Parmak kesildi, bir türlü kabuk bağlamıyor…

Tayfun Çağra

Bir gerginliktir gidiyor…

Gidiyor da toplumun veya toplumların “eyvah” dediğini de duymadım.

Ya artık alışmışızdır böyle gerginliklere ya da sıcak çatışmaların çıkacağına inanmamamızdandır.

Umarım inanmamamız bizi yanıltmaz!

***

Ortaya çıkan ve yerkürede, denizin altında, Akdeniz’de bir yerde olduğu söylenen doğal zenginlikler Akdeniz’in doğusunu gerdi.

Aslında ‘gerdi’ demek doğru olmaz çünkü Akdeniz’in doğusu sürekli gergin zaten…

Adacığımızı ele alırsak yarısından ikiye bölünmüşlüğün verdiği gerginlik uzun yıllardır sürüyor…

Biraz daha doğumuz sürekli gergin, paylaşılamayan topraklar, sömürülmek için her türlü dalaveranın döndüğü yerler…

***

Parmağınızın bir yeri kesilse kan akar, biraz derin kesilse dikiş ister… O kesiğin verdiği sızı uzun süre devam eder, dikmek istersiniz ip çürük çıkar, dikiş patlar, sürekli birileri yaranızı kazır, kanamaya devam eder…

O noktadaki sızı, sızının verdiği gerginlik sürer de sürer.

Vücudunuzdaki hücreler sürekli o yaranın, o kesiğin onarılması için çabalarlar ama o kesiğin kabuk bağlaması ve iyileşmesi için birileri de sürekli baskı yapar, kesiğin tekrar açılmasını sağlar.

Yıllardır süre gelen bir yaradır bu…

Bu yara bir türlü kabuk bağlamaz, bağlamasına izin verilmez.

Üstelik bunu sadece bizim dışımızdan birileri de yapmaz, biz de bu yaranın kabuk bağlamaması için elimizden geleni yapıyoruz.

***

İşte Kıbrıs Cumhuriyeti olarak başlatılan doğal gaz arama çalışmaları belki de kesilen parmaktaki kesiğin kabuk bağlamasını sağlayabilirdi ama olmadı.

“O zenginlikleri ben de isterim, benim de payım var, gelin birlikte arayalım” denirken bir taraftan, o tarafın “zenginliği paylaşacak taraf olmadığı” gibi bir tepki var.

Kıbrıs’taki çözümsüzlük, KKTC’den izinli! Doğu Akdeniz’de arama çalışmaları başlatan Türkiye’yi AB yaptırımlarıyla karşı karşıya bıraktı.

AB üyesi Kıbrıs, Türkiye’nin AB’den yaptırım yemesine yeterli bir gerekçeydi zaten…

***

Bir süredir ilişkileri Türkiye ile gergin olduğu bilinen ve hatta ‘devre dışı bırakıldığı’ intibası yaratılan uygulamalar da yapılan Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs’ın güneyine “gelin ortak hidrokarbon arama komitesi oluşturalım” dedi.

Hemen ‘ret’ cevabı geldi.

Kıbrıs’ın güneyinde bu önerinin Akıncı’dan değil de Türkiye’den geldiği algısı mutlaka oluşmuştur.

Bu tarafta da tersi bir algı oluşmamıştır diye düşünüyorum.

Belki de yanılıyoruzdur ve bu öneri Cumhurbaşkanı Akıncı’nın kendi önerisidir...

Ancak bu aşamada artık ne Kıbrıs’ın güneyinde, ne AB’de, ne de dünyanın başka ilgili taraflarında Kıbrıs için Türkiye’siz bir önerinin, bir gelişmenin, bir stratejinin olabileceği algısı mümkün değildir.

***

Şu an bölgede Türkiye’nin üç sondaj ve/veya araştırma gemisi varken “dördüncüyü de yolluyoruz” dedi Türkiye…

Buradan kim istedi, kim talep etti?

Kimse.

Erdoğan istedi, Çavuşoğlu dillendirdi, Özersay izin mi verdi!

Yaralar kazınmaya, kesikler kan akıtmaya devam ediyor…

Hücreler dövünüyor, “kapatmalıyım, kapatmalıyım” diye… “Daha fazla kan kaybına dayanmak zor” diye…

Ancak izin yok.