Son yıllarda bu kadar kışkırtıcı, bu kadar sorumsuz, bu kadar kendini kaybetmiş, bu kadar tehlikeli ve ürkütücü bir açıklama hatırlamıyorum.
Henüz hiçbir somut bilgiye dayanmadan, "Kıbrıs Türk halkına yönelik hiçbir saldırının cevapsız kalmasına izin vermeyeceğiz" diye yükselen o hırçın ses, aslında ne adaleti arıyor ne de güvenliği... O ses, satır aralarında gizleyemediği bir gerilimi, tarihsel bir çatışmayı ve ilkel bir nefreti arzuluyor.
İnsan, oturduğu koltuğun ağırlığını kendi iradesiyle taşımalıdır; emanet ceketlerle, hak edilmemiş unvanlarla o makamları işgal edenlerin, kriz anlarında ilk sığındıkları limanın hamaset olması bu yüzdendir.
***
Kıbrıs'ta halkların birbirine yaklaşımı son derece özenlidir, yapıcıdır, olumludur.
Nisan 2003'ten bugüne 190 milyonu aşan bir geçiş hareketliliği yaşandı.
Kuzeyde ya da güneyde, hele hele etnik kimlik ya da nefret kaynaklı bir sıkıntı olmadı...
Kimi istisnalar yaşandı elbette...
Ama çok hem de çok az...
Üstelik de adanın her yerinde yabancı nüfus çok arttı. Hem de olabildiğince kontrolsüz... Çok daha "güvensiz" maalesef gecelerimiz... O kadar çok kurşunlamaya, cinayete, saldırıya, yaralamaya, darp ya da tehdide şahit oluyoruz ki... Ama bunların hepsi toplumların kendi içinde yaşanıyor.
Tetikçilere bakınız...
Deniz ötesinden geldiler çoğunlukla...
Son günlerde yükselen kışkırtıcı seslere karşı sokağın ve verilerin gerçeği: 2003'ten beri adada 190 milyondan fazla geçiş yaşandı ve toplumlar arasında nefret zemin bulmadı. Yaşananlar etnik bir çatışma değil, kontrolsüzlüğün getirdiği bir güvenlik sorunudur. Çözüm hamaset değil; rasyonel işbirliği, özen ve sorumluluktur.
***
Polis Genel Müdürlüğü’nden resmi verileri almıştım yakın zamanda... Barikatların yeniden aralandığı 23 Nisan 2003'ten 2026’nın Mart ayı sonuna kadar gerçekleşen toplam hareketlilik, adanın nüfusunu defalarca katlayan bir boyuta ulaştı.
190 milyon 281 bin 960 geçiş.
Bu rakamın yaklaşık 95,9 milyonu giriş, 94,3 milyonu ise çıkış olarak kayıtlara geçti.
Buna rağmen, dediğim gibi, toplumlar arasında bir "nefret" gelişmedi.
***
Cyprus Mail'e göre Aya Napa saldırısıyla ilgili 18 yaşında 3 İsveç vatandaşı tutuklandı, 1 zanlı da aranıyor. Kıbrıs polisi, tutuklanan 3 kişinin İsveç pasaportu taşıdıklarını ancak Arnavut, Şili ve Irak orijinli olduklarını açıkladı.
Politis'e göre
tutuklananlar Kıbrıs'ta turist olarak bulunuyorlardı ve Pazartesi günü adadan ayrılmayı planlıyorlardı. Üçü de tutuklama emri çıkarılması için Paralimni'deki Bölge Mahkemesi'ne çıkarıldı. Ağır yaralama suçundan soruşturuluyorlar.
Öyle görülüyor ki mesele bir "uluslararası suç ve güvenlik" sorunudur, toplumsal bir nefret değil. Ay Napa'da bir aydan kısa bir süre içinde meydana gelen üçüncü şiddet olayı bu tabii... Üçünde de şiddete başvuranların yabancılar olması ayrıca dikkat çekici...
Hastanede tedavi gören yurttaşımız umarım sağlığına kavuşur. En önemlisi bu...
Hepimizin beklentisi ülkemizin çok daha güvenli olması pek tabii... Dipkarpaz'dan Baf'a, Girne'den Larnaka'ya, Mağusa'dan Limasol'a...
Tümü...
Bunun için de adaya giriş çıkışların kontrol altında olması önemli... Polisin işbirliği...
Bir de... Nefretten medet uman, pusuda bekleyen kışkırtıcı ve kafatasçı siyasetin oyununu bozmak... Utandırmak onları... Her anlamda "sorumlu" davranmak ve "özenli" olmak...
Belki klasik olacak ama; başka ülkemiz yok çünkü...