Özel sektör çalışanı sokakları ne zaman yakacak?

Mert Özdağ

Her zaman böyleydi ancak pandemi ve 2018 ekonomik krizi de bir kez daha gösterdi ki, Kıbrıs’ın kuzeyinde özel sektör çalışanı olmak acınası bir şeydir, saflıktır, çaresiz olmayı bilerek kabul etmektir.

Hükümetler de bu gerçeği bir dövme gibi kazımak için elinden geleni yaptı yıllarca…

Bu ‘özel’ dönemde yüksek maliyetler kazanan belli sektörlerin önde gelenlerinden söz etmiyorum.

Bir nevi onlar da bizimle aynı alanda ancak çalışmadan kasasını dolduranlar, vergiden çalanlar, yani devlet tarafından beslenenler elbette ki konumuz değil.

Devlet ya da daha popüler haliyle hükümet zaten o para babalarının emrinde bir er gibi.

Kamu ihalelerine bakın, hep bir şaibe var, neden?

Aslında pastayı paylaşamadıkları için çıkıyor bu sesler!

Paylaşmayı becerebilseler, tık da çıkmayacak ya!

***

Vergi vermezler bu paşalar!

Hatta zaman zaman bizzat Bakanlar Kurulu kararı ile ertelenir bunların vergileri…

Ancak ne pandemi, ne ekonomik kriz özel sektör emekçisini akıllara getirir.

Vergiyi onlar öder zira…

Özel sektörün çalışanları…
Zar zor ayakta kalmaya çalışan esnaf.

Küçük işletmelerin sahipleri.

Özel sektörde emek harcayan mimarlar, mühendisler, bankacılar…

Özelde kendi emeği ile para kazanmaya, yaşamaya çalışan kim varsa…

Her yerde emeği olan hemen hemen tüm emekçiler…

***

Kamu görevlileri ile özel sektör temsilcilerini karşı karşıya getirmeyi çok sever bu memleketin yönetenleri…

Bir yerden kısacağında, diğerine işaret eder!

Pandemide de bu bilerek yapıldı, ekonomik kriz döneminde de.

Hâlâ aynı yöntemi kullanıyorlar.

Kamudan mı kesecekler?

Özel sektöre işaret ediyorlar, özele destek mi vermek istemiyorlar?

Kamu maaşlarına, kamu sendikalarının eylemlerine dikkat çekiyorlar, bilerek ve isteyerek.

Aslında emek tarafında yer alan ve aynı düşünmesi gerekenleri farklı noktalara çekerek durumdan nemalanmaya çalışıyorlar ve beceriyorlar.

Bir taraftan ‘özele destek lazım’ diyerek kamudan kesmeye çalışıyorlar, sonra da kestikleri kaynağı başka yerlere harcıyorlar.

Fon denen kavramı da bu anlayış yok etmedi mi?

Bakın krizin en acı günlerinde bile ‘özele maaş desteğini’ kimse gündemine almıyor artık.

Çünkü özel sektörü bunun imkânsızlığına inandırdılar, kamuya da ‘sizden keseri ha’ diye korku saldılar.

Herkes birden sessizleşti!

***

Son günlerdeki tartışmalarda ne var peki?

KIB-TEK’in yakıt alımlarında dönen dolaplar…

Kamu ihalelerindeki paylaşım kavgaları…

O kadar!

Yani devletin parası üzerinden rant kavgası var!

Büyük paraları kimler paylaşacak didişmesi var.

Emek yok!

Emekçi yok!

Pahalılıkla boğuşan sade yurttaşın derdi yok bunlarında gündeminde…

***

Yakında seçim var.

Eşeği önce kaybettirecekler, sonra da eşeği buldurma başarısını gösterip oy isteyecekler.

Nasılsa bu memlekette kamu maaşlarını ödeyen hükümet başarılı değil mi?

Ödersin kamuyu, özel sektörü de o kaybolan eşek tepsin!

Özele maaş desteği mi?
Hadi canım sen de, emekçi düşmanı seniii!

Sesi çıkmayan, kendi evinde dertlenen, sadece dırdır eden bir kesime bunu layık görüyorlar.

Çünkü onların sendikaları yok.

Çünkü onlar grev yapamıyorlar, çünkü onların her talebini “kamu maaşlarından kesinti yapılsın” diye algılıyorlar.

Mesele aslında çok basittir vesselam: Özel sektörün emekçileri/temsilcileri ‘ikinci sınıf vatandaş’ olmayı daha ne kadar kendine layık görecek? Bu statükoya ne zaman dur diyecek?

Kısacası ‘özelin isyanı’ ne zaman çıkacak?

İşte ben o günü bekliyor ve o isyanı merak ediyorum.