Ülke ekonomisinin çok kötü bir durumda olduğunu anlatmaya gerek yok; gerek olan ekonomiyi bu durumdan çıkarmak, sürdürülebilir büyümeye sahip bir ekonomiyi gerçekleştirmek… Bu da ancak kısa (bir yıl), orta (üç yıl) ve uzun (beş yıl) vadeli dönemler halinde hazırlanmış ekonomi planları ile olası…
İçinde bulunduğumuz aşamada bunu yapmak, yani ekonomiyi planlamak ne kadar olası? Uygulamada başarılı olacak bir planlamayı yapmak oldukça zor. Birinci neden Kıbrıs sorununun devamı… Ancak ve gene de, şimdiki statüko koşullarında bile palyatif planlamalar olasıdır. Esas zorluk ise nüfusu sayısal ve demografik olarak bilmemektir. Ekonomi planlamasında ‘nüfus’, pazar faaliyetlerinin ana unsuru olan tüm tüketicilerdir, ülkede yaşayan herkestir. Ekonomi planlaması için de bu nüfusun yaş dağılımı ve demografik yapısı da hem bilinmeli, hem de artış oranı da öngörülebilmelidir. Bu veri tabanı olmaksızın yapılacak ekonomi planları yetersiz kalacak, başarısız olacaktır.
Çare?... Tahmini nüfus üzerinden planlama yapmak… Tahmini nüfusu da KKTC İstatistik Kurumu hesaplamasından almak pek de güvenilir değil; daha güvenilir rakam Yüksek Seçim Kurulu’nun kayıtlarındaki seçmen sayısı olacak… Dünya genelinde bir ülkenin seçmen sayısı, o ülkenin yurttaşlarının %70-80 oranı bandındadır; KKTC için bunu %75 olarak almak çok yanıltıcı olmayacaktır. Bu nüfusa bir misli de turistlerden, üniversite öğrencilerinden, yabancı işçilerden, TC askerinden oluşan kitleleri de katmak gene gerçekçi bir tahmin olacaktır.
En geç Ocak 2027’de bir genel seçim olacak; tüm siyasi partiler seçim propagandası için ön çalışmalarına başlamıştır. Propaganda faaliyetlerinin odağında ekonomi programlarının olacağı da kesin; her parti kendi ekonomi planlamasını yapacak ve seçim propaganda bildirgelerinde bu planlarının özetini halkla paylaşacak. Da… Bunu özellikle kimin dikkatine sunacak?! Seçmenin… Öyle olunca da seçmenin mevcut ekonomik durum bağlamında hassasiyet gösterdiği, dillendirdiği, eleştirdiği, önerdiği ekonomik önlemler seçim bildirgelerinde en azından öne çıkacak. Seçmen değerlendirecek, aklına yatana, beğendiğine oy verecek; seçimi kazanıp da hükümeti kurandan da bunları uygulayıp ekonominin düze çıkarılmasını bekleyecek. Sonuca dair umutlu beklentisi gerçekleşecek mi? Maalesef hayır… Ülke nüfusunun tümünü ekonomiyi planlamada dikkate almayan, yani yurttaş olmayan yerleşiklerin de sayısını ve tüketim demografisini bilemeyen ve planlama odağına onları da almayan ekonomik programların mevcut sorunları çözümlemesi beklenmemelidir.
Halihazırda, turizm öncü sektör diye kabul ediliyor ve bu nedenle de sektöre cömert teşvikler uygulanıyor. Ancak, sektörün ekonomiye net geri dönüş katkısını tespit etmek çalışması yok… Ağırlıkla kumarhaneler için ve “Her şey dahil” programı ile Türkiye’den gelen ‘turistin’ yerel ekonomiye katkısı çok sınırlıdır… Bu ‘turistler’ iç pazarda pek faal değil, otel ve kumarhane ödemeleri de Türkiye’de veya Türkiye’den yapılır. Bu sektörün en önemli katkısı diye görülen istihdamdır ki çoğu çalışanları da yurttaş değil ve maaşlarının cari harcamaları dışında kalanını da kendi ülkelerine havale ediyorlar. Bir de, otellerin mutfakta kullandığı malzemelerin bir kısmı yerel pazardan temin ediliyor, önemli kısmı da doğrudan ithalatlarıdır. Ayrıca, bu sektörde özellikle kumarhanelerde kayıt dışılık oranı da küçümsenecek oranda değildir. Ülkenin kısa, orta ve uzun vadeli ekonomi planlaması yapılırken gerek bu sektörün gerekse üniversiteler sektörünün teşviklerinin yerel ekonomiye katkı oranları da değerlendirilmeli, sınırlanmalı, vade süreli olmalı ve bu sektörlerde yeni yatırımlara izin vermek de bu tespitlerden sonra yapılmalıdır.
Planlı ekonomi yerli ve yabancı yatırımcılara yöneylemde güvenilir, cesaret verir bir veri tabanı niteliğinde olmalıdır. Ekonominin tüm sektörlerinde mal ve hizmet üretimi için yatırımcılar özellikle orta ve uzun vadede neyi, ne kadar ve hangi koşullarda üretebileceğini ekonomi planlarında görebilmelidir. Özellikle de yurttaş olmayan yerleşik nüfusun tüketim demografisinin ekonomi planlarında belirlenmesi yatırımcılar için önemli bir veri tabanı olacaktır. İnşaat sektöründe yabancı alıcılar bağlamında yönelinecek dış pazarlar belirlenmeli, ırk ayırımcılığı yapılmadan eşit ve güven verici satın alma koşulları yaratılmalıdır.
Planlı ekonomi için önemli bir konu da elektrik enerjisi sunumunun yeterli ve kesintisiz olarak emre amade olmasıdır. Nüfusu bilmeden bunu yapmak kolay değil ancak mevcut tüketim istatistikleri güvenilir kaynaktır. Kısa, orta ve uzun vadede nüfus artışı oranı öngörüsü ile elektrik enerjisi üretiminde ve alternatif enerji kaynakları da dikkate alınarak bir enerji master planı hazırlanmalı ve yatırım planlaması ve programlanması da bu master plan doğrultusunda yapılmalıdır. Ulaşım-erişim-dolaşım da ekonomi planlamasında yer almalı, özellikle yurtiçi toplu taşımacılık yurttaş olmayan yerleşiklerin ihtiyaçları odağında çözümlenmek üzere yer almalıdır.
Şu anda ülke ekonomik bunalımda… Onulmaz değil.. Koşul, doğru bir zeminde ekonomi planlaması yapmak, planlı ekonomi sürecini başlatmak ve sapmadan-yalpalamadan uygulamaktır.
CTP’nin bir süreden beridir ekonomi sektörlerinin paydaşlarının da geniş ve etkin katılımı ile ekonomi planlaması için atölye çalışmaları yaptığını ve ekonomik planını hazırlamaya çalıştığını medyadan okuyoruz, izliyoruz. Çalışmalar tamamlanınca kamuoyu ile paylaşacaklardır mutlaka… Halkta geleceğe dair umut olan CTP, seçmen olmayan yerleşiklerin de umududur; tüm nüfus kötü ekonomik koşulların sıkıntısını birlikte çekmektedir. CTP’den beklenen de KKTC’de yaşayan tüm nüfus için bu sıkıntıları çözecek planlı, programlı ekonomi yönetimidir.