Piaget Bu Kadar Yanılmış Olamaz!

Salih Sarpten

Yapılandırmacı yaklaşımın büyük öncüsü olan Jean Piaget, gelişim psikolojisi alanında önde gelen bilim insanlarındandır. İsviçreli psikolog ve eğitim bilimci Jean Piaget’in “Bilişsel Gelişim Kuramı”, eğitim bilimlerinde çığır açmıştır.

Bilişsel gelişim; bireyin çevresinde olup bitenleri anlayıp öğrenmesini sağlayan zihinsel faaliyetlerdeki gelişimi, aynı zamanda daha karmaşık ve etkin düşünme yollarının geliştirilmesini ifade eder.

Piaget dünyayı anlamaya çabalarken dört ayrı dönemden geçtiğimizi öne sürmüştür. Bunlar:

Duyusal-Motor Dönem (0-2 yaş): Bu dönemde bebekler duyusal deneyimlerini (görme, duyma gibi) fiziksel ve motor eylemlerle (tutma, emme, sallama) koordine ederek dünyayı anlamaya çalıştıkları için dönem duyusal-motor dönemi olarak tanımlanmıştır.

İşlem Öncesi Dönem (2-7 yaş): Bu dönemde çocuklar, bebeklik dönemindeki dünyayı duyular ve sınırlı eylemlerle algılamanın ötesine geçerek dünyayı kelimeler, imgeler ve çizimlerle temsil ederler. Ancak Piaget’e göre işlem denilen beceriden yoksundurlar; işlemler daha önce fiziksel olarak yapılanları zihinsel olarak da yapmaya imkan veren içselleştirilmiş eylemlerdir

Somut İşlemler Dönemi (7-11 yaş): Bu döneme somut işlemler dönemi denmesinin nedeni, çocuğun mantık yeteneklerini somut nesne ve yaşantılar üzerinde uygulayabilmeleridir. Çocuklar belirli ve somut örnekler içeriyorsa mantıksal akıl yürütebilirler.

Soyut İşlemler Dönemi (11 yaş ve üzeri): 11 yaşlarında başlayan bu dönem tüm yetişkinlik süresince devam eder. Soyut düşünebilme, varsayımlarla düşünme ve düşünceleri hakkında düşünebilme becerileri kazanılır. İdealler belirlenir, kendini diğerleriyle idealize ederek kıyaslayabilirler. Gelecekteki fırsatlar düşünülmeye başlanır. Karşılaşılan problemlere gerçekçi ve sistematik çözümler getirilir.

Daha anlaşılır bir ifadeyle Piaget’e göre anaokulu yaşındaki çocuklarımız gerçek dünyayı kelimeler, imgeler ve çizimlerle temsil etmeli, ilkokul çağındaki çocuklarımız mantık yeteneklerini somut nesneler üzerine uygulayabilmeli ve akıl yürütebilmeli, ortaokul ve lise çağındakiler ise problemlere gerçekçi ve sistematik çözümler getirebilmeli, ideallerini belirlemeli ve gelecekteki fırsatları düşünmeye başlamalılar.

Durum gerçekten böyle mi? 20. yüzyılın en etkili psikologlarından birisi olan Piaget yanılmış olabilir mi!

Ne yazık ki, bugün;

  • Çocuklarımız, doğdukları andan itibaren dijital dünyada her şeye ulaşabilme becerisine sahipler ama anaokulu çağındakiler kalem tutamıyor, çizgi çizemiyor, boya yapamıyor, herhangi bir imgeyi tarif edemiyor.
  • İlkokul ve ortaokul kademesinde de durum farklı değil. Dijital ekranların birer parçası gibi renkli dünyanın büyüsünden kendilerini kurtaramıyorlar. Ne var ki yönergeleri takip edemiyor, en basit konuları anlayamıyor, cetvel, makas, iletki, makas kullanamıyor,  yazı yazamıyor, okuduğunu anlamıyor.
  • Ancak dijital dünyadan transfer ettikleri “bayılma”, “kanlı para” gibi oyunlarla akran zorbalığında kaygı verici düzeylere yükseliyorlar.
  • Lise çağındaki gençlerimiz için cep telefonları vücutlarının bir uzvu olmuş gibi. Artık gerçek bir hayatları değil, sosyal medyada geçen bir ömürleri var. Bu nedenle de karşılaştıkları gerçek hayat problemlerini çözemiyorlar, ideal belirleyemiyorlar, düşünemiyorlar, akıl yürütemiyorlar.

Sözün özü; en değerli varlıklarımızın, en büyük potansiyellilerimizin; bilişsel olarak gelişememesini, ekran karşısında uyuşan beyinlere dönüşmesini sadece izliyoruz.

  • Düşünmeyi, hayal kurmayı, gerçek yaşam problemlerini çözebilecekleri becerileri öğretmiyoruz ya da öğretemiyoruz.
  • Kitap okumayı, yazı yazmayı, sanattan keyif almayı, spor yapmanın hazzını öğretmiyoruz ya da öğretemiyoruz.

 Eğer Piaget yanılmamışsa, eğitimde ciddi hatalar yapıyoruz demektir.


Anlayana Gülmece

Gerekli Ekipman

Bir çift, göl kıyısına tatile gider. Adam balık avlayarak, kadın da kitap okuyarak günlerini geçirmektedirler. Gölün bazı bölümlerinde balık avlamak yasaktır. Adam bir öğleden sonra kestirmek üzere odasına kalınca kadın, eşinin balık avladığı botla açılmaya karar verir. Botla açılır ve kitabını okumaya başlar. Derken devriyeye çıkmış bir görevli kadını görür ve yanına yanaşır.

  • Hanımefendi burada ne yapıyorsunuz?
  • Görmüyor musunuz kitap okuyorum.
  • Bu bölgede balık avlamak yasaktır.
  • Zaten ben de balık avlamıyorum.
  • Ama gerekli bütün ekipmana sahipsiniz. Size ceza kesmem gerekiyor.
  • Eğer böyle bir şey yaparsanız ben de bana tecavüz ettiğinizi söylerim.
  • Ama nasıl olur! Ben size dokunmadım bile!
  • Ama gerekli tüm ekipmana sahipsiniz, değil mi?