Parayla ölüm satın alanlar

Sami Özuslu

Başlıktaki tuhaf soru geçen gün Leymosun’dayken aklıma takıldı.

Birkaç aile, çoluk çocuk denizde yüzüyorduk. Kavurucu Güney’deki denizler bizim tarafa göre oldukça soğuk. Geçen sene girdiğimde bana öyle geldi sanmıştım. Oysa bu defa epey kalabalıktık ve herkes aynı fikirdeydi: Leymosun denizi çok soğuk!
Olsun ama...
Bu sıcakta, Ağustos ayında zaten bizi paklasa paklasa ancak buz gibi sular paklar.
Ah bu Ağustos sıcağı...
Ah Leymosun...
1974 Ağustosu’nda da oralardaydık.
Biraz daha Batı’da, İngiliz Ağrotur Üssü’nde...
Paramal Kampı Temmuz’dan başlayarak 6 ay ‘çadır kent’ olarak bölgeden gelen Kıbrıslı Türklere ev sahipliği yapmıştı.
Biz çocuukar, ellerimizde yaftalar anayolda çıkarılıp “Kuzeye Kuzeye” diye sloganlar atıyorduk. Büyükler ise kulakları anons edilecek ‘güzel’ haberleri duymak için Bayrak radyosunda, gözleri olası savaş uçaklarını görmek için semalardaydı.
Gökten ‘dost’ mu gelirdi, yoksa ‘düşman’ mı?
Orası belirsizdi işte...
**
39 sene sonra Leymosun sahilinde, arabaların vızır vızır geçip gittiği anayoldan 10 metre ileride, yüzlerce insanla beraber kulaç atarken masmavi sularda, “Acaba” dedim kendi kendime, “Şimdi, şu anda bir savaş çıksa bizim halimiz ne olurdu?”
Farzedelim ki Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında bir kriz çıktı, çatışma patlak verdi, saldırılar başladı.
Haliyle Yunanistan da, Türkiye de anında işin içine dahil oldu.
Yunan savaş uçakları Kuzey’i, Türk savaş uçakları Güney’i bombalamaya başladı.
Hah! İşte kafamızın üzerinden geçiyor bir tanesi!.. Şimdi koyuverecek kafamıza bombayı!
“Dur, atma! Biz de Türküz” diye bağırsam, duyar mı acaba F-16’nın pilotu?
Duymaz herhalde...
Kırmızı bir bez lazım. Evet!
Türk olduğumuzu göstermek için kırmızı birşeyler sallamamız gerek. Görür belki de bizi es geçer. Yoksa kafamıza atarsa bombayı, ‘Türkten Türke’ kampanyası gibi kim vurduya gitmemiz işten bile değil!
Aynı anda Girne’deki bir kumarhanede rulet oynayan bir Kıbrıslı Rum...
Yahut Karpaz sahilinde sokan avlayan amatör balıkçı Kıbrıslı Rum...
Lefkoşa’nın kuzeyinde ailesiyle kebap yemeye oturan bir diğer Kıbrıslı Rum...
O an savaş çıksa ne yaparlar acaba?
Yunan uçakları Türk hedeflerini vurmak için sorti yaparken onlar da mavi renkli tişört mü sallarlar acaba pilot görsün diye?
**
Kıbrıs sorunu böylesine ‘ti’ye alınabilecek kadar çağdışı kaldı işte!..
İşin aslı şudur ki, iki tarafta da ekonomik sorunlar diz boyunu aşmış, gençler bu ‘cennet ada’yı terketmek üzere sıraya girmiş vaziyetteyken, bizimkiler hala masaya oturmaktan, görüşmeleri başlatmaktan, egemenlikten söz etmeye ve en kötüsü hala kimi beyinler ‘caydırıcı’ ya da ‘savunma amaçlı’ olacağı gerekçesiyle yeni savaş uçaklarının satın alınmasından, sistemlerin yenilenmesinden söz edebiliyor!
Kıbrıslı Türkler Trodos’ta, Gavur Taşı’nda, Ay Napa’da bu güzel adanın tadını çıkarırken, Kıbrıslı Rumlar kuzeyde balığını avlamaya, ruletini çevirmeye, gleftikosunu eymeye devam ederken, hala bu ada halkına ‘geri kalmış, kültürsüz, eğitimsiz, soğuk savaş ülkesi’ muamelesi yapılması çok, ama çok ağırıma gidiyor!
Dünyanın bütün geri bıraktırılmış coğrafyalarında yaşayanlar, ileri gitmişlerin ürtettiği silahları satın alıp birbirlerini öldürmeyi sürdürüyorlar hala...
‘Kendi parasıyla ölüm satın alanlar’ listesinden ne zaman çıkacağız ki biz?