Petrol ve demokrasi

Tayfun Çağra

 

Yeşil alanın ve ormanın yanında geniş bir alan kazılmış, sürülmüş, kenarda bir dozer bekliyor…
“Neler oluyor acaba burada?” diye sordum.
“Ben de merak ettim, eve gidince internete girip bakayım…” dedi yanımda arabayı kullanan kişi…
“Nasıl yani, herhangi bir inşaatta, onarımda, tadilatta neler olduğunu internetten görebiliyor musun?”
“Tabii ki… Bilgi veriliyor, neler yapıldığı anlatılıyor…” dedi.
***
Eve gitti, baktı, anlattı;
Londra Olimpiyatları’nda şimdi yeşili giden, sürülen alana 2000 güvenlik görevlisi yerleştirilmiş. O nedenle alan tahrip edilmiş, şimdi yeniden onarıma gidiliyor ancak “merak etmeyin” diyor belediye… “Belediye’den para çıkışı yok, bütün işler sponsorlar tarafından yapılıyor’ diye de halkın merakı (eğer varsa) gideriliyor.
***
Anladığınız gibi hikaye Londra’da geçiyor. Yıllık iznimin bir bölümünü Londra’da geçirdim bu kez… Serin olur diye gitmiştik ama orada da güneşle karşılaştık. Oysa bir gün önce yağmur, serin varken, orada olduğumuz sürece hep güneş vardı. Geldiğimde yanmış olarak dönmüşüz. “Nerede yandın” diye sorduklarında “Londra’da” demek komik oluyor ama doğrusu da bu.
***
Neyse, Londra’nın her yanı, her karışı yeşilken toprağın rengi görünen bir alanın izahatı belediyenin internet sitesinde böyle izah ediliyordu halka… Tam bize göre! diye düşündüm. Herhangi bir inşaatta, bir tahribatta, bir kazıda, yeşilin yok edilmesinde yetkili bir makam arıyoruz sormak için ama bulamıyoruz. Bulduğumuzda da “benim haberim yok” veya “benim açıklama yetkim yok” yanıtını alıyoruz. Devletin devlet, otoritenin otorite, demokrasinin demokrasi olduğu yerlerde sistem de Londra’daki gibi çalışıyor.
***
Herhangi bir ağaç kesilecek olsa, bir küçük alan kazılacak olsa neler olur neler… Halk ayağa kalkar, bütün sivil toplum örgütleri ayaklanır, ilgililer, yetkililer de demokrasinin kurallarını çalıştırırlar. Bir binanın yapılması çok gerekli ise, o binayı yapacak olandan belediye bütün tavizleri bölge halkının yararına alır. Yeşil alanın olabilecek en az miktarı kesilebilirken, daha geniş yeşil alanlar yaratılır, alt geçitler, üst geçitler, halkın bedava kullanacağı oto park yerleri gibi tavizler alır o şirketten veya kişiden… Yani bir kişi değil, halk kazançlı çıkar her türlü girişimden…
***
Peki ya bizde… AKSA’nın gemisi petrol sızdırmış yine denize… Kıyılar mahvolmuş. Bu ilk değil. UBP hükümeti döneminde de oldu, daha önceki dönemlerde de… Ne gibi yaptırım uygulandığı veya uygulanıp uygulanmadığı konusunda bir bilgimiz yok. Şimdi geçici hükümet var görevde… ‘Bölgeye Petrol Dolum Tesisi’ yapılmayacak kararını alan hükümet… Bu hükümetten bir yaptırım bekliyoruz. Seçimlere gitmeden, görevi devretmeden bir yaptırım. Caydırıcı, emsal teşkil edecek bir yaptırım, bir ceza… Görebildiğim, anlayabildiğim kadarıyla İngiltere’de, demokrasinin çalıştığı bir yerde olması olası böyle bir kazada sorumlunun ‘anasını ağlatırlar’ vallahi…
***
Londra’dan teni yanık olarak döndüm dedim ya… Güneş sinmiş sanki üzerimize… Bir silkinelim, üzerimize sinen neyse düşer de biraz serinleriz belki...