POST COVİD DÖNEMİ

Sami Özuslu


KKTC’de pozitif vaka sayısının gelişimi.


Bu grafik Kuzey Kıbrıs’ta vakaların nasıl patlatıldığının resmidir.

Özellikle tarihlere dikkat buyurun.

1 Temmuz tarihi ‘ülkeye girişlerin kontrollü’ şekilde başlatıldığı gündür. Üç ay boyunca neredeyse sıfırlanmış olan virüsün ülkemize tekrardan gelişi işte bu tarihten itibaren başlıyor.

Kuşkusuz açılım olacaktı. Elbette uçak ve gemiyle gelenler olacaktı. Buna kimsenin itirazı olamazdı. Olmadı da.

Zaten girişlerin kontrollü olduğu bu dönemde Corona virüsü yayılma imkanı bulmadı, bulamadı. Adı üstünde kontrol vardı.

Ne zaman ki hükümet ve özellikle Başbakan Tatar ‘kontrole gerek yok’ fetvası verdi, işler sarpa sarmaya başladı.

Kurban Bayramı döneminde uçak ve gemi sayısı tamamen serbest bırakıldı. On binlerce insan geldi, ülkeye girdi. Karantina ve test süresince bekleme gibi önlemler, Enfeksiyon Üst Kurulu’nun bütün itirazlarına rağmen rafa kaldırıldı.

Ve tam iki hafta sonra vaka sayıları patladı!

O iki hafta, yani 14 günlük süre tam da virüsün vücutta pozitif çıkma süresine denk geliyordu.

Grafik de işte bu sürenin bitiminde başını yukarıya doğru kaldırmış durumda…

***

Mart ayında başlayan döneme göre çok daha yaygın bir virüsle karşı karşıyayız artık.

Bu durumun müsebbibi yanlış yönetimdir. Virüs bu ülkeye kendi başına gelmedi. Adeta davet edildi.

‘Ekonomiyi açmak’ adı altında aslında kumarhaneleri tatmin etmekten başka bir amacı olmayan işler yapıldı. Gelinen noktada toplum büyük bir risk altına sokuldu. Hastalık ne yazık ki ağır seyretmeye başlayacak.

Ekonomi bitme noktasına geldi. Çocukların ve gençlerin eğitim hakkı gasp edildi.

Çalışma yaşamı berbat oldu.

Karl Marx yaşasaydı eğer muhtemelen ‘post Covid döneminde sömürü’ başlıklı bir kitap yazacak ve insanların daha da düşük gelirlerle çalışmaya nasıl razı olduğunu dile getirecekti. Gidişat tam da budur çünkü…