerisinde yayıncılık serüvenlerine devam ediyorlar.
Belki bu yazılarım bir “başlangıç-kıvılcım” olarak bu “ailemize” yansır ve onlardan gelecek katkılarla “Posta üstü Bayrak Radyosu”’nun aile fotoğrafını çekip kalıcı hale getirebiliriz. Çünkü eminim ki benim unuttuğum hatta yanıldığım, eksik bıraktığım şeyler de olacaktır. Geçmişe en yakınını bulmak ve belgelemek de ancak böylesi “sözlü tarih” çalışmasıyla olur kanısındayım.