PAPADOPULOSLAŞMIŞ ANASTASİADİS

Sami Özuslu

2004’tek referandumda Papadopulos Kıbrıs Rum liderliği koltuğunu işgal ediyordu. Dönemin DİSİ lideri Anastasidis, ‘Evet’ diyen tek parti başkanı konumundaydı. Bu yüzden Kıbrıs’ta federal çözüm mücadelesi verenler tarafından umut olarak görülüyordu.
Dönemin AKEL liderliği bile önceleri ‘Evet’ deme kararı almışken, referanduma sayılı saatler kala ‘Hayır’a dönerek büyük hayal kırıklığı yaşatmıştı. O ‘Hayır’ın yarattığı tahribat öyle kolay düzelmedi.
Hristofyas’ın Talat ile beraber Başkan oldukları dönemde yeni bir umutlanma oldu. O dönemde birçok adım da atıldı. Güven Yaratıcı Önlemler çerçevesinde kimi önemli kapılar da açıldı. Lokmacı geçiş noktası bunlardan biriydi…

*  *  *

Arasta ile Ledra Caddesi’nin (Uzunyol) açılmasının birçok açıdan önemi vardı.
Bölünmüş Lefkoşa’nın Surlariçi diye bilinen eski şehrin (old town) çarşıları yarım asır sonra yeniden birleşmiş oluyordu.
Bunun hem siyasi, hem sosyo-psikolojik ama hem de ekonomi bakımından son derece büyük önemi vardı. Zira özellikle kuzeydeki çarşı uzun yıllardır ‘sinek avlıyor’, ekonomik durgunluk nedeniyle kepenkler kapanıyor, Surlariçi kan kaybediyordu. 
Her ne kadar Ledra Caddesi daha hareketliyseydi de, Makarios Caddesi kadar albenili değildi.
2005’te ara bölgedeki devriye sorununu by pass etmek için denenen ‘üst geçit’, Papadopulos’un ‘ohi’si nedeniyle açılamamıştı. Ama Kıbrıs Rum liderliğinin itirazının yanı sıra Kuzey’de de dönemin ‘üst düzey askerleri’, yani Türkiye Genel Kurmay Başkanlığı’nın aleni karşı çıkışları da büyük engeldi. Hatta bu yüzden askerler Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın değil, kendilerinin karargahta düzenlediği resmi tebriklerle milli günleri kutlamaya başlayacak kadar ileri gitmişlerdi.
Buna rağmen Talat ve CTP ağırlıklı hükümet Lokmacı’nın açılmasını, Hristofyas’ın Başkan seçilmesinden kısa bir süre sonra başarmışlardı.
Barışseverlerin o günkü coşkusu film şeridi gibi gözlerimizin önündedir.

*  *  *

Cumartesi günü Ledra Caddesi’nin Rum kontrol noktasındaki ‘kapatma’yı protesto eden ve barikatı yıkıp geçen Kıbrıslı Rum barış gönüllülerinin eylemi, ‘Papadopulos zihniyeti’ni yeniden hortlatanlara büyük bir ders niteliğindedir.
Ve ‘bugünün Papadopulos’u Nikos Anastasiadis’in ta kendisidir!
Kıbrıslı Rum siyasi partilerinin açıklamaları da bu  tespiti teyit ediyor. Zira -bir avuç şımarık, zengin ve de kendisini Yunan sayanların partisi ELAM dışında- bütün partiler, Coronavirüs bahanesiyle dört geçiş noktasını kapatan Anastasiadis’e tepki gösterdi.
Anastasiadis de tepkilerden sonra ‘oryantal’ bir açıklama yapmayı tercih etti. İnsanları geçiş noktalarında perişan eden, kilometrelerce kuyruklar oluşmasına sebebiyet veren ‘dönüşte de kimlik kontrolü’ uygulamasından vazgeçmek zorunda kaldı.
Coronavirüs’ün ‘bahane’ olduğu zaten her halinden belliydi. Anastasiadis –muhtemeldir ki- Türkiye’nin ‘Göçmenlerin Avrupa’ya geçişine izin verme’ ve ‘Maraş açılımı’ gibi konulara tepki olarak ‘kapatma’ kararı aldı. Ama bunu söyleyemedi, adını ‘virüs’ koydu.
‘Geçişlerin kapatılması’nın Türkiye’ye bir zararı olmadığı gibi, çileyi Kıbrıs’ta yaşayan insanlar çekti.
Yani Anastasiadis baltayı taşa vurdu. ‘Büyük siyaset’ yapacak diye kendi insanından, kendi ülkesinin gerçeklerinden koptu.
Kıbrıslı Türkler benzer zihniyetlerle ve çok güçlü, derin güçlerle yıllarca mücadele etti, bedel ödedi, kendisine reva görülen ‘mandıra hayatı’ndan kurtulmak için yüz binlerle meydanlara çıktı.
Lokmacı’da Cumartesi yıkılan barikat, Kıbrıslı Rumların da artık ‘Papadopuloslaşma’ eğilimindekilere pabuç bırakmayacağının göstergesidir.
Toplumlar statükocu siyaseti ve siyasetçileri birer birer devirip ‘aklın ve yüreğin yolu’nu bulacaktır!