PLANLI AÇILSAK OLMAZ MI?

Sami Özuslu

Yeni tip Corona virüsle mücadelede bir yere kadar geldik. Bir yıl önce, geçen sene Mart ayı ortalarında başlayan süreçte önce biraz el yordamıyla, biraz bilimsel akılla, biraz da yurttaşların bilinçli davranışlarıyla durum idare edildi.

KKTC’de yönetim zafiyetleri yaşamın her alanında olduğu gibi salgın hastalıkla mücadelede de kendini gösterdi, göstermeye de devam ediyor.

Geçmişi fazla kurcalamaya gerek yok ama bugünü ve geleceği ele almak gerekiyor. Zira hem sağlık, hem de sosyal ve ekonomik açıdan Corona ile mücadelede bir tıkanma söz konusu…

Tıkanmadan kastım şu: Üzerinde mutabık kalınmış ya da uygulanacağı net açıklanmış bir ‘yol haritası’ yok.

Başından bu yana Covid-19’la adeta ‘iki ileri-bir geri’ vals yapar durumdayız. Sürekli değişen kararlar, alınan ama uygulanmayan tedbirler, atılan geri adımlar, çıkar çevrelerinin baskılarıyla girilen yanlış yollar, yayılmaya pek hevesli virüse tam da istediği ortamları sunuyor.

Oysa bir yıl öncesine göre hem biz, hem de dünya aynı noktada değiliz. Her ne kadar sürekli mutasyon geçiriyor olsa da insanlık artık virüsü tanıdı, neler yapabileceğini gördü, nasıl başa çıkılabileceğini de kısmen öğrendi.

Bir yıl öncesine kıyasla şu an daha sakin, daha mantıklı, ayakları yere basan işler yapmak daha kolay.

***

Belki bizim yaşam ve yönetim tarzımızın genetiğinde vardır ama itiraf edelim ki plansız yaşıyoruz.

Öyle planlamaymış, takvimlemeymiş, bize pek uygun değil.

Daha çok günlük ihtiyaçlara göre hareket ediyor, ertesi günü öngörmediğimiz gibi bir gün öncenin ihtiyaçlarını ve sorunlarını da unutuveriyoruz.

Aslında ‘imam-cemaat’ örneğindeki gibi, yönetilenler yönetenlere bakıyor ve ‘hükmi karakuşi’ tarzı bir yaşam biçimine herkes uyum göstermek durumunda kalıyor.

Neyse…

KKTC yönetimi, yani hükümet dünden ve dünyadan dersler de alarak, uzmanların katkılarını da alarak bir ‘yol haritası’ hazırlasa ve biz de ona göre açılsak fena mı olur?

Hoş, son şekliyle zaten açılmadık bir yanımız pek kalmadı ama sorun şu ki açılan sektörlerin yeniden kapanmayacağının garantörü yok. Başbakan Saner dahi ‘yeniden kapanmamak için aman dikkat’ diye ahaliyi uyarıyor.

Oysa Saner vatandaştan talep ettiği özeni yine istemeye devam etse ama yürütmenin başındaki isim olarak kabul ve ikna edici bir planlama faaliyetine girişse, emin olun ki büyük ölçüde insanlar o yoldan yürümeye hazırdır.

***

Mesela şöyle bir ‘yol haritası’ çizip uygulayamaz mıyız biz?

  1. Öncelikle ‘iç piyasa’yı canlandırmak hedeflenecek. Bu amaçla hem aşılama, hem de PCR ve antikor testleri sistematik biçimde yapılacak.
  2. Aşılama ve vaka sayıları belirli bir orana geldikten sonra iç piyasa için bütün sektörler açılacak. Elbette virüse karşı her türlü tedbir alınmak koşuluyla…
  3. Esnafından restoran ve cafe sektörüne, meyhaneden eğlence yaşamına herkesin ekmek teknesi çalışmaya başlayacak.
  4. Bir sonraki adımda oradaki vakalara da bakılarak, önlemler alınmak koşuluyla Kuzey Kıbrıs pazarı güneye açılacak. Başta Kıbrıslı Rumlar olmak üzere adanın güneyinde yaşayan ya da ziyarete gelenlerin kuzeye geçişleri başlayacak. TL’nin Euro karşısındaki zavallı hali sayesinde biliyoruz ki piyasaya ciddi bir akış olacak.
  5. Bir yıldır tamamen duran spor faaliyetleri ile kültürel, sanatsal aktiviteler de yavaş yavaş hareketlenecek. Bu alanlarda ekmek yiyen insanlar da işlerine geri dönebilecek.
  6. Süreç içerisinde aşı oranı beklenen noktaya vardıktan ve de yeniden kapanma riski büyük oranda ortadan kalktıktan sonra Kuzey Kıbrıs dışarıdan gelecek öğrenci ve turistlere de açılmaya başlayacak.
  7. Planlı açılma sürecinde devlet kapalı tuttuğu kesimlerin yanında duracak ve sadece kamunun değil, herkesin devleti olduğunu da anımsayıp  ona göre hareket edecek.

Önerilerim özetle böyle…

Çoğu, hatta tamamı yanlış olabilir. Zaten böyle bir plan yapmak benim işim de değil, haddime de değil.

Ancak bir yurttaş olarak ‘planlı açılma’ talep etmek ve bu planı görmeyi istemek herhalde abartılı bir talep olmaz.

Ne dersiniz?