Polis, güvenlik, adalet

Cenk Mutluyakalı

Polis Genel Müdürlüğü bir grup gazeteciyle buluştu.
Uzun yıllardır böylesi bir organizasyon anımsamıyorum.
Belki ilk...
Şeffaflık önemli...
Umarım hep yinelenir.

"Son bir yılda suçlarda yüzde 30 düşüş var" dedi, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer.

Turizm polisi ve gönüllü trafik müfettişliği gibi uygulamalardan gururla söz etti.

Tabii hangi suçlar düştü, hangileri arttı; istatistikler kimi zaman yanıltıcı olabiliyor. Çünkü son dönemlerde "tetikçiler" fazlaca hayatımıza girdi.

Trafikte ölümlü kazalarda bu yıl ciddi bir düşüş var... Bu sevindirici... Polis Genel Müdürü Adalıer, bu sonucu "gönüllü trafik müfettişliği" uygulamasına bağlıyor.

***
Bir yeni adım daha atıldı; bir grup tanınmış iş insanıyla birlikte "Polis Vakfı" kuruldu.

Polis için hem maddi hem sosyal destek sağlayacak bir vakıf...
Ama daha ilginci "polisin özlük haklarına" dair de bir mücadele dile getirildi.

Ek mesai hakkının genişletilmesi, polisin bütçeden daha iyi pay alması, personel eksikliğinin giderilmesi gibi...

Ya da kimi yasal ihtiyaçlar...

Özlük haklarına yönelik ciddi sıkıntıları anlatıldı...

O nedenle zaten poliste görev yapan memurların başka kamu kurumlarına geçişleri çok yoğun...

"Terfi aldığı zaman maaşı düşen polisler var" dendi.

İlginç tabii... Çünkü bunların kimileri sendikal bir mücadele alanı... Polis Örgütü Yasası'na göre polisin "sendikal örgütlenme hakkı" yok. Polis Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, bizzat Polis Genel Müdürü üstelik...

Yeni bir deneyim olacak bu...

***
Basınla buluşmada, polisin organize suçlarla mücadele edebilmesi için yasal ihtiyaçlar gündeme geldi yine...
Özellikle de "telefonla dinleme..."

Bu yasalara dair Türkiye'ye baktıkça "korktuğumuzu" anlattık...

Tam da dile gelmeden, "Türkiye'ye benzemeden bu yönde adım atmak şart" mealinde bir yaklaşım oldu.
Kıbrıs Cumhuriyeti örnek gösterildi hatta...

***
Hem Polis Genel Müdürü Ali Adalıer hem de Polis Vakfı yönetim kurulu üyelerinden Dimağ Çağıner'e göre "Güvenli bir ülkeyiz..."

Adalıer, polis örgütünün çok iyi eğitim almış, nitelikli bir kadroya sahip olduğunu anlatıyor.
"İyi bir kadro var, gurur duyulacak bir teşkilat" sözlerini not aldım.

Polis örgütünün güçlenmesi elbette ortak temenni...

***
Bir grup gazeteci ile polis müdürlerinin buluştuğu o gün, gazeteci dostumuz Ayşemden Akın yeniden açmıştı "Falyalı Dosyası"nı...

Polis Genel Müdürü'ne sordum, "Bugün Kıbrıs"ın manşetini...

Falyalı'nın çalışma ekibinden Cemil Önal, Hollanda'da polis korumasında infaz edilmeden önce Ayşemden Akın'a konuşmuştu.
İthamlar ciddi...
50 bin euro verdim..."
Çanta çanta paralar, konuşma kayıtları, çarpık ilişkiler...
Üstelik bunlar memleketinin tepesinde isimler...

Polisimizde bu dosya hakkında bilgi var mı diye sordum; bu ithamlar gerçek mi?

Polis Genel Müdürü, "Şu anda bu soruya yanıt veremem; polis elbette gereğini yapıyordur, bu soruşturmalar gizlilikle yürütülür, kişilik haklarının da korunması bu aşamada önemlidir" mealinde bir yanıt verdi.

***
Ülkemizde "güçlü bir polis teşkilatı" istiyoruz elbette ancak sanırım "polis devleti" istemiyoruz.

Özellikle de şu önemli...

Bir ülkenin "güvenli" olmasında polis en önemli etken değil...
Olmamalı..

Güvenli ülkelerde suçla mücadele, suç ortaya çıktıktan sonra değil; suçun toplumsal koşulları oluşmadan önce başlıyor. O nedenle eğitime yatırım yapılıyor öncelikle... Kültüre, sanata, tiyatroya, resim atölyelerine, sivil topluma...

Gençler “boşlukta” büyümüyor böylece...

Dünyanın en güvenli ülkelerinde polis, korkulan bir otorite değil; kamusal düzenin teknik parçası...

Yurttaş bilir ki, "Yanlış yaparsam cezası vardır ama kimliğim, fikrim, aidiyetim yüzünden değil.

Bir de nüfus politikası, muhaceret düzeni, yurttaşlık pratiği, ekonomik adalet, eğitim kalitesi, kültürel hayat yaşamsal elbette...

Dünyanın en güvenli ülkeleri genellikle “çok polisli” değil; çok adaletli ülkelerdir.
Bunu da hep hatırlamak gerekir.