Özel Eğitim ve Özel Eğitim Öğretmeni

Salih Sarpten

Kabul etmesek de özel gereksinimli çocuklarımız toplum tarafından kabul dereceleri oldukça düşüktür. Toplumun bilinçlendirilmesi ve bu bireylerin kabullerinin arttırılması en önemli yolu eğitim sistemini buna göre kurgulamaktır. Ne var ki eğitim sistemimizdeki özel eğitimin yeri de eğitimi yöneten zihniyetin özel eğitim anlayışı da oldukça  istenilen düzeyden çok uzaktadır.

Nobel ödülü alan tek matematikçi olan Prof. Dr. John Nash ergenlik yıllarından beri şizofren hastasıydı. Evrim teorisi sahibi Charles Darwin kekemeydi ve hayatı boyunca hiç akıcı konuşamadı. Büyük müzisyen Wolfgang Amadeus Mozart’ta kontrol edilemeyen tikler yaşamasına neden olan tourette sendromu mevcuttu. Bir diğer büyük müzik insanı Ludwig Van Beethoven sağırdı. Büyük ressam Pablo Picasso üst düzeyde disleksi hastasıydı, öyle ki hem öğrenme zorluğu çekiyordu hem de unutkanlık yaşıyordu. Bir diğer büyük bilim insan Stephen W. Hawking sadece beynini kullanabiliyordu. İşte bu dâhilerin tamamı hayatlarının bir yerinde özel eğitimle karşılaştılar ve bu eğitimi aldılar…

Özel eğitim alan tanıdık başka isimler de var; dünyanın en genç profesörü Erik Demaie, ünlü film yapımcısı Astra Taylor, Güney Kore’nin üstün yetenekli dahi çocuğu Sho Yano ve ABD’nin Dışişleri Eski Bakanı Condoleezza Rice’ın da özel eğitim aldığı biliniyor…

Kısacası hangi bireyin; bilim insanı, sanatçı, edebiyatçı veya siyasetçi olacağını bilemezsiniz. O nedenle ayrım yapmaksızın tüm bireylere eğitim vermek zorundasınız. Üstelik özel eğitime ihtiyaç duyan özel insanların eğitimine daha bir önem vermek zorundasınız çünkü adı üzerinde onlar farklı gelişen bireylerdirler.

Çünkü eğitimin temel işlevi bireysel potansiyele işlerlik kazandırmak üzere bireyin yeteneklerini geliştirmektir. Bu durum eğitim süreçlerinin bireylerin özel durumlarına göre düzenlenmesini gerektirmektedir. Bu nedenle, bireye göre ve özel olma eğitimin doğasında mevcut temel bir özelliktir. Eğitimin sosyal adalet ve eşitlik kavram ve anlayışı süreçlerdeki tüm bireylerin bireysel ilgi, kapasite ve yetenek potansiyeli oranında eğitimden yararlanabilmelerini sağlayacak önlemlerin alınmasını gerektirmektedir…

İngiltere 1911’de, ABD 1912’de, İsveç 1937’de, Almaya 1960’da, Finlandiya 1965’de, Yeni Zelanda 1980’de, Türkiye’de 1987’de özel eğitim uygulamalarını tam anlamıyla eğitim sistemlerinin içine entegre etmişler. Biz de ise özel eğitim yasası Ekim 2022’de Meclisten geçti. Ancak aradan 4 ay geçmesine rağmen yasa bağlamında çıkartılması gereken tüzükler henüz hazır değil. Bu nedenle özel eğitime ihtiyaç duyan bireyler için henüz arpa boyu yol gidilmedi.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi “Türkiye’den 50 özel eğitim öğretmenin KKTC’ye gönderileceği” haberi deyim yerindeyse eğitim gündemimize “bomba” gibi düştü. Bu karar nerden çıktı? Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuldu kimse bilmiyor…

Özel eğitim öğretmeni kimdir biliyor musunuz?

Özel eğitim öğretmeni; özel gereksinimli bireylerin eğitiminde etkin rol oynayan kişidir. Her öğrencinin yeteneklerini keşfetmesi ve geliştirmesi için çabalar, ebeveynler ile sürekli iletişim halinde olur. Geleneksel ve modern eğitim tekniklerini harmanlayarak uygular. Öğrenciler ile iyi ilişki kurar. Özel gereksinimli öğrencilerin eğitim ve öğretim hayatına devam etmesine destek olan, bireyin yaşadığı coğrafyadaki alışkanlıklarını, ihtiyaçlarını, geleneksel bağlarını ve kültürel özelliklerini bilen kişidir. 

Özel eğitim elbette özel bir uzmanlık alanıdır. Ancak en iyi özel eğitim öğretmeni her ülkenin kendinin yetiştirdiği özel eğitim öğretmenidir. Çok ciddi sayıda özel eğitim öğretmenliği mezunumuzun olduğu ortada iken, özel eğitim öğretmenliği münhaline başvurular hemen her yıl katlanarak arterken. Neden Türkiye’den veya başka herhangi bir ülkeden özel eğitim öğretmeni getiriyoruz.

Her şeyi Türkiye’den transfer etmek, hangi eğitim sorunumuzu çözdü ki; ciddi bir potansiyele sahipken özel eğitim öğretmenlerimizin de Türkiye’den getirilmesi yoluna gidiliyor…


Aklınızda Bulunsun

Mega Trends

Dünyanın nasıl değiştiğini anlayabilirsek, eğitimin de nasıl değişmesi gerektiğini daha kolay anlayabiliriz. Bunun için kullanılan önemli bir kavram var: Mega Trends… Mega Trands; dünyadaki büyük ölçekli değişimleri anlatan, birden fazla coğrafyayı etkileyebilecek kadar büyük değişikliğe verilen adı olarak tanımlanabilir. İşte değişen dünyanın temel özellikleri:

  1. Daha hızlı bir dünya: Bilgiye çok daha hızlı ulaşıyor ve paylaşıyoruz.
  2. Paylaşım ekonomisi: Neredeyse bütün sektörler dijital platformlarda büyüyor.
  3. Ürün değil hizmet: Artık ürünlerin değil, o ürün bize sağladığı hizmetleri satın alıyoruz.
  4. Teknolojik devrim: Algoritmalar, kodlama ve yapay zeka neredeyse tüm yaşam alanımızı kapsadı.

Dünyadaki değişim bu boyutları içeriyorsa, eğitimdeki değişim de bunları içermeli…


Okumuş muydunuz?

Einstein tarafından söylendiği iddia edilen bir söz var: “Herkes dâhidir. Ama eğer bir balığı ağaca çıkma yeteneği ile sınarsanız tüm hayatını bir aptal olduğuna inanarak yaşayacaktır.” Bu sözü kimin söylediğinin pek bir önemi yok ama ne var ki okullarımızda kendi aptal hisseden çok sayıda öğrencimiz var. Çünkü onları, kendilerine özgü yetenekleriyle değil, geleneksel standartlarla sınıyoruz.