Pembe Tanyol ve “BEKLENTİ” kitabı

Eralp Adanır

    Pembe Tanyol, kısa zaman içerisinde yazım dünyamıza girmiş, beş romanı yanında bir de anı kitabıyla okurlara ulaşmış, genç kuşak yazarlarımızdan biri. Kendisine yönelttiğim ilk soru, kitap yazım sürecine nasıl başladığı şeklindeydi.

   Kitap yazmaya başlama sebebim öncelikle annemin önerisi üzerine oldu. Dil kursuna katılmak için İtalya’ya gitmiştik. Dil kursunun sınavlarında beş bölüm vardı. bunlar arasında en sevdiğim bölüm, kompozisyon bölümüydü. Örneğin 40 dakikalık süre ayrılırdı kompozisyon yazımına ama ben 20 dakikada bitirirdim. İstenilen kelime sayısını da çok rahat aşabiliyordum. Bunun üzerine yazım dünyasına girmek için böyle bir fikir doğdu. Yıllar sonra Türkçe öğrettiğim yabancı bir öğrencim vardı. Benden yaşça büyük, tecrübeli birisiydi. Kendisi de bana kitap yazmam için öneride bulunmuştu. Çünkü ben ona ders hazırlıyordum. Kitaplardan zorlanıyordu. Kendisine kısa hikâyeler yazıyordum okuyup çözmesi için. Bu hikayelerim onun da ilgisini çekip bu öneride bulunmuştu. Ben de kendi kendime dedim ki, burda bir şey var. Bunu denemem lazım artık. O sayede o da ilgisini çekmiş olacak ki kitap yaz diye ısrarcı olunca, dedim ki burda bir şey var. Benim belki denemem lazım. Ve ilk kitabım 2021’de “Nil Yeşili”, böylece ortaya çıkmış oldu. Her yıl bir kitap yayımlamaya da devam ettim. 2025’te ilk kez iki kitabım birden yayımlandı. Daha da devam etmeyi düşünüyorum.

   Yazımın başında da belirttiğim gibi Pembe Tanyol bugüne kadar 5 roman bir de anı kitabı yayımlamıştı. Romanlarında esas ana tema olarak neyi işlediğini çok merak ediyordum ve bu soruyu kendisine yönelttim.

   Benim romanlarımda genellikle baş karakterim bir kadın oluyor. Çünkü dünyada erkeklere nazaran, en çok zorlukları çeken kadınlar olduğunu düşünüyorum. O yüzden bu zorluklar karşısında neler yapabileceklerini, neler başarabileceklerini ortaya koymaya çalışıyorum. İnsanlara göstermeye çalışıyorum. Kadınların emek verdiklerinde en az erkekler kadar başarı sağlayabileceklerini düşünüyor ve bunu anlatmaya çalışıyorum kitaplarımda.

   Pembe Tanyol birçok Kıbrıslı romancımız aksine, genellikle hikâyelerindeki mekânlar ve ülkeler yurtdışı olmaktaydı. Bu benim dikkatimi çeken konulardan biriydi. Ve kendisine niye yurtdışındaki mekanları ve ülkeleri seçtiğini sordum.

   Sabit bir tercihim yoktur aslında. İlk kitabım “Nil Yeşili”nin konusu Kıbrıs’ta geçiyor ama orda da mekân değişiklikleri var aslında. Örneğin Küba’ya, Fransa’ya seyahatler var. İtalya’da eğitim görmek için oraya giden bir genç kız var. Farklı mekânlar farklı ülkeler kullanmayı seviyorum. İkinci kitabım “Jade”de meselâ hiç ülke belirtmedim. Yani değişebiliyor. Üçüncü kitabım “Gün Yüzü”nde de Almanya-İstanbul arası geçen bir hikâye var. Değişiyor. Bahsettiğim gibi ilk kitabım Kıbrıs’ta geçiyor ama aslında kurgu bir kitap. Ancak mekânlar yerler tabii ki gerçek. Yani burada yaşadığımız için onları kullanıyorum. Ama hani böyle tarihimize iz bırakacak, geçmişimizi anlatan bir kitap da yazmayı isterim, neden olmasın. Farklı kültürlerden, farklı ülkelerden bahsetmeyi de seviyorum. Meselâ ilk kitabımda da bir Küba seyahatinden bahsediliyor. Küba’ya gitmedim ama bunun üzerine çok araştırmalar yaptım. Videolar izledim belgeseller, yayınları takip ettim. Onun ışığında okuyucuya kitabımı kaleme aldım. Çünkü benim yanlış bilgi verme hakkım yok okuruma. Çünkü o yarın gider bu bilgileri çocuğuna anlatır, okuyucum öğretmendir meselâ, sınıfında anlatabilir. Bilgiyi doğru aktarmak zorundayım diye düşünüyorum.

