Protokol neden imzalanmıyor?

Ünal Fındık

 

Bilindiği üzere Türkiye her yıl KKTC bütçesine katkı yapmaktadır. Türkiye bu yardımları 1974’den önce de yapıyordu.

O dönemde Meclis doğru dürüst çalıştırılmıyordu. Kurulan “Geçici Türk Yönetimi” de daha çok “Teşkilat” olarak bilinen “Türk Mukavemet Teşkilatı” tarafından yönetiliyordu.

Geçici yönetimin bütçesi yoktu. Türkiye’den gelen paralar da teşkilat tarafından keyfi harcanıyordu.

Bu dönemde bırakınız bu durumu eleştirmeyi siyasi parti kurmak bile cesaret isterdi. İşte CTP 27 Aralık 1970’de bu koşullarda kuruldu. İlk seçimlerdeki sloganı ise “Bütçe Meclis’e” oldu.

1974’den sonra önce KTFD, sonra da KKTC kuruldu. Meclis çalıştırıldı. Bütçe ilk defa Meclis’e geldi. İktidar ve muhalefet partileri görevlerini yapmaya başladı.

1980’li yılların ortalarına kadar Türkiye sadece altyapı yatırımları için KKTC’ye katkı yapmaktaydı. Ancak bu dönemde Özal politikaları ile üretimden koparılan Kıbrıs Türk toplumu memur olmak ve garanti maaş almak için devlet daireleri ve kamu kurumlarına akın etmeye başladı.

Önce Sanayi Holding kapandı. İlerleyen yıllarda Turizm işletmeleri kapandı. Oteller TC’li işletmecilere devredildi. Eti, Tütün işletmeleri vb. kurumlar tasfiye edildi.

Böylece KKTC bütçesi yerel gelirleriyle maaşları bile ödeyemez hale getirildi.

İşte bu noktada artık Türkiye’ye göbekten bağlı yapı oluşmuş oldu. Artık Türkiye’den katkı almak için önce 3 yıllık ekonomik protokol imzalanmaya başlandı.

Elbette bu normal bir ilişkidir. KKTC bütçesinin gelir-gider dengesinin kurulması için bu protokolda yazılanların uygulanması ve bunun denetlenmesi gerekir.

Ama bizde öyle olmuyor. Türkiye’deki iktidar partisi birtakım taleplerde bulunur, bunlar KKTC hükümetince yerine getirilirse kaynak gönderilir. Getirilmezse binbir mazaret üretilerek kaynak kesilir.

2018 Ocak ayında hükümet kuran 4 partinin başına da işte bu durum geldi. Türkiye katkıyı durdurdu. Muhtemelen vatandaşlık, din eğitimi vb. istekler yerine getirilmediği için başka bahanelerle para gönderilmiyor.

Sağda, solda yapılan dedikodularda “TC 4’lü koalisyondan memnun değil, yerine UBP’li bir koalisyon kurmak için katkıyı durdurdu. UBP gelince kesenin ağzı açılacak, KKTC’ye para yağacak” denilmektedir.

Hükümet çevreleri ise bu iddiaların yalan olduğunu aslında kendilerinin 2019-2022 protokol çalışmalarını tamaladığını ama Türkiye’de geçtiğimiz Haziran sonunda kurulan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde muhatap bulamadıkları için bu katkıların aksadığını anlatıyorlar.

Doğru mu?

Bilemem. Bildiğim 2019 yılında da bu katkılar gelmeyecekse KKTC hükümetinin ve tabii halkının işinin çok zor olacağıdır.

Ben kişi olarak Türkiye’den cari harcamalar için para alınmasına karşıyım. Bu nedenle mevcut yapının en kısa sürede değişmesi gerektiğini düşünürüm.

Bu hükümet de benim gibi düşünseydi fırsat bu fırsat diyerek gerekli reformları şimdiye kadar yapardı. Ama gördüğüm bu anlamda hiçbir reform yapmadığıdır.

O nedenle 2019, TL’nin değer kaybından dolayı zorlu geçen 2018’den de daha zor bir yıl olacak diye düşünüyorum.

Bırakın UBP iktidara geldim, geliyorum diye hayal kurmaya devam etsin. 4’lü koalisyon gerekli reformları gecikmeden gündemine alarak mevcut yapıyı düzeltme yönünde adımlar atarsa hükümet sorunsuz yoluna devam eder.

Ama yapıya dokunmadan yol yürümeye niyetliyse ya TC yetkililerinin direktifleri doğrultusunda Kıbrıs Türk toplumunu yok oluşa götürecek kararlara imza atacak, ya da bir an önce eğreti oturduğu koltukları terk edecekler. İkisi ortası yoktur. İpler TC’nin eline geçtiyse vay halimize.

Tüm okurların yeni yılını şimdiden kutlar, yeni yılın Kıbrıslılara barış getirmesini dilerim.