Oyunu değiştirmek

Cenk Mutluyakalı

"Olmayacak duaya amin" diye bir söz var. Bilmiyorum, bu sözün Kıbrıslı Rumlarda bir karşılığı ya da anlamı var mı? 

Kıbrıslı Rum lider böyle bir strateji izliyor sanırım. Israrla "olmayacak" formüllerin peşine düşüyor, denklemlerini çözümsüzlük üzerinden kuruyor ama her ortamda çözüm istediğini bağırıyor.

Uluslararası hukukun ve gerçekliğin dışında bir hedefi dünyanın gündemine taşımaya çalışan Erdoğan'la uzlaşıyorlar bu anlamda...

Her ikisi de "olmayacak dua" peşinde...

Tufan hocam arada kalıyor ne yazık... Hangi birine meram anlatacak? Neyse ki sabırlı...

***
Bu derin güvensizlik ortamında yeni bir geçiş noktası hemen açılabilir... Haspolat / Mia Milia gibi... Akıncılar / Luricina gibi...

Nikos'un uğraşı ise "olmaz"ı masaya getirmek.

Bir düzeni değiştirmek istemiyorsanız, en kolay yol "olmaz"a sarılmaktır. Yapılabilecekleri değil, yapılamayacakları büyüterek alanı kontrol edersiniz. Görünen o ki, Birleşmiş Milletler de Nikos'un bu niyet yoksunluğunu artık açıkça yüzüne vuruyor.

Cyprus Mail'in geçen haftaki başyazısı dikkat çekiciydi:
"BM Genel Sekreteri Antonio Guterres tarafından süreci kolaylaştırmak üzere atanan özel temsilci Maria Angela Holguin, müzakerelerin yeni bir aşamasına geçmek için şu an doğru zaman olmadığını düşünüyor. İki taraf arasında daha iyi hazırlıklar yapılmasını, iki lider arasında güven inşa edilmesini ve güven artırıcı önlemlerin uygulanmasını istiyor."

Tabii Nikos, bu tavrın kendine yönelik olduğunu da görüyor. Cyprus Mail şu soruyu gündeme getiriyor o nedenle: "Nikos Hristodulidis neden bu kadar kaba bir şekilde Birleşmiş Milletler'e karşı çıkıyor? Guterres'in tam desteğini alan Holguin'in yöntemine güvenmiyor mu?"

***
Eğer gidişat bu yöndeyse, Haspolat veya Akıncılar geçişleri neden "tek taraflı bir iradeyle" açılmasın? Belki de artık imkânsızı değil, mümkün olanı zorlamanın vaktidir. Lefkoşa’da iki belediye başkanının ortak aklıyla önerilen Kaymaklı araçlı geçişine de mesafeli durmamak gerekiyor.

Muhtemelen Kaymaklı'ya da –Erenköy'e olduğu gibi– askeri makamlardan "güvenlik" bariyeri gelecektir.

Derinya için de öyleydi geçmişte... Lokmacı (Ledra) kapısını anımsayalım. Köprü yapılmıştı; güya üzerinden yayalar geçecekti, altından askerler... Bugün o geçişler, hayatın en sıradan, en insani parçası haline geldi.

***

“Güvenlik”, “stratejik alan”, “kritik nokta” gibi kavramlar çoğu zaman psikolojik sınırlardır. Çünkü "güvenlik" denildiği anda soru sormak ayıp, itiraz etmek riskli, alternatif önermek neredeyse “tehdit” haline gelir. 

Bu gerekçelerin çoğu birer yanılsamadır; çünkü somut gerçeklere değil, soyut korkuların üretimine dayanırlar. O nedenle bu dayatmaların esiri olmamak gerek.
 

Çünkü gerçek güvenlik; toplumların birbirini görmesi, konuşması, ekonomik ve kültürel bağ kurmasıdır.

Statükonun konforu yerine siyasi risk alma zamanı şimdi... Bu dönem oyun kurma değil, oyun değiştirme dönemi sanırım. Oyun değiştirmenin ilk adımı da "olmaz”a değil, mümkün olana kararlılıkla yönelmek...