   Elbette en çok merak edilen konulardan biri de yazarlarımızın romanlarındaki yazın süreçlerini nasıl geçirdiğidir.

   Yazım sürecim 3-5 ay sürer açıkçası, çok böyle yıllarca sürmez. Hızlı yazdığımı düşünüyorum. Yani aklıma geldiği zaman, ilham geldiği zaman bunları not alırım. Ama genelde yazarken de gelen fikirleri kafamda toparlayıp onlara göre bir akışa uydururum. Genellikle böyle hani gece vakti el ayak çekilir ya, ortalık sessizleşir, o zamanlar yazmayı tercih ediyorum.   

   Biraz önce bahsetmiştim Pembe Tanyol’un beş romanı bir de anı kitabı yayımlanmıştı. Romanlardan sonra veya romanlar arasına bir anı kitabı yerleştirmişti. Söz konusu anı kitabından bahsetmesini istiyorum kendisinden

   Evet bir anı kitabım var 2025’in başında yayımlandı, ismi “Kapıda Kitap”. Aslında yayımlamayı planladığım bir kitap değildi doğrusu. Kendiliğinden gelişti. Kıbrıs’ta kitap yazmanın zorluklarını ortaya koymak istedim. Hani gerek maliyet gerekse emek açısından. Zaten, Kıbrıs’ta bir yazar olmak diye başlıyor o kitap. Kitaba karşı ülkemizdeki tepkileri ölçmek istedim biraz da. Hani insanlara hep soruyordum okuyor musunuz, kitapla aranız nasıl diye. Ordan yola çıkarak bir istatistik gibi bir şey meydana geldi. Ben de bunu kitaplaştırmak istedim. Yani toplumumuzun kitaba bakış açısı nedir, ki kitap korkusu bile var yani. Kitap sevgisi var, işte kitap yakma da vardı geçmişte, bunlara da değindim ve kitaplarımı tanıtmak için harcadığım çaba, babamın da buradaki büyük emeği... Kıbrıs küçük olduğu için böyle biraz dolaşma gibi bir işe kalkıştık ve kitaplarımı o şekilde insanlara tanıttım sundum elimden geldiğince. Çok ilginç olaylarla da karşılaştım bu süreçte. Bunları vaka 1-2-3 olarak sıraladım. Yaklaşık elli küsur vaka vardı sanırım, onları okura sundum. Aslında eğlenecekleri bir kitaptır. Yer yer biraz üzülecekler ama çıkarım da yapacakları bir kitap aslında.

   Ve tabii yeni romanı “Beklenti”. Bizim de beklentimiz bu kitabın hikâyesini kendisinden dinlemek.

   “Beklenti” 2025’in sonunda çıktı. “Beklenti”de yine baş kahraman bir kadın. Üç çocuklu bir kadının hikâyesi. Hayatında hiç iş dünyasına katılmamış, kocası buna izin vermemiş bir kadın. Süreç içerisinde kocasının başı bir mafiayla derde giriyor ve Avustralya’ya kaçmak zorunda kalıyor. Karısına, kendisine kesinlikle ulaşmaya çalışmamasını, polise falan gitmemesini söylüyor. Hani çocukların hayatı da tehlikeye girer diye uyarıda bulunuyor. Çekip gidiyor. Bir süre para gönderiyor, mektup yolluyor ama sonrasında mektupların da paranın gelişi son buluyor. Çalışma hayatını bilmeyen bir kadın olarak baş karakterimiz, üç çocukla bir anda ortada kalıyor. Ve onun hayatındaki bu büyük değişiklik, çalışma hayatına girmesi hem çocuklarının hem de kendinin hayatını şekillendiriyor. Kocasına bir şekilde yıllar sonra ulaşmaya çalışıyor ve ulaşıyor. Büyüyen çocuklarından birini Avustral’yaya babasının yanına yolluyor. Çocuk, bambaşka biri olarak dönüyor adaya. Böyle bir hikâyesi var.

   Yazarlarımıza sorduğum sorulardan biri de kitaplarını yayımladıktan sonra okurların kendilerine olan geri dönümlerinin nasıl olduğu şeklindeydi. 

   İyi geri bildirimler alıyorum aslında. Hiç tanımadığım insanların özellikle bana mesaj atması, mail göndermesi benim için daha kıymetli oluyor, çünkü hani tanıdık biri okuduğunda ayıp olmasın diye mi acaba beğendim diyor şeklinde şüpheye düşebiliyorum. Ama hiç tanımadığım birisi bana yazdığında daha kıymetli geliyor. Çünkü samimi olduğunu biliyorum, yapmak zorunda değil bunu. Güzel geri bildirimler alıyorum, yenisi çıkacak mı bekliyoruz diyenler oluyor. Bu tepkiler tabii beni motive ediyor yeni kitap projelerim için.