Plajlarda ‘barikat’ olmaz

Cenk Mutluyakalı

 

Ada ülkesinde denizlerin işgali acı veriyor.
Toplum maviye uzaktan bakıyor.
Kıyılardan mahrum yaşıyoruz.
Kimi “seçkin” zenginlerin ayağının içinde deniz, kimi “hatırlı” sermayenin emrinde!
Bizim payımıza beton düşüyor.
Hele incisi dökülmüş Girne...
Bir “ah” anlatmaya yetmiyor.
Mağusa bir nebze kendini kurtarmış.
Karpaz çırpınıyor.
Limasol, Larnaka, Baf’a öykünüyoruz.

*  *  *

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’in YENİDÜZEN’deki samimi açıklamaları içimizin kıyılarını serinletti.
Umarım bu sözler yaz sezonu öncesinde çok daha fazla konuşulur, paylaşılır.
Başkan’ın sözleriyle, “Halkın denize girmesini hiçbir işletme engelleyemez.”

*  *  *

Kıyılar “peşkeş” çekilmiştir.
Kimileri “yatırım” diyor.
Elbette yatırıma ihtiyaç vardır.
Yatırım karşıtı falan değiliz.
Turizm ülkesindeyiz.
Çok güzel kimi tesisler de yapılmıştır.
Ancak yatırım başkadır, işgal başka...
Yatırımcı tesisin sahibi oluyor.
Denizin değil!

*  *  *

Plaja giderken karşınıza yine “biletçi” çıkacak, sizden “para” isteyecektir.
Şunu söylemeye hakkınız vardır:
“Denize gidiyorum ve sadece denize gireceğim, bu benim Anayasal hakkım, bunun için para ödemek zorunda değilim.”
Eğer park yerini kullanacak, şemsiye alacak, kabinde soyunacaksanız...
O başka...
Ama sadece denize girecek, serinleyecekseniz kimse sizden para isteyemez.

*  *  *

Narin hanım çok yalın anlattı:
“Halk da bu hakkını kullanırken bilinçli kullanmalıdır. Adabıyla usulüyle, uygun kıyafetle denize girilmelidir. Çevre kirliliğine neden olan davranışta bulunmamalıdır. Gaye işletmeye zorluk çıkarma değil, gaye vatandaşın anayasal hakkını kullanmasıdır.”

*  *  *

Plajlara halkın girişi için ayrı yollar yapılmalı, bunun için ilk adım atılmalı, toplumun denizle bağlantısı yeniden kurulmalıdır.
Ülkede yeterince barikat vardır.
Plajların önü dahil hepsi kalkmalıdır